Konuğumuz Uğur Fıskeci Konumuz Vergi ve Engellilik halleri

0
180

Sayın Uğur Fıskeci öncelikle okuyucu kitlemizle sizi tanıştırmak istiyoruz..Azminiz, örnekliğiniz, mağdur ve mazlum yanında yer alan mesleki tavrınızla bu tanıtıma katkı sağlarsanız tarihe de bir not düşmüş oluruz..

Mali Müşavir ve Bağımsız Denetçisi UĞUR FİSKECİ 1961 Ankara doğumludur.İlk,orta ve Lise eğitimini Ankara’da tamamladıktan sonra Yüksek Öğrenimini Bursa İktisadi ve Ticari İlimler Akademesi,Balıkesir İşletmecilik ve Turizm Yüksek Okulu İşletme bölümünde tamamlamıştır.1982 yılında Muhasebe mesleğine başlamış ve 12 yıl Ankara ve Balıkesir’deki muhtelif şirketlerde muhasebe elemanı ve muhasebe müdürü olarak çalışmış , 1995 yılında Balıkesir Merkez’de Mali Müşavirlik ofisini açmış ve halen faaliyetine devam etmektedir.Mali Müşavirlik yanında Kamu Gözetim Kurumu lisanslı Bağımsız Denetçisidir.Adli bilirkişilik yapmaktadır(özellikle Vergi Mahkemesi) .Ofisimiz bünyesinde hepsi deneyimli 6 çalışanımız olup,ayrıca müşterilerimize çözüm ortağı olduğumuz Fiskeci Hukuk Bürosu ile hukuki destekte verilmektedir.

-İş hayatında mükelleflerinizle birlikte gerek onlar adına gerek profesyonellik adına Vergi  davaları ve mali danışmanlık  yaptığınızı biliyoruz.. Teknik ve mevzuatı değişken ve geniş kapsamlı olan bu saha da var olduğunuz için öncelikle tebrik ederiz.. Vatandaşlarımız açısınan öncelikle vergi davası ne demektir..? Hakkını savunmayı. Bilmeyen vatandaş çocuklarına miras olarak ne bırakır? Mirasçı Bıraktıkları mirası reddederse sorun çözülüyor mu?

Türk vergi sistemi ve hukuku eş değer ülkelere göre çok karmaşık,kafa karıştıran,sık sık değiştirilen ve uygulamalar arasında geçişte hataya çok uygun ve “vergi cezalarına” dayanan bir sistemdir.Durum böyle olunca uygulamada hemen hemen her vergi incelemesi sonucunda ceza tahakkuku olan vergi tekniği raporları düzenlenmektedir.Vergi incelemesi çok teknik ve uzmanlık isteyen bir konudur.Amaç vergiyi doğuran olayın doğru ve objektif olarak tespiti ve varsa bir noksanlık vergi farkı ve buna bağlı vergi cezasını tahsil etmektir.Ülkemizde vergi inceleme oranı oldukça düşüktür,yaklaşık %2 dolaylarındadır.

Vergi ihtilaflarında mükelleflerin kazanma oranı %60’ların üzerindeyken son yıllarda vergi yargısında, mükelleflerin öteden beri ileri sürdükleri gerekçelerin dikkate alınmadığı, mükellef lehine olan kararların idare lehine evrildiğini izliyoruz.

Örneğin;

Vergi tekniği raporunun tebliğ edilmemesi halinin artık vergi/ceza ihbarnamelerinin iptali sebebi olarak kabul edilmemesi,

Zaman aşımının son yılında zaman aşımı süresini uzatmak için yapılan takdire sevk işlemlerinin yargı organlarınca artık kabul görmesi,

Hesap dönemi kapandıktan sonra belge düzenlenmediğinden bahisle kesilen özel usulsüzlük cezalarının kabul görmesi,

Bu durum, geçmişteki yargı kararlarının emsal olarak kullanılmasını anlamsız kıldığı gibi, mükellefin idari yargıya güvenini de olumsuz etkilemektedir. Aynı olayın farklı zaman dilimlerinde aynı yargı organlarınca farklı şekilde karara bağlanması adalete olan inancı zedeler.

Tüm bu bilgiler sonucunda Türk vergi mükellefi vergi davalarına nasıl bakıyor; Türk vergi mükellefi çok zorunlu olmadıkça vergi dairesinin kapısından girmek istemez.Basit bir imza işlemi için bile mükellefi Vergi Dairesine yönlendirmek deveye hendek atlatmaktan zordur.Hal böyle olunca ortalama vergi mükellefi haklı olduğuna emin olduğu durumlarda bile vergi dairesi aleyhine dava açmak istemez.Eğer şartlar uygunsa uzlaşmaktan yanadır.Ülkemizde vergi sistemimizdeki boşluklar gerçek kazancın vergilendirilmesine imkan tanımamaktadır.Verginin adil ve tabana yayıldığını söylemek nerede ise imkansızdır.Az kazanandan az,çok kazanandan çok vergi alındığı söylemi bir şehir efsanesidir.Durum böyle olunca maalesef bir kısım mükellef usule aykırı yollara başvurmaktadır.Bu nedenlede bir çok mükellef vergi davasını tercih etmez.Usule tam uyanlar açısından da “vergi dairesi beni kara listeye alır” inancı ve korkusu ile dava yerine uzlaşarak ödemeyi tercih etmektedir.Hatalı ve aceleye gelen vergi incelemeleri vergi adaletine olan inancı zedelemekle beraber mükellefin korkması sonucu hakkını aramak yerine kabullenmek ve bu kültürü bir sonraki nesline aktararak Maliye alanında gerçekçi ve adil bir sisteme geçilme talebi giderek hayal olmaktadır.

Milletimiz vergi dendiğinde yüreği buz kesiyor..Bunun sebebi sizce nedir?Devlet politikalarının yıllara dayalı yanlışlıkları bunun üzerinde etkili midir? Zira Biz biliyoruz ki vergi olmazsa devletin geliri olmaz. Geliri olmayan devletde ne fakirine bakar ne yatırım yapar ne de hizmet üretir.. Bu yanlışlık nasıl düzeltilir.?

Vergi dünyanın her yerinde zorla alınan,severek verilmeyen ve verildiğinde karşılığında hiçbir şey alınmayan bir gerçektir.Doğru ya,örneğin gelir verginizi ödüyorsunuz size sadece bir makbuz veriliyor mesela bir oturma odası takımı,çamaşır makinesi ya da bir teneke yağ verilmiyor.Ülkemizde genel olarak mükellef Kdv ödemek istemez.Muhasebe mesleğinde olanlar her ay “şu kadar TL kdv ödemeniz çıktı” derken sırtından terler,sanki onun suçuymuş gibi.Aylık alışın satışın bunların kdv’si topla çıkar hesap basittir,ya ödersin ya da alacaklı kalır bir sonraki aya devredersin.Zaten Kdv emanet bir paradır,mükellefin kazancı değildir.Sırf bu nedenle mali müşavirini değiştiren ,falanca mali müşavir kdv ödetmiyormuş diye(bu nasıl olabiliyorsa?) yollarını ayıran mükellef grubu ne yazıkki ülkemize özgü bir gerçektir.Sonuç olarak Türk Vergi Mükellefi vergi ödemeyi SEVMEZ.Ancak ödüyormuşçasına devletinden hizmetide bekler bu da bir gerçektir.Burada asıl problem vergi sistemimizin adil ve gerçekçi olmamasından kaynaklanmaktadır.Türk vergi sisteminde harcamadan yola çıkılarak (az harcayandan az,çok harcayandan çok) vergi alınmayıp,bir çok giderin “kanunen kabul edilmeyen gider” kavramının içine dahil edilmesi vergi mükelleflerinde adil vergileme yapılmadığı kanısını güçlendirmekte,yaşamı için elzem kısımdan da vergi alınması sonucu yan yollar arayışını artırmaktadır.Bu ucube sistem ülkede “fakir şirketlerin zengin patronları” kavramını

yaratmış,gerçekte öz kaynak olması gereken paradan vergi alınması ve iş insanlarını bankalara borçlu hale getirmiştir.

Mevzuatımızda Engellilik derecesi ve uygulaması sizce Uygun mudur?Bir kısım kimselerin bunu ötv anlamında araç alımında kötüniyet li kullanıyorlar. Ne dersiniz?  

Engelli vergi indirimi nedir? Vergi muafiyetinden kimler faydalanır?Herkes bir engelli yakalamış gibi rapor peşinde koşup ucuz araba peşinde koşmaları ile fırsatçılığa çevirmelerine ne diyorsunuz?

Kendisi, bakmakla yükümlü olduğu eşi veya  çocuğu engelli olan işçi ,memur ve serbest meslek erbabı  ayrıca basit usule tabi mükellefler ( Kapıcılar, serbest bölgelerdeki iş yerlerinde çalışanlar,gemi adamları ile yurtdışında inşaatlarda çalışanların ücretlerinden vergi kesintisi yapılmadığı için vergi indirimi talep edilemez.) engelliler için sağlanan vergi avantajlarından faydalanabilir.Engellilik derecesi dünya standartlarına uygundur ve ilgili sağlık kurumlarında tıbbi heyelerce tespit edilmektedir. 

Yıllar İtibari İle Vergi indirimi Tutarları ve Sağlanan Vergisel Avantajlar

http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/sevdaelmas/001/a.jpg

Ülkemizde uygulanan asgari ücret göz önüne alınırsa bu istisna tutarları oldukça azdır.

Engelli indirimi ile ÖTV indiriminin herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. ÖTV indiriminde kullanılmak üzere rapor almak isteyenlerin direkt olarak hastanelere başvurmaları gerekmektedir.

Engelli bireylerin ÖTV muafiyeti hakkını belirleyen en önemli unsur, Engelli Sağlık Kurulu raporunda belirtilen engel oranıdır. 2018’de yürürlüğe giren yeni yasaya göre engel oranı %90 ve üzeri olan bireyler ÖTV’den muaf olarak bir otomobil sahibi olabilirler. Bu bireylerin araç kullanmasının mümkün olmadığı durumlarda, 3. dereceye kadar yakınları da B sınıfı bir ehliyet sahibi olmak kaydıyla, engelli bireye ait bu araçları kullanabilmektedirler. Tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %90 ve üzeri engel sahibi bireylerin raporlarında, araç kullanmalarına engel bir durumlarının olmadığının belirtilmesi ve H sınıfı ehliyet sahibi olmaları kaydıyla, kendilerinin de bu araçları kullanmaları mümkündür. Raporda belirtilen ortopedik engel oranı %40 ve üzerinde olan engelli bireylerin bu istisnadan faydalanabilmesi için; kişinin engeline özel aksam ile hazırlanmış aracını kendisinin kullanmasına engel bir durumun olmadığı açıkça belirtilmiş olmalıdır. Ancak bu koşulla ÖTV muafiyetinden faydalanarak araç sahibi olabilir ve bu araçları kendileri kullanılabilirler.Örneğin %60 Ötv indirimli brüt fiyatı (1,6 motor üstü hariç) 300.000.-Tl olan araç engellilere 187.500.-Tl’den (sıfır araç) satılmaktadır.Çok önemli bir vergi avantajı olduğu bir gerçektir.Peki bu durum bir takım istismara yol açabilir mi? Bunun için ilgili mevzuata göz atalım; 

Engelli kişinin trafikte araç kullanması uygun bulunmazsa “Karayolları Trafik Yönetmeliği”nde belirlenen şartlara göre kullanabilecek kişiler şunlardır:

Araç satın alımında ruhsata kaydedilen 3 kişi,

Engelli bireyin 2.ve 3.derece akrabaları,

Engelli kişinin iş arkadaşları noter onayı alarak engelli aracını kullanabilirler.

NOT-1: Bu kullanım serbestliği %90 ve üzeri engeli bulunan vatandaşların araçları için geçerlidir.

NOT-2: Yurt dışından getirilen engelli araçlarını da 3.dereceye kadar akrabalar kullanabilir.

NOT-3: H sınıfı sürücü belgelerinde istisna söz konusudur. H sınıfı sürücü belgesi bulunan başka bir engelli de özel donanımlı engelli aracını aynı belge ile kullanabilir.

Engellinin kendisi ya da ruhsatta adı geçmeyen kişiler dışında aracın kullanılması durumunda araç bağlanır ve sürücü ile ruhsat sahibine idari para cezası uygulanır.

Engelli araçlarının kullanmasına izin verilenler,eğer engellinin araç alma niyeti yada durumu yoksa elbette avantajlı alabilirler.Ancak araç engelli adına tescil edileceği için bu duruma razı ve bu riski almaları gerekmektedir.Ben olsam göze alırmıyım? Engelli yakınıma güvenim tamsa alırım.

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 31’inci maddesi nin çalışan ve işveren açısından  Ayrıca 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının 3 bendinde serbest meslek erbabı ve çalışanları için öngörülen düzenlemeyi yeterli görüyor musunuz?

Gelir vergisi kanununun 31.maddesi ile “sakatlık indirimleri” düzenlenmiş olup şöyledir;

Çalışma gücünün asgarî % 80’ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabı birinci derece sakat, asgarî % 60’ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ikinci derece sakat, asgarî % 40’ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ise üçüncü derece sakat sayılır ve aşağıda sakatlık dereceleri itibariyle belirlenen aylık tutarlar, hizmet erbabının ücretinden indirilir.

Sakatlık indirimi;

  • Birinci derece sakatlar için  2021 yılı için (1,500 TL),
  • İkinci derece sakatlar için 2021 yılı için (860 TL),
  • Üçüncü derece sakatlar için 2021 yılı için (380 TL) dır.

89.madde düzenlemesi şöyledir;

3. Serbest meslek faaliyetinde bulunan veya basit usulde vergilendirilen (6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişen ibare. Yürürlük; 03.05.2013) engellileri beyan edilen gelirlerine, 31 inci maddede yer alan esaslara göre hesaplanan yıllık indirim (Bu indirimden bakmakla yükümlü olduğu (6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişen ibare. Yürürlük; 03.05.2013) engelli (10) kişi bulunan serbest meslek erbabı ile hizmet erbabı (tevkifat matrahı dahil) da yararlanır.).

Bu iki maddede belirlenen rakamlar verginin matrahıdır,net fayda çok düşük kalmaktadır.Örneğin asgari ücretli bekar bir çalışan aylık (agi dahil) 2.826-Tl almakta iken,aynı çalışan 1.derece engelli olduğunda eline geçecek ücret 3.014.-Tl olmaktadır.Fark 188.-Tl’dir.Aylık 188.-Tl fark bir engellinin yaşamında ne derece bir iyileşme sağlayabilir takdir sizindir.

Asgari geçim indirim oranı engelliler açısından ne ifade ediyor..? İş verenler işçilerine bunu yansıtıyor mu? 

Asgari geçim indirimi gelir vergisi kanunu ile düzenlenen ücret geliri elde edenlere medeni durum ve çocuk sayısına bağlı olmak üzere sağlanan bir gelir vergisi  “istisna”sıdır.Kısaca Agi diye tanımlanan bu istisna rakamı engelliler için ayrı belirlenmemiş olup tüm ücretlilere aynı liste

uygulanmaktadır.Sakatlık indirimi gelir vergisi matrahından indirildiğinden agi ödenecek gelir vergisini ,dolayısı ile ele geçen net ücreti etkiler. Örnekler;

1.derece sakatlık indirimi sağlanan bekar,asgari ücretle çalışan bir ücretlinin agi dahil eline geçen; 3.014.-Tl

2.derece sakatlık indirimi sağlanan bekar,asgari ücretle çalışan bir ücretlinin agi dahil eline geçen; 2.955.-Tl

3.derece sakatlık indirimi sağlanan bekar,asgari ücretle çalışan b ir ücretlinin agi dahil eline geçen;

2.883.-Tl ‘dir.

Asgari ücret son birkaç yıldır “agi dahil” açıklandığından (2021 için agi hariç net 2.558, agi dahil 2.826) işveren ödeyeceği net ücretin hesabını yaparken agi dahil yapmaya başlamıştır.Bu nedenle İşverenler asgari geçim indirimi dahil ücretleri genel olarak çalışanlarına yansıtmaktadır.

Engelli vergi indirimi için nereye müracaat etmelidir? Engellilik oranını nasıl belirlenmelidir?

Engelli indiriminden yararlanmak için İlgili sağlık kuruluşundan alınacak heyet raporu ile bağlı olduğu vergi dairesine müracaat edilerek uygulanacak indirim oranını belirten yazı alınması gerekmektedir.

Vergi davalarında dava açmak süresi ne zaman başlar? Zaman aşımı süresi var mıdır?

7061 Sayılı Kanun ile vergi mevzuatında yapılan son düzenlemeler neticesinde güncel vergi davası açma süreleri aşağıdaki gibidir.

DAVA KONUSU DAVA AÇILACAK MAHKEME DAVA AÇMA SÜRESİ DAYANAĞI
VERGİ/CEZA İHBARNAMESİNE VERGİ MAHKEMESİ TEBLİĞDEN İTİBAREN 30 GÜN İÇİNDE VERGİ USUL KANUNU 2577 SAYILI KANUN İŞLEM YÖNERGESİ
İTİRAZİ KAYITLA VERİLEN BEYANNAMEYE AİT TAHAKKUK FİŞİNE VERGİ MAHKEMESİNE TAHAKKUK TARİHİNDEN İTİBAREN 30 GÜN İÇİNDE 2577 SAYILI KANUN İŞLEM YÖNERGESİ
ÖDEME EMRİNE VERGİ MAHKEMESİNE TEBLİĞDEN İTİBAREN 15 GÜN İÇİNDE 6183 SAYILI KANUN 2577 SAYILI KANUN İŞLEM YÖNERGESİ
HACİZ VARAKASINA VERGİ MAHKEMESİNE HACİZ TARİHİNDEN İTİBAREN 30 GÜN İÇİNDE 6183 SAYILI KANUN 2577 SAYILI KANUN İŞLEM YÖNERGESİ
İHTİYATİ TAHAKKUKA VERGİ MAHKEMESİNE İHTİYATİ TAHAKKUKUN BİLDİRİM TARİHİNDEN İTİBAREN 7 GÜN İÇİNDE 6183 SAYILI KANUN 2577 SAYILI KANUN İŞLEM YÖNERGESİ
İHTİYATİ HACZE VERGİ MAHKEMESİNE HACİZ TARİHİNDEN İTİBAREN 15 GÜN İÇİNDE 6183 SAYILI KANUN 2577 SAYILI KANUN İŞLEM YÖNERGESİ
İŞYERİ KAPAMA KARARINA İDARE MAHKEMESİNE YAZININ TEBLİĞİNDEN İTİBAREN 30 GÜN 2577 SAYILI KANUN İŞLEM YÖNERGESİ
TEMYİZ DAVASI AÇMA DANIŞTAY’A KARARIN TEBLİĞİNDEN   İTİBAREN 30 GÜN  

Dava açma sürelerinden sonra açılan davalar usulden reddedilir.

Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesine göre, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğramaktadır. Hesap dönemi takvim yılı olanlarda vergi alacağının doğduğu takvim yılını izleyen yılın başından itibaren beş yıl geçmesi halinde ilgili alacak zamanaşımına uğramaktadır.

6183 sayılı Kanunun 102 nci maddesinde “Amme alacağı, vadesinin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar”diyor.. ASLINDA BU  bir çok alacagım tahsil edilemeyeceği anlamı taşır mı? Vatandaş ve şirketler bu konuda dava yoluna gidiyor mu?

Vergi dairelerinde en çok dikkat edilmesi gereken konu vergi alacağını zaman aşımına uğramadan tahsil etmektir.Ancak bu konuda gerek idari gerek siyasi konjoktür nedeni ile savsaklama yaşanabilmektedir.Bu durumda normal şartlarda bir çok alacağın zaman aşımından tahsil edilememe riski oluşmakta ancak vergi daireleri farklı yöntemlerle zaman aşımını kesmenin yollarını bulmaktadır. Bunlardan birincisi, takdir komisyonuna başvurulması; ikincisi ise, mücbir sebeptir.Sonuç olarak şunu söylemek yanlış olmaz; Vergi Dairesi zaman aşımını kesmenin mutlaka bir yolunu bulur.Zaman aşımına dair meslek yaşamımda dava açılmasına pek rastlamadım

Bankalare e haciz uygulaması, ve kaldırılması ile ilgili yaşanan zorluklar bir çok işletme sahibini magdur ediyor ve magduriyet sebebi ile ticaret Erbabı da borcu ödeyrme z hale düşerek vergi de tahsil edilemeze dönüşmektedir.. Bu işte bir tezatlık var mı?

Kesinlikle tezat var.Ancak vergi alacağı için çoğunluk varsa araç haczi tercih edilmekte ve nadiren satışı istenmektedir.Banka hesaplarına uygulanan e-haciz uygulaması işin doğasına aykırıdır.Mükellef borcunu ödeyebilmek için faaliyetine devam edebilmelidir,yoksa borcunu nasıl ödeyebilir? Faaliyetin devamıda sağlıklı nakit akışı ile mümkün olabilmektedir.Banka hesaplarında haciz olanlar tahsilatlarını ya eşinin ya da çocucuğun hesaplarına tahsil etme yoluna gitmekte,ancak parayı yollayacak olanın buna razı olma riskini almaması büyük sıkıntılara yol açmaktadır.Ayrıca 7.000 tl üzerindeki işlemlerin banka ve benzeri araçlarla tahsil/ödeme zorunluluğu olması,aksi halde vergi cezaları ile muhatap olma çok büyük sıkıntıların yaşanmasına yol açmaktadır.Vergi daireleri araç haczi ve alacağın temliki ile yetinmelidirler.Banka hesaplarına e-haciz uygulaması bindiğimiz dalı kesmektir.

Yeniden yapılandırma yasası ile değerlendirmeniz nasıl? Salgın sürecindeki ödeme takvimi yasadan beklenen faydayı sağlar mı?

Yeniden yapılandırma yasası (7256 sayılı yasa) özellikle pandemi döneminin getirdiği büyük sorunlar dikkate alındığından attığı taş ürküttüğü kurbağaya değmemiştir.Çok yetersiz,kapsamı dar ve ödeme planı yaşadığımız pandemi gerçeği ile hiç uyumlu olmamıştır.Vergi ve prim borcu olanların yasadan yararlanıp borçlarını yapılandırmaları bunları ödeyebileceği anlamına gelmemektedir.Can havliyle yapılmış,ya nasip denmektedir.Taksit ödemeleri Şubat ayı sonundan itibaren başlamış,mükellefler ilk iki tasitin ödenmemesi yapılandırmayı bozacağı için borç harç ödemeye çalışmıştır.Pandemi devam etmekte bir çok sektör kapalı,açık olanlarada insanlar salgın nedeni ile gitmemektedir. Yapılandırma ödeme takvimi KESİNLİKLE YASADAN BEKLENEN FAYDAYI SAĞLAYAMAYACAKTIR.