Gün 17 ydi saat 03.02 idi yer beşik gibiydi

0
270

İçişleri Bakanlığı, AFAD, DASK, Türk Kızılayı, İBB ve İPKB iş birliğiyle Sultanahmet Meydanı’nda “99 Marmara Depremi Anma Etkinlikleri” gerçekleştirildi.

Marmara Depremi’nin 19. yılı dolayısıyla Sultanahmet Meydanı’nda anma etkinlikleri yapıldı.

Depremde hayatını kaybedenler, İçişleri Bakanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), Türk Kızılayı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Valiliği İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB) iş birliğiyle düzenlenen törenle anıldı.

Meydanda akşam saatlerinde başlayan etkinliğin son bölümünde, 17 Ağustos 1999’da felaketin gerçekleştiği saat olan 03.02’de siren çalındı. Etkinlik, depremde yaşamını yitirenler için İstanbul Müftüsü Hasan Kamil Yılmaz tarafından okunan hatim duasıyla tamamlandı.

Bu arada, Sultanahmet Meydanı’nda zaman tüneli çadırı, afet simülasyon tırı, köpekli arama gösterileri, çocuklar için tırmanma parkuru, Türk Kızılayı kan bağışı ve ikram tırları ile AFAD arama kurtarma araçlarının tanıtımı yapıldı.

Etkinlikte, “depreme hazırlık” teması ve sosyal medyada #HazırOl etiketiyle afet risk ve zararlarını azaltmaya dikkat çekildi. “Marmara Depremi’nden Türkiye Afet Yönetim Sistemi’ne” adlı açık oturum yayını boyunca Marmara Depremi’ne ilişkin belgeseller, kısa filmler ve animasyon filmleri gösterildi.

Programa AFAD Başkanı Dr. Mehmet Güllüoğlu, Türk Kızılayı Genel Müdürü Dr. Kerem Kınık, Sigortacılık Genel Müdürü Murat Kayacı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Daire Başkanı Eray Çınar, Yıldız Teknik Üniversitesi Doğa Bilimleri Araştırma Başkanı Jeolog Prof. Dr. Şükrü Ersoy, Psikologlar Derneği Genel Başkanı Psikolog Dr. Nedret Öztan ile vatandaşlar katıldı.

Etkinlikte konuşan İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, 19 yıl önce kaybedilen canları rahmetle andığını anlatarak, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın belli gerçekleri olduğunu, bu gerçeklere uygun yaşama öğrenilmediği sürece benzer acıların tekrarlanacağını söyledi.

Çataklı, etkinliğin hem yaşanan acıların hem de gelecekte yenilerinin yaşanmaması için insanların duyarlılığını artırmak için yapıldığını vurgulayarak, “Kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının kapasitelerini ortaya koymak ve her an benzer riskler ortaya çıktığında, hazırlıklı olmak için bu tip etkinlikler büyük önem taşıyor. Kapasitemizi artırmak bakımından, hafızamızı tazelemek, vatandaşımıza bu konudaki hassasiyeti aktarmak için ülkemiz genelinde ciddi hazırlıklar var. Gerek kamu kurum ve kuruluşlarının gerekse insanımızın benzer acıları yaşamama adına üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmesine ihtiyaç var.” diye konuştu.

“Depreme karşı tedbir alma bilincinin gelişmesi lazım”

İstanbul Valisi Vasip Şahin de 17 Ağustos’un 19’uncu yılında, depremde yaşamını yitiren vatandaşlara Allah’tan rahmet dileyerek, sözlerine başladı.

Şahin, Düzce depremini yaşadığını ve deprem sırasında görev yaptığını hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Depremin ne denli acılara yol açtığını, yaşayarak biliyorum. Bu acıların ve yaşanmışlıkların tekrar etmemesi lazım. Ülkemiz, insanlarımız bu acıyı bir daha yaşamamalı. Bunun için de millet ve devlet olarak her türlü hazırlığı yapıyoruz, gayretimiz bu yönde. Şurası bir gerçek ki bulunduğumuz coğrafya bir deprem coğrafyası. Neredeyse yüzde 95 oranında depremsellik üreten bir coğrafya. İnsanlarımızın yüze 90’ı, deprem bölgesinde ikamet ediyor. Bu noktada deprem ile yaşama ve depreme karşı tedbir alma bilincinin gelişmesi lazım. İstanbul bu anlamda kritik illerimizin başında geliyor. Çünkü nüfus yoğunluğu itibarıyla en büyük ilimiz. Hem de en büyük fay hattı üzerindeyiz. Bu fay hattı ile ilgili deprem uzmanları çeşitli tahminlerde bulunuyorlar. Bildiğimiz şu ki bu coğrafya deprem üretiyor. Bu depremi, Allah korusun, bir gün bu şehir yaşarsa, en az zayiatla atlatmalıdır. Buna göre hazırlıklarımızı son sürat devam ettiriyoruz. Türkiye Afet Müdahale Planı kapsamında, İstanbul’da da çok ciddi bir afet planlaması yapılmıştır. Afet planlamasına uygun şekilde görevlendirmeler yapılmış ve tüm personel kendi görevini bilmektedir. Bu görev bilincini artırma ve ne yapacaklarını bilgilendirme noktasında da çeşitli tatbikatlar yapılmaktadır. Bunların kimisi masa başında kimisi sahalarda yapılamakta. Bundan sonra daha da hızla artacak.”

“Barınma sorununu halletme adına 2 bin 500 bina belirlendi”

Şahin, kurumlarda çalışanlara ve vatandaşlara yönelik deprem bilgilendirilmesi ve afet bilinçlendirmesi noktasında gayretle çalışmalar yaptıklarını dile getirdi.

Bütün bu çalışmaları İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, konuyla ilgili STK’lar ve askeriye ile yürüttüklerini ifade eden Şahin, “İstanbul genelinde 18 milyon metrekare alan toplanma ve tahliye alanı olarak belirlenmiş durumda. İnşallah yaşamayız ama yaşadığımızda, toplanma ve tahliyelerin nelerde yapılacağına dair planlarımız da düzenlendi. Bunlar vatandaşlarımıza anlatılmaya başlandı. İleride vatandaşlarımıza daha net bir şekilde anlatılacak bu yerler. Depremde barınma sorununu halletme adına yaklaşık 2 bin 500 civarında kamusal alandaki bazı binalar başta olmak üzere binalar belirlendi. Bunların toplam kapasitesi 2,5 milyona yakın. Bunlar ağırlıklı olarak, okul, spor salonları, kamu binaları, yurtlar ve oteller. Bunlar depreme dayanıklı binalar arasından seçildi. Çadırkent ve konteyner alanı olarak 51’i Anadolu Yakası’nda, 100’ü Avrupa Yakası’nda olmak üzere 151 alan belirlendi ki burada da 1 milyon 80 bin civarında insanın konaklama imkanı olacak.” diye konuştu.

“Bin 278 kamu binasını güçlendirdik”

Vali Şahin, İstanbul’da bina stokunun çok fazla olduğunu belirterek, hükümetin bu konuda çok ciddi teşvik ve tedbirler aldığını, kentsel dönüşümün özel kanun çıkartılarak başlatıldığını dile getirdi.

Vatandaşların ayrı bir gayretle farkındalığı yaşaması ve kentsel dönüşüme başlaması gerektiğini aktaran Şahin, şunları söyledi:

“Yüz binlerle ifade edilen rakamlarda binalarda kentsel dönüşüm yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Ancak çok daha büyük bir gayret lazım. Burada da vatandaşlarımızın biraz daha fedakarca davranıp, ‘ranttan ne kadar kazanırım’dan ziyade, ‘ne kadar daha sağlam bir binada otururum’un hesabını yaparsa kentsel dönüşüm amacına daha hızlı bir şekilde ulaşmış olur. İstanbul Sismik Riski Azaltma Projesi kapsamında, Valiliğimize bağlı proje koordinasyon birimi vasıtasıyla şu ana kadar bin 278 kamu binasını güçlendirdik ya da yıkıp yeniden yaptık. 100’e yakın binanın da yeniden yapımı veya güçlendirmesi faaliyeti devam ediyor. Üç hastanemizi depreme hazır hale getirmek için yeniden yapıyoruz. Deprem, bu coğrafyanın gerçeklerinden birisi. Bu ülke zaman zaman bu gerçekle karşı karşıya kalıyor ama şu da biliniyor ki insanları afet değil sağlıksız yapılan binalar öldürüyor. Hepimiz bu gerçekle yüz yüzeyiz ve ona göre hazırlık yapmalıyız. Deprem literatüründe ilk 72 saat profesyonel yardımın gelemeyeceği bir zaman dilimi olarak kabul edilir. Bizim ülkemiz bazen bir saat bazen iki saatte enkazın üzerinde binin üzerinde deprem kurtarma ekibiyle orada bulunabiliyor. 2-3 saat içinde devletin yöneticileri deprem yerine intikal edebiliyor. Bu konuda dünyaya örnek olacak bir çeviklik içindeyiz.”

“Deprem unutulan bir gerçek”

AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu ise afetlerin Türkiye’nin bir gerçeği olduğunu belirterek, “İstanbul Türkiye’nin gözbebeği. Ancak sadece İstanbul değil, Türkiye’nin diğer birçok noktası deprem ve diğer afetlere maruz kalma ihtimaline sahip. Biz de 16 Ağustos akşamındayız bundan birkaç saat sonra 17 Ağustos depreminin 19. yıl dönümünü yaşıyor olacağız. Biz burada istedik ki bunu vatandaşlarımıza hatırlatalım, bunu hatırlatırken de ne bir korku tablosu sunalım ne de böyle bir tehlikenin olmadığını düşünsünler. Bu etkinlikle bunu hatırlatalım istedik.” ifadelerini kullandı.

Güllüoğlu, basın mensuplarının afet yönetiminin önemli bir parçası olduğuna işaret ederek, “Çünkü deprem unutulan bir gerçek, zaman zaman bunu vatandaşlarımıza hatırlatmamız ve unutturmamamız gerekiyor. Bizim insanlar olarak yeryüzü ile barışmamız gerekiyor. O yüzden afetler olmadan önce kendimizi hazırlayabilir, riski azaltabilirsek can kaybını ve maddi kayıpları engelleyebiliriz. Bunları da dantel örer gibi hep beraber kamu, sivil kuruluşlar ve merkezi kuruluşlarla el ele yapmamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.