Evlilik Sözleşmesi mi ?Koruma Kararı mı?O da Ne?

0
399

Batı toplumlarında ,beraber yaşamın gelenek olduğu hatta 2 .claudius zamanında evlilik ve aile kavramı asker sayısında azalmalara sebep olduğu düşüncesi ile yasaklanmış ve aykırı hareketler agır cezalarla cezalandırılmıştır.Evliligin 200 yıl yasaklandığı toplumda EVLILIK SOZLESMESI  bir üst başlıktır

Türkler icinse evlilik uğruna ölünecek kadar kutsal bir kurumdur .Muslumanliķ oncesin de bile es secmeden ttun da evliligin devami ve ölümle sona ermesine kadar kutsal sayilmistir..

Hanım kelimesinin etimolojik incelenmesinde ”hanım” kelimesinin kendisini hanlar hani olarak tanitan Türk Hakanı yanındaki eşini de  ”bu da benim han’ım” diyerek eşe verilen önemi göstermiştir. ..

Bu kutsiyet çağlar öncesinden günümüze kadar gelmiş her nasılsa modifikasyon hareketleri neticesinde kanunlarımız içerisine evlilik sözleşmesi ve koruma kararı çeşitli kadın derneklerinin girişimleri neticesinde hukuk sistemimize girmiştir..

1990 lı yıllar da ilk avukatlık ofisini açtığımızda  boşanmak  ayıp karşılanır ve onusunu bahsederken bile kişi zorlanarak , utana sikila soyleyebiliyor du .Günümüzde artık  kizin annesi babasi bizzat kızına  eslik ederek yanımıza geliyor..Ve bosayacaksin diyerek hırsla bir davayı savasa ceviriyorlar..

                 Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun yayınladığı rapora göre, kadın cinayetleri sayısı bir önceki yıla göre %25 artarak 409 oldu.

2009 yılında Münevver Karabulut’un öldürülmesinin ardından kurulan platform, yıllardır düzenli olarak kadın cinayetlerini hukuki olarak takip ediyor. Kadın örgütünün daha önceki yıllarda yayınlamış olduğu rakamlara göre, 2013’te 237, 2014’de 294, 2015’te 303, 2016’da 328 kadın cinayeti işlenmişti.

Evlilik sözleşmesi diye önümüze sürülen bizim kulturumuze aykiri ve evliligin anlamini zedeleyici bi r alt basamaktır.Eşlerin evlenmeden önce evlilik sözleşmesi imzalamaları artık çok yaygın olarak karşılaşılan durumlardan bir tanesi haline geldi. Evlenme öncesinde ya da sonrasında karı kocanın sahip oldukları ve olacakları malların nasıl bölüşülebileceği ve bu malların kime ait olacağına dair hazırlanan bu sözleşme özellikle evliliğin son bulması halinde her iki tarafın da haklarının korunmasını ve mağdur olmamasını sağlamayı amaçlıyor.Böyle bir durumda eşler birbirine güvensizlik olarak algılayıp zaten 1-0 evlilik muessesesi maglup başlamış olur

Mal ayrılığı -paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı şeklinde 3 rejim öngörülmüştür. Bunları değerlendirmek ayrı bir mkale konusu olsa da içerik olarak toplum bakış açısı evliliğin güvensizliği üzerine kurulamayacagı şeklindedir. Oysa kanunlar toplumsal gerçeklerle birebir eş olmayı gereklı kılar.

Bugün bile orta yas gurubunun anne babalarının kadın eşe, iç işleri bakanı diyerek zaten ev in sorumluluğu kadına yüklediği bir Türkiye gerçeğidir. Mal mülk bile edinirken kadının üstüne yapmak aileyi korumak için öngörülmüş uygulanan tedbirlerdendir. Tapu kadastro Müdürlüğü verilerine göre tapuların %40 a yakını kadınlar üzerine kayıtlıdır. Ağalık zihniyetinin olduğu bölgelerde kadına miras bırakılmayan bölgeler erkeklerin tapu oranını yuksek göstermektedir. Aktif olarak kadının sosyal ve ekonomik olarak hayata katıldıgı alanlarda esler mallarını kadınlarının üzerine yaparlar.

Evlilik içi ilişkilde iyiniyetle konulmasına ragmen evliliğe bitirici darbeyi vuran düzenlemerden birisi de  6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa dır. Bu yasa iki temel tedbir kararı öngörüyor:

1-Koruyucu Tedbirler: Şiddete uğrayan veya şiddet görme tehlikesi altında olan kişiler hakkında koruyucu tedbir kararları. Bunlar şiddete maruz kalan kadın hakkında alınacak tedbir kararlarını (sığınak, hukuki destek, psikolojik destek gibi) kapsar.

Koruma kararı aile büyükleri ve mahalle büyüklerinin araya girmesini tatlıya bağlama işlemini yokuşa sürüp alt kültürde kadın katliamına yol açmaktadır..
Uygulama da kadın şikayetinden vazgeçse bile cezalar infaz edilmekte,daha önceden şartlı tahliye ile infazı olan kocaların infazı yanmakta ”ben yandım sen de yan” diyerek kadına şiddetin dozajini arttırmaktadır..

Uygulama da ki siyah beyaz dışında olmayan ceşidin yeni yöntemlerle geliştirilerek gerçek mana da ailenin korunması sağlanmalıdır. Korunmayan her aile suca yakın cocuk tiplemesi ile tüm toplum fertlerini doğrudan ilgilendirmektedir.

Ne yapılmalı ?Boşanma sayısı ve ayrılmış eş sayısını nasıl azaltabiliriz ? Namus cinayeti ya da namus cinayetine dönüştürülmüş gibi gösterilen kadın cinayetlerini nasıl engelleriz?

1-Terapi Tutanagı(Evlilik öncesi)         2-Tatliye baglma tutanagı(evlilik sonrası)

1-Evlilik ilişkisi başlamadan evvel bir kısım davranışlar belli kalıplar dahilinde yerine getirilmeli ve buna göre olursa  boşanma davasının hukuki neticeleri olmalıdır

Şiddete eğilimi olan erkeklerin belirlenmesi ve evlenme öncesi terapi tutanağı zorunlu olmalı eşine şiddet uygulamayacağı husus da kutsal kitap üzerine evlenme törende sözü alınmalıdır.. Bu söze aykırlılık ,akte aykırılık hali kabul edilmeli velayet tazminat gibi erkek den tüm haklarım alınması sonucunu dogurmaldir..

2-Boşanma davalarında tatlıya baglama tutamakları dava şartı olarak kabul edilmelidir

İkamet mahallesi muhtarı cami imamı komşu büyükleri ile aile büyüklerinden oluşturulan ve hizmet içi eğitimden belli periyodlarda geçen heyet tarafları anlaştırmaya calışmalı ve analşamadıklarında düzenlenen bu tutanak dava şartı olarak Aile mahkemelerınce kabul edilmelidir.

Koruma kararı için tatlıya baglama tutanagı ön şart olmalıdır. Ve koruma kararı verılmeden bu heyetın uyelerı tek tek dınlenmelıdır.Sabit bir heyet olmayıp her mahalle her  toplu konut sahası için ayrı heyetler çözüme katkı sağlayacaktır.
Yoksa kadın cinayetleri kaçınılmaz bir yazgı olarak devam edecektir..