3.5 Okkalık Kafa ile Altın Tartmak-Yemen

0
412

ÜÇ BUÇUK OKKALIK KAFAYLA ALTIN TARTMAK

Yemen’de bu üçüncü haftamız. Yemen sergüzeştimiz, elbette ki ufkumuzda yeni pencereler açtı ve bize de sonucuna pek de memnun olmadığımız yeni perspektifler kazandırdı. Yemen’de en çok konuşulan konu “gat” denilen bitkidir. Burada gündemi gat belirler. Ben henüz çiğneme saadetine eremedim. Gat, bir uyuşturucu değil; tam tersine bir uyarıcı. San’a’da öğleden ikindiye kadar hayat duruyor. Resmi daireler, gayr-i resmi de olsa tatil oluyor, dükkânlar kapanıyor, arabalar çalışmıyor. Yani öğle ile ikindi arası hayat iptal. San’a, ölüşehir. Ama San’a’nın kalbi bu gatla üç buçuktan başlıyor atmaya ve bu adamına göre dokuz buçuğa kadar çıkabiliyor.
Gogol, gelip bu şehri görseydi; eminim ki Ölü Canlar’ı yeniden yazardı. Buraya bir zamanlar Arthur Rimbaud ile Rainer Maria Rilke’nin de yolu düşmüş, onlar da gat çiğnediler mi acaba? Eğer çiğnedilerse, yazdıkları şiirlerde gatın ne gibi bir etkisi olmuştur? Rilke’yi bilmiyorum ama Rimbdad’un çiğnemiş olabileceği gibi bir his var içimde. Çünkü kendisi şiiri bıraktıktan sonra bu siyahlar ülkesinde beyaz kadın ve silah ticareti yapmıştır. Her neyse geçelim bir kalem ve dönelim Yemen altını gat’a!..
Öğle saatlerinde gatını ele geçiren çekiliyor bir köşeye, bizim müseccel eski osmanlı kesikleri gibi gatını çiğneyerek varoluşçuluk imajlarına dühul eyliyor. Yemen’de gat çiğneyenin imajı başkadır. Gat, bu ülkede misyonu ve işleviyle adeta bir kült haline gelmiş. Gat çiğnemeyene ülkede iyi nazarla bakmıyorlar. Gat çiğnemeyene kız vermeme gibi bir vahim duruma geldi mi onu bilmiyorum. Zira bu iş burada adeta erkekliğin raconu gibidir. Hatta gat, Yemende bir Müslüman Oblomovizmi de yaratmış, gençler; gat çiğneyerek Abdülhamit’in yılkı atları gibi yatıyorlar. İş aramayıp ayağına iş bekleyen ve işsizlikten gat çiğneyenlerin sayısı da bir hayli fazla. Abdilhamit yaşasaydı bu Yemen’e bir gathane yaptırırdı.
Adam camiden öğle namazını kılıp çıkıyor, doğru her gün açık olan gat pazarına hayatının yedek parçası olan gatını almaya gidiyor. Bizde de parasına oynamayan mü’min kumarbazlar ezan okuduğunda oyunu devam ettirmesi için kendilerinin yerine bir müşrik bırakırlar. Kendisi namaz kılıp gelene kadar zihninde kâfir işleviyle donattığı o zavallı bu işi devam ettirir. Bunların büyük çoğunluğu memleket için hiçbir şey üretmeyen ve isimlerinin başında kalabalık ünvanlar yazan akademisyenlerdir. Bunlar, seküler hayatı ve dini hayatı birlikte götürdükleri için –devletin laik yapısı gereği- yüksek makamlara gelmiş muteber insanlardır. Onlar, devlet ve tabiat dersinde binlerce öğrenciye katletmişlerdir de adeta öğrencilere ab-ı hayat bahşetmiş Hızır veya İlyas muamelesi görürler.
Gatı, eskiden zenginler çiğnermiş. Sonra Amerika ve Avrupa’nın yardımıyla avam da gatı keşfetmiş. Bugün San’a şehrinde günlük gat sirkülasyonu iki yüz milyon dolar imiş. Batı dünyası uyuşturucuyla halledemediği beyinleri bu defa uyarıcıyla felç etmiş. Zihinler felç olduğu için Yemen’de entelelektüel bir ortam olmadığı gibi herhangi bir edebiyat ortamı da yok. Roman, şiir, hikâye ve deneme gibi türleri çıra yak mumla ara.
Evinde ekmeği olmayan adam burada cebindeki son parayı gata verebiliyor. Gat saati gelince, sanki mehdi gelmiş ya da Hz. İsa gökten yere inmiş gibi herkes gat pazarına koşuyor. Herkesin elinde bir gat poşeti adeta ibadet huşusu içinde gat çiğneme ritüeli tamamlanıyor. Üç gün üst üste çiğnersen yarım, yedi gün üst üste çiğnersen tam hacc sevabı alıyorsun gibi gat çiğnemekte herkes birbiriyle yarışıyor.
Gat, yüksek oranda enfatamin içeriyormuş. Bu yüzden mala davara çok faydasının olduğunu söylüyorlar. Gat, yemen’de Büyük Mal (Kemal Tahir’in romanı değil) olarak o kadar itibar görüyor ki altının esamesi bile okunmaz. Hangi ülkede altın günde yirmi milyon dolar ciro yapıyor? Yani gat, hem insanlar için hem de devlet için çok önemli bi doping; yani her halükarda maça 9-0 galip başlıyorsun. Devlet de gattan başka bir şey düşünmeyen insanları istediği gibi idare ediyor. Burada vatan ve millet gibi bizim kutsallaştırdığımız kavramlar yok. Gerçi bizde vardı da ne oldu? Bir taraftan vatanı milleti çok sevdiklerini söyleyenler bir taraftan da sevdiklerini iliklerine kadar söyüşlediler.
Gatını çiğneyen San’a sokaklarında bahara kavuşmuş Asur Boğası edasıyla gündüz kırk, gece seksen beygir gücünde geziyor. Gat çiğnemek veya kumar oynamak bir bulaşıcı bir ibtiladır. İnsanda öylesine bir alışkanlık yapar ki o dopingi almayan vücut gölbezini kaybetmiş köpek gibi kudurur. Her günü dopingle dinlenmeden olağanüstü yüklenmelerle geçiren vücut kısa zamanda çöker ve daha insanlar 50 yaşına gelmeden imamın kayığına biner attaya giderler. Yani Yemen’de aş ortalaması 50, Elliyi geçenlerin oranı ise % 3’ü geçmiyor. Gat, ağız kanseri yapıyormuş; yapsın, atın ölümü arpadan olsun. Kimsenin umurunda değil.
San’a şehrinin her tarafında itibarlı gat meclisleri kuruluyor. Bu meclislerde memleket meseleleri konuşulur. Osmanlı sarayında ve konaklarında harem odasının olması gibi Yemen evlerinde de gat odaları ve bu odalarda hemen her akşam gat meclisleri kuruluyor. Tabii bu meclislerin hemen her tarafında hazır bekleyen tükürük hokkaları mevcut. Kimsenin evinde mürekkep hokkası yok ama ağaların itibarının bir nişanesi olarak tükürük hokkaları var. Bizdeki kül tablaları gibi bir şey. Çiğne gatını tükür içine. Bizim memlekette köylü vatandaşların kahvede okey oynarken iktidarı yıkıp yerine yeni hükümetler kurarak memleketi kurtarmaları gibi bu gat meclislerinde de üçüncü dünya zihni ve duygusallığı içinde gatın verdiği olağanüstü bir dopingle milyonlarca defa memleket kurtarılıyor.
Gat, Yemen’de sosyal sınıfları da belirliyor ve herkes çiğnediği gatın ederi kadar konuşuyor. Bir riyallik gat çiğneyip de beş bin dolarlık gat çiğmiş gibi konuşamazsınız. Hiç bin riyallik –Türk parası ile 10 liralık- gat çiğneyenle beş bin dolarlık gat çiğneyen bir olur mu? Bu gat, genelde avam, mutavasıtin ve havas gatı olmak üzere üçe ayrılıyor. En pahalısı/kıymetlisi Şami ve Habeşi cinsi gatlarmış. Bağdadi gat niye yok, onu da anlamış değilim. Avam ise zaten bulduğunu çiğniyor. Herkes gat çiğner ama kimse Şeyh Şemberebeddin Efendi gibi çiğneyemez ve yanağını Ahmet Rasim’in eserlerinde anlattığı mutantan Ramazan davulu gibi şişiremez.
Husiler veya diplomatik dille Hûtîler, sürekli “Mevte’l-Amerika” ” Mevte’l-İsrail” diye bağırıyorlar ama hiçbir Amerikalıyı veya İsrailliyi öldürdüklerini görmedik; hep Müslüman öldürüyorlar. Yani her zaman olduğu gibi ölen Müslüman, öldüren Müslüman ve dava da Müslümanlık davası. Bu bir Amerika veya İsrail oyunu değilse nedir? Okumayan ve kitaba düşman olan milletleri, okuyunlar ve her kitaba kitab-ı mukaddes gibi değer veren milletler işte böylesine sürü gibi güderler ve iliklerine kadar da sömürürler.
Ey üçüncü dünya ülkeleri okumayın! Tefekkür sizin neyinize, size tevekkül yeter. Siz gata muhtaçsınız, gat size. Gat olmazsa Yemen ekonomisinden önce Amerika ekonomisi çöker. Çünkü gat üreticileri, esnaf ve aracı tüccarlar kazandıklar yüksek paralarla Amerika ve Avrupa mallarının en lüksünü tüketiyorlar ve böylece Amerika ve Avrupa ekonomisine can veriyorlar. Bir kere bindikleri cipler Obama’nın bindiği jipten çok çok daha pahalı.
Amerika ve Avrupa artık Yemen’i gatla sömürüryorlar. Büyük masraflar gerektiren işgal ve savaşa gerek yok. Yemen zaten manevi açıdan işgal edilerek en üst düzeyde sömürülüyor. Gatla psikolojik ritüel havasına giren ve cezbeye kapılan üç buçuk okkalık kafaların durup da kültür, sanat ve edebiyat vatan millet gibi altın değerindeki kıymetle şeyleri tartacak terazileri yok.
Türkiye’de de beyinler kitapsızlıkla ve okumamazlıkla ve hatta kitap düşmanlığıyla uyuşturulmuş. Ha gat, ha kitapsızlık! Sonu aynı neticeye çıkar.
Gat!
Gatmam abi!..
Gat!
Gattırmam vallahi!

 

HASAN AKTAŞ