Sosyalleşme ve BİREYSİZLEŞME

0
229

Merhaba sevgili okurlarım Her ne kadar son zamanlarda evlerde dar mekanlar da kısa paslaşmalarla hayatlarımızı devam ettirmeye çalışsak ta, umarım yarınlarımız parlak ve aydınlık, özgür olur. Son dönemlerde oldukça bireysizleştirildik. Bireysizleşme neydi? Bireysizleşme bir psikoloji terimidir. Bakalım neymiş?

15 Nisan 1964’te, New York Times Albany’de, New York, 4.000 kişilik bir kalabalık, “Zıpla! Zıpla! Zıpla!” diyorlardı. İntihara meyilli bir genç 12. kattaki bir otel çıkıntısında durdu. Genç, Albany Tıp Merkezinde psikiyatrik bakım altındaydı. Ve görünüşe göre kimse onun çıkıntıdan nasıl çıktığını bilmiyordu. Ama kalabalık büyüdükçe insanlar şöyle bağırmaya başladı: “Haydi, tavuksun!” “Atla! Sorun nedir, seni sarı?” Bir kadın arkadaşına şikayet etti, “Keşke yapsa ve üstesinden gelse. Acele etmezse, son otobüsümüzü kaçıracağız. ” İnsanlar atlayıp atlayamayacağına dair bile bahis yapmaya başladı.

Şimdi, insanların bu şekilde davranmasına ne sebep olur?

Bu, psikologların “bireysizleşme” dedikleri şeye bir örnektir bireyler birey olarak görülmediğinde veya dikkate alınmadığında. Üyeler, birey olarak öne çıktıklarını hissetmezler, ve çeşitli şeyler yapmaya karşı iç kısıtlamalarda bir azalma olur. Sanırım bizler de son zamanlarda değerlerimizi kaybettik hatta Vicdanlarımızı kaybettik ve bireysizleştik, ya da bireysizleştirildik…!!!

Bu konunun Olumlu tarafı, dans etmek, şarkı söylemek, engelsiz olmak. Veya kendini bilinçli hissetmeden performans sergilemek. Ama aynı zamanda bireysizleşmenin daha karanlık bir tarafı da var bu linçlere, toplu tecavüzlere, isyanlara, intiharlara, kadın ölümlerine ,hırsızlıklara, hile yapmaya, yol açabilir— günlük hayatta çoğumuzun güvendiği kısıtlama normlarını ihlal eden şeyler yani. Bu konuda Festinger’ın makalesi oldukça  ilginçtir, ancak psikologlar 1970 yılına kadar  bir çok denemeler yaptılar. Bu konu ile ilgili  Phil Zimbardo “İnsanın Seçimi: Bireyleşme” başlıklı bir monografi yayınladığında, Akıl ve Düzene Karşı Bağımsızlık, İtki ve Kaos konusunu içeriyordu.. Zimbardonun çalışmaları sonucu ilginç bir durum da ortaya çıkar, davranışlar vahşi ve bazen potansiyel olarak şiddet içerir.

Zimbardo’nun teorisini önerdiği zamandan beri düzinelerce laboratuvar ve alan çalışmaları yapıldı, bir çok çalışan bireysizleştirmeye baktı çok hafif vakalardan, aşırı bireysizleşme vakalarına kadar tüm vakalar tek tek incelendi. Sonuçlar karışık olsa da ve etki her zaman güçlü olmasa da, 60 bağımsız çalışmanın 1998 meta-analizi şu sonuca varmıştır: esas olarak, Zimbardo’nun teorisinin temel yönlerinden biri doğrudur, ve bu, daha büyük sosyal grupların, insanı daha güçlü hale getirmesidir. Bireysizleştirme de Kadınlarsa, normları ihlal etme eğilimindeydiler. Bir Afrikalı Amerikalı, Amerika Birleşik Devletleri’nde bir linç çetesi tarafından öldürüldü, 1899 ve 1946 arasında meydana gelen olaylar. Bu çalışmanın bulduğu şey, linçlerin daha kısır hale gelme eğiliminde olduğudur. Kalabalıkların boyutu büyüdü – yani, zulüm içerme olasılığı daha yüksek oldu, kurbanı yakmak veya sakatlamak gibi şeyler görüldü. Kötülükler arttı. Anlaması biraz zor, Bu arada, daha sonra Waco Horror olarak anılacak olan etkinlik sırasında kalabalığın üyeleri Washington’u hadım etti, parmaklarını ve ayak parmaklarını kesti, ve onu bir şenlik ateşinin üzerine astı, alçalttı ve onu ateşin üzerinde iki saat kadar yükseltti. Hayal etmesi bile zor … mafya zihniyetinin beslediği kesinlikle barbarca davranışlar, aşırı bir bireysizleşme vakası. Hatta anonimlik duygusu bile insanları ayırmak için yeterli olabilir. İnsanlar bağımsızlaştığında – bir rolün içine girdiklerinde ve kişisel kimliklerini veya sorumluluklarını kaybederler.

Özetle son dönemlerde oldukça bireysizleştirildiğimiz için toplumda kadın ölümleri, tecavüzler, sapkınlıklar, hırsızlıklar ve intiharlar vs,vs artmıştır.

Bunun tek çare ve ilacı tekrar acilen sosyalleşebilmektir.

En kısa sürede sosyalleşebilmek, kıymetinin farkına vardığımız bir fincan kahveyi ,içerek dostlarımızla güzel sohbetler etmek paylaşmak güzel şeyleri, paylaşmak güzel anıları paylaşmak,

Özetle; paylaşmak acı ve tatlı olan her şeyi, yaşam o zaman anlam kazanır. Yani Dostlar, dostluklar çok önemli.

Hani derler ya paylaştıkça çoğalan tek şey sevgi ve mutluluktur,

Ve azalan tek şey acıdır.

YAŞAM PAYLAŞTIKÇA GÜZELLEŞİR

PAYLAŞIN BİR GÜNAYDINI, PAYLAŞIN BİR SELAMI, PAYLAŞIN BİR LOKMAYI,PAYLAŞIN KULLANMADIKLARINIZI,PAYLAŞIN SEVGİNİZİ KISACA PAYLAŞIN HER ŞEYİ ,PAYLAŞMAK TOPLUMSAL SAĞLIKTIR,MUTLULUKTUR.

En güzel günler hepimizin olsun.

Nesrin AKKOÇ/Sanatçı / Yazar

Paylaş
Önceki İçerikHaciz İhnarnamelerine karşı Menfi Tesbit Davası
Sonraki İçerikK-AK MESUT DÜRTTÜ SENİ UYAN SUNAM
Nesrin Akkoç
Yüregi sevgi dolu yaratilani seven yaratandan dolayi sözüne kalpten inanmis, insani ve insanligi seven yüce yaratanin yarattigi bütün canlilara sevgi  , sevgi  DUYAN ve hosgörü ellerini uzatan degerli sanatçi Nesrin AKKOÇ bizlere bahsedilen bu güzelim dünyayi gelecek nesillere tasinmasinda ve yasanabilir BIR dünya mirasi birakabilmenin mücadelesini veren kalbi bu cennet vatanimiz için atan sorumluluk duygusunu tasiyarak  DÜNYA Çevre Bilinci ve Egitimi Dernegi kurucu baskanligini yürüten Nesrin AKKOÇ 1988 Milliyet Sinema Kraliçesi seçildi. Mehmetçik Vakfının bir çok sunumunu yapmiş, Umut Çocukları, Sakatlar Cemiyeti, ÇYDD gibi kuruluşlarda gönüllü K.S.K. başkanlığı görevlerini üstlenmiştir.