”Mirası da kaçırırım altını da..”

0
887

Miras bırakan ın ilk evliliğinden bir kızı ve sonra ki evliliğinde ölen eşinden oğlu bulunmaktadır…Miras bırakan ölmeden 10 yıl evvel tek mal varlığını sonraki eşinin kız kardeşine gerçek değer üzerinden çıplak mülkiyetini satıp intifa hakkı olarak kullanmaya devam etmesi MUVAZAA  oluşturur mu? Tek basına tek mal varlığı olması şeklinde bakarsak bu bir ma kacırmadır deriz. Mıras bırakan ın 10 yıl önceki irade si araştırıldıgında ise gerçek durumun ne olduğunu ve maddi hakikati buluruz..

”Ölüm de miras da haktır” toplum da ki yaygın inanışa göre ortaya cıkmış atasözü gibi dolaşan bu söze bakarak bir çok mirascı anne veya babasının sağlıgında yaptığı işlemler üzerine gitmesi sebebi ile aile içi öldürmelere kadar varan birlik ve dirliği bozucu eylem ve davalara şahit olmaktayız..

Mahkemelerin yerel düzey de farklı tutum ve uygulamaları karar veren hakimlerin yerel özellikleri ,hukuki anlayışları farklı sonuçlara yol actıgını ve toplumsal huzursuzluklara kadar uzayan zincirleme bir reaksiyona sebep olduklarını görüyoruz..

Şekilsel ve içerikten yoksun incelemeler bir çok hak zayıatlarına sebep olduğu gibi farklı cezaı sonuçları olan eylemlere de kaynaklık yapmaktadır.

Miras bırakan  ölmeden önce hukuka uygun bir sözleşme yapmış olabilir ya da hukuka uygunmuş gibi uydurulmuş bir işlem yapabilir. Uygulama da ortaya çıkan sonuçlar

1-Hukuka uygun olarak yapılmış olsa bile uydurulmuş vasıf da olduğundan İŞLEM GEÇERSİZDİR.Dava zamanaşımına tabi değildir.

2-Hukuka uygun olarak yapılmaış ve uydurulmuş bir işleme dayalı olarak yapılmıs sa her halukarda geçersizdir. Zamanaşımına tabi olmadan iptal edilir.

3-Miras bırakan ın sağlıgında yapmış olduğu ve sonradan öldüğünde aleyhine işlem yapıldıgını düşünen mirascının actığı dava da mirascı yararına yapılmış eylemler olup olmadıgı araştırılmalıdır..

Uygulama da ilk iki madde de ki hususlar derinlemesine araştırılırken 3.bendin yargıtay ın yerleşik içtihatlarında muris in gerçek iradesinin pek üzerinde durulmadıgına şahilik etmekteyiz. Taraflar bu konuda talep de bulunmaz ve dava dilekçesinde es geçerse yandı gülüm keten helva..

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 6.5.2015 tarih ve E.2013/1-2302, K. 2015/1313 sayılı kararı kapsamında “ Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda zaman aşımının söz konusu olmadığı, işlemin muvazaalı olması durumunda üzerinden bir zaman geçmesi halinde geçerli hale gelmeyeceği ve herhangi bir süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği kuşkusuzdur. Bu sebeple muris muvazaasına dayalı olarak dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca, tarafların toplanan ve toplanacak tüm delilleri değerlendirilmek suretiyle, miras bırakanın davalılara yaptığı temliklerin yasal ilkeler doğrultusunda mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olup olmadığının tespiti ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, anılan husus göz ardı edilerek neticeye gidilmiş olması doğru değildir.”şeklinde bir sonuca varmak suretiyle bu tür davaların açılması bakımından herhangi bir zaman aşımı süresinin söz konusu olmayacağını belirtmiş bulunmaktadır.

Yargıtay 1.Hukuk Dairesi nin 2012/8722 e ve 2012/9790 k sayılı kararın da Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Davacıların miras bırakanın kızları, davalının ise tek oğlu olduğu, taşınmazın temliki sırasında gösterilen bedel ile gerçek değeri arasında açık fark bulunduğu, özellikle tanık anlatımlarına göre, taşınmazın satışının çevrede duyulmadığı, öte yandan bedel ödendiğinin savunulmasına rağmen intifa hakkının miras bırakan üzerinde bırakılarak yalnızca çıplak mülkiyetin devrinin hayatın olağan akışına uygun bir davranış olmayacağı, davalının taşınmazın miras bırakan tarafından satın alınması sırasında bedelini kendisinin ödediği ve keza muristen devralırken davacılara bedel ödediği yönündeki savunmalarının herhangi bir belge ile desteklenmediği, miras bırakanın taşınmazı satması için ihtiyacı veya makul nedeninin bulunduğunun da kanıtlanamadığı gözetildiğinde, anılan temlikin gerçek bir satış olmayıp mal kaçırma amaçlı ve bağış niteliğinde olduğu sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.” demek suretiyle intifa hakkının miras bırakan üzerinde bırakılarak yalnızca çıplak mülkiyetin devrinin hayatın olağan akışına uygun bir davranış olamayacağı sonucuna varmıştır.

Yargıtay 1. Hukuk daire si  2013/993 e ve 2013/9763 k no lu kararın da miras bırakan ın işlem tarihinde gerçek iradesinin araştırılması gerektiği ve bu konuda ele alınması gereken hususları da nokta atışlı olarak gösterdiğini görmekteyiz…Buna göre ;

”……Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır…”

Mahkeme de araştırılması gereken husus komple mirasbırakan ın gerçek iradesinin mevcut şartlar dahilinde derinlemesine gösterilen deliller ışığında tartışılması ile mümkün olacaktır..

 

Paylaş
Önceki İçerik”Coğrafi İşaretlere İlişkin Afyonkarahisar Buluşması”Semineri düzenlendi
Sonraki İçerikBir Çin Atasözü Der ki “Hakim
İbrahim Halil Eroğlu
AJANS 3C isimli aylık hukuk bülteni çıkardı. FİKİR KULUBÜ isimli kitabı var. www.sende yaz.net te şiirve makale tarzı yazıları bulunmakta çeşitli yerel gazete ve meslek dergilerinde yazı ve makaleleri vardır. www.iheroglu.com adresinde hikaye-makale ve yaşam koçlugu hakkında yazıları bulunmaktadır. Uzun Köprü Lisesi Gaziantep Atatürk Lisesi Ankara hukuk fakülteinde okudu Dernek ve parti yöneticilikleinde bulundu.Futbol masa tenisi ve tenis oynuyor.