CUMHURBAŞKANLIĞINA AÇIK MEKTUP

0
2555

CUMHURBAŞKANLIĞINA AÇIK MEKTUP

BİMER CİMERE YAZMAK SANAL BİR HAK ARAYIŞINDAN FARKSIZ OLDUĞU İÇİN

 

Gebze Fatih Devlet Hastanesi acil servisi pratisyen hekim kadrosundayım ve aynı hastaneye bağlı evde sağlık hizmetlerinde geçici görevle çalışmaktayım.

Hastane acil servisinde sadece 2 nöbet tuttum ve gördüğüm aksaklıkları ve iş ahlakına aykırı davranışları hastanemizde göreve başlamadan önce cenaze sahibi olarak yaşadığım talihsiz bir olayın gerçek sebebi olduğunu düşündüğüm için vatandaş olarak şikâyet ettim.

Şikâyet metinlerini aşağıda belirteceğim ancak bu şikayetler incelenirse çok ciddi soruşturmalar açılması gerekirken mantıksız ve hiçbir yasal inceleme yapılmadan benim ifadem alınmadan acele ile farklı makamlardan aynı cümlelerle hiçbir kamu yararı gözetilmeden dilekçedeki talebimi yazıldığı gibi değil şikâyet ettiğim kişilerin işine gelecek şekilde cevaplanmaktadır.

Buda şu anlama gelir ki bimer başvurularım konunun önemini hemen anlayacak ve halk sağlığı sorunu haline gelmiş keyfi uygulamalara derhal son verecek sağduyu sahibi yetkili kişilerin eline geçmeden elektronik ortamda şikâyet ettiğim kişilerin eline geçmektedir.

Öncelikle ben bireysel ve vatandaş olarak başvuruyorum ve şikayet ettiğim kişiler sayıca fazla ama ben azınlıkta değilim. Ben çoğunluğu temsil ediyorum. Tüm Anadolu da benim sahip olduğum değerlere meslek ahlakına sahip yüzbinlerce hekim gibi hekim olarak çalışan meslektaşlarım var.

Ve hepimize çalışma disiplini ve meslek ahlakını Sağlık Bakanlığı verdi ve bizde usta çırak ilişkisiyle bizden öncekileri örnek alarak elde ettik.

Aşağıdaki daha önce bimer vasıtası dilekçelerde ayrıntıları bulunan annem hakkındaki olayı mahkemeye de verebilir tazminat davası da aça bilirdim. Ancak bu şekilde annemin cenazesinden ben fayda sağlamış olurum ve hiçbir kamu yararı olmaz. Zaten sağlıklı bir soruşturma sonrası amme davası açılacaktır.

Ben mesleki bilgilerimi tıp fakültesinde edindim ama iş ahlakı ile ilgili davranış kalıpları bana Sağlık Bakanlığına bağlı kuruluşlarda çalışırken aşılandı ve başvurulara verilen usulsüz ve mantıksız cevaplara bakıldığı zaman anlaşılıyor ki başvurular olayın önemini kavrayacak yetkili kişilere ulaşmamaktadır bu yüzden bu yazılı başvuruyu yapmayı uygun gördüm.

Özetle ayrıntısı sabime verdiğim dilekçede olduğu üzere hastaların çoğunluğuna tedavi verilmeden ağrıkesici verilip esas tedavi için ertesi gün için uzman polikliniğine git denilerek eve gönderiliyordu.

neden” vatandaş isyan etmiyor mu?”diye sorduğumda alaylı vaziyette “genelge var, genelge öyle yapcak bir şey yok” denilmesi ve watsap yazışmalarındaki alaylı atıflar üzerine ilgili genelgeyi açtım okudum.

İlgili genelge; “Konu:  Acil Sağlık Hizmetlerinin Sunumu. 2008/13”  genelgede   “2) Hekim tarafından tıbben acil olarak değerlendirilmeyen olgularda, tıbbi ve hukuki sorumluluk sağlık kuruluşunun uhdesinde kalmak üzere gerekli yönlendirme yapılacaktır.” Yazmaktadır.

Genelgenin gerekçe kısmında başta hasta hakları ve insan hakları olmak üzere mevzuatımızın konu hakkındaki içerik esasları özetlenmekte ve verilecek hizmetin akla, tıp bilimine, fenne uyguluğu anlamsal olarak vurgulanmakta normal zekaya sahip bir hekim ve idarecinin kavrayabileceği şekilde

“Halka hizmet hakka hizmettir” sözü ile özetlene bilecek bir mana çıkarmamız gerektiği resmi dille açıkça anlatılmaktadır.

İlgili maddede ise “Hekim tarafından tıbben acil olarak değerlendirilmeyen olgularda” denilmekte acil nedir ne değildir diye hekimlik yapan kişinin akla, bilme, fenne ve tüm mevzuata göre bilgi ve mesleki tecrübesiyle doğru karar vereceği ve hatta bunun hekimin görevi olduğu ve mesleki yeterliliği gereğini yapacağı öngörülüp, kamu hizmetinin nicelik ve niteliğinin önceden öngörülemez derecede değişken olabileceği gerçeğiyle sorumluluk sağlık kuruluşunda bırakılmaktadır.

 

Burada sorumluluk kurumun tüzel kişiliğinde bırakılmamakta bizzat kurumda çalışan hekim ve idarecinin sorumluluğu ifade edilmekte hekime hukuki bağışıklık sağlamamaktadır.

Genelgeyi aşağıda örneğini sunduğum, Sağlık Bakanlığının beklediğim dikkat ve özenle cevaplamadığı dilekçemde bahsettiğim şekilde yorumlayarak hastaların ağrı kesici yapılarak tedavi ve reçete verilmeden eve gönderilmesi gerektiği şekilde yorumlamak için hekimin tıp fakültesini bitirmeyi bırakın okumayı bile bildiğini inkâr etmesi gerekir.

Bu genç arkadaşlara şeytani bir zekâ ile birileri genelgeyi nasıl yorumlamaları gerektiğini öğretmiş ve sistemden pasif agresif öç alma davranışına girişmiş, çoğu yerde rastladığımız iktidar puan kaybetsin de gerekirse bedel olarak Vatan yıkılsın, Millet zarar görsün mantığı ile yapılan bir muhalefet anlayışında rol model olmuş birileri var mıdır ben bilemem.

Bildiğim tek şey var oda şu ki: bu genç arkadaşların yanlış anladıkları genelge ellerinde, yanlış davranış kalıplarına bahaneleri hazır  olarak, benim kuşağımdaki bir hekimin anlayamayacağı uydurulmuş, meslek ahlakı olarak bildiklerime aykırı davranışları bende mesleğe talihsiz olarak kendilerine doğru olarak rol model olacak birilerinin yanında başlamadıklarından onları talihsiz gençler olarak görme ve artık ancak rehabilitasyon çalışmasıyla doğru davranış kalıpları öğretile bilecek fertler oldukları düşüncesi yarattı. Onlara karşı sadece acıma hissi taşıyorum.

Burada acil vaka ne demektir, sağlık hizmeti nedir faydacı ve ahlaki felsefe açısından uzunca bir yorum yapmam gereksizdir. Ben yıllarca her sabah masama gelen mevzuatımızla ilgili metinleri okudum durdum her yönetmelik, genelge baştaki gerekçe kısmında mevzu bahis olan konu hakkında Sağlık Bakanlığımızın bilimsel ve felsefi açıdan nasıl bir bakış açısına sahip olduğunu yazar. Bütün bildiğim budur ve sağlık bakanlığı kanalıyla öğrenmişimdir.

 

Ya ben okuduğunu artık anlayamayan malulen emekli olması gereken yaşlı bir hekimim, yada dilekçemde suç unsuru olarak belirttiğim fiilleri işleyenler okuduklarını anlayamayan rehabilitasyon çalışmasıyla ıslah edilmesi gereken şahıslar.

Sağlık Bakanlığına gönderdiğim yetkililer tarafından okunmadan elektronik ortamda şikâyet ettiğim kişilerin eline geçerek yetkisiz ve usulsüz olarak cevaplanan dilekçem şu şekildedir.

13.05.2018 sabim vasıtası ile;

“bimer de kelime kısıtlaması bulunduğu için buradan yetkililere seslenmek istedim.

SAĞLIK BAKANLIĞINA

Adım  Özgür Eker Gebze Fatih Devlet Hastanesinde pratisyen hekim alarak çalışmakta ve açık adresimde belli olduğu üzere Kocaeli ili Gebze ilçesinde ikamet etmekteyim.

Devlet memuru olmam vesilesi ile suç teşkil eden bir durumu yetkili mercilere bildirmek görevim ve Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiği için bu benim anayasal hakkımdır.

Devlet sağlık hizmeti sunumunu hastalara sunmakla görevli olduğu gibi risk guruplarına karşı tedbirlerin alınmasına ve tam, etik ve bilimsel bir hazırlığın sağlanmasına da görevlidir. bu da sağlık hizmetinin bir parçası ve vatandaşların ve hastalarında yasal hakkıdır.

Belirttiğim üzere Gebze de ikamet ediyorum öncelikle vatandaşım, Devlet memuru olmam aynı hastanede sağlık hizmeti sunuyor olmam vatandaşlık haklarımdan vaz geçmem anlamına gelmez.

Kadı ki mevzuatımız gereği Hekimden kendi değerlerine ters düşen (mesleki bilgisi, tıp etiği,
hukuk, vicdan) işlemler talep edilemez. Bu sebeple ki her gün yüzlerce kez şahit olduğum akla bilme fenne aykırı suç teşkil eden olaylar karşısında sessiz kalmam mevzuatın gereği olarak şu an yapmakta olduğum başvurudan geri durup sözüm ona bizar bir çalışma barışına uymam benden beklenemez.

Uyumlu olmak ve çalışma barışını bozmamak demek diğerleri tarafından şahsı sebeplerle işin işleyişini bozan mesleki prensiplere aykırı kanun ve yönetmeliklere uymayan uydurulmuş teamüllere riayet edip diğer meslektaşlarınızın alışkanlıklarını mesleki prensiplerinize değişmeniz anlamına gelmez.

Hali hazırda aşağıdaki anlatacağım suç unsuru durum benim çalışma yaşamımı da etkilemekte benim mesleğim kişiliğimin bir parçası olduğu için kişilik haklarımı çalışma hayatım açısından direk etkilemekte ve beni mağdur durumunda bırakmaktadır.

Kaldı ki ben 50 yaşında Gebze de tek başına yaşayan bir insanım şeker ve tansiyon hastalığım var kalp krizi risk grubundayım, hipoglisemilerim olmakta, işim gereği trafikteyim 4 uzvumda nörolojik hasar var her iki ayağımda düşük ayak olduğu için düşme olayları oluyor ben benim çalıştığım hastaneye bilinci kapalı ve sahipsiz gelme olasılığı olan bir insanım. Başıma gelecek olanı da gayet iyi bili yorum. Her vatandaşın başına gelebilecek riske bende açığım. Tam nitelikli mevzuata uyumlu bilimsel ve etik uygulamalara sahip bir sağlık hizmetinin sunulduğu bir hastaneden hizmet almak ve alabileceğime hastalanmadan önce emin olmak benim vatandaşlık hakkım. Aynı yerde Devlet memuru olmam aksaklıkları ve aşağıda tarif edeceğim suç unsurlarını görevimle ilişkili olarak tespit etmiş ve tanık olmuş olmam vatandaşlık haklarımdan vaz geçmem anlamına gelmez.

Özetle aşağıda tanımlayacağım suç somut bir suçtur ve beni bizzat sosyal ve çalışma hayatımda mağdur etmektedir. Bu yasal başvuruyu yapmak benim kuşkusuz hukuksal hakkımdır.

Suç basitçe insanları tıbbi gereklilik olmadan gereksizce radyasyona maruz bırakmaktır. Sürekli ve düşüncesizce yapıldığı için halk sağlığı sorunudur. Benim tarafımdan aşağıda anlatacağım baka bir talihsiz olay hakkında gözlem yaparken tespit edilmiştir ve kendi derdimi de ikinci plana attımıştır.

Suç sabittir çünkü istatistiksel olarak ve bilgi işlem kayıtlarıyla SGK kayıtlarında sabit olduğu üzere
oldukça sağlam ve her türlü hesaplamaya yetecek kadar geniş ve yeteli veri içermektedir. Hukuksal ve bilimsel incelemeye müsaittir ve akademisyen görüş ve araştırmaları için yeterli bir kaynaktır.

Radyasyonun kümülatif etkisi ve direk DNA da fiziksel hasar yapması bilinen bir gerçektir. Ve konu üzerine akademisyen görüşü alınarak değerlendirilme yapılması ve zararın büyüklüğü ve tıbbi etiğe uygunluğunun tespiti açısından elzemdir. Ben doktor olduğum için biliyorum ancak bilir kişi değilim.

Suç benim gözlemim ve istatistiksel olarak sabitir ancak faillerin kim olduklarını bilmiyorum tespit etmekte benim sorumluluğum değildir. Kimseyi itham etmiyorum. Var olan durumu ve suçu tespit ve şikayetimdir amacım durumun tespitidir faillerin bulunması değil eylemin sona erdirilmesidir, yasaklanmasıdır.

Aynı hastanede sadece iki gün nöbet tuttum ve mevzuata aykırı düzenleme nedeni ile sınırlı saatlerde çalıştım. Bilgisayarlı tomografi ihtiyacım olmadı. Ancak usule aykırı hasta devri yapılmadan poliklinik devri yapıldığı için benden önceki saatlerde gelen hastaların sonuçları önüme getirilmeye başlandı. Hemen hemen hastaların istatistiki çoğunluğuna bilgisayarlı tomografi çekilmiş bazı hastalara 4-5 bölgeden aynı anda BT çekilmiş. Bu ancak travma durumunda kanser hastalarında metastaz taramasında lazım olur. Ve uzman karar vermelidir.

Kısacası hayret ve dehşete düşeceğim kadar neredeyse her ön tanı için gereksizce tomografi çekildiğine şahit oldum. Her hasta için teker teker mazeret uydurula bilinir ön tanıda BT çekilmesi nedeni ile SGK Ödeme yapsın diye uygun ön tanı ve şikâyet elbette yazılmıştır. Ama şu açıktır ki hastaların son aldıkları keşin tanılar incelendiğinde istatistiksel olarak değerlendirildiğinde hastalar hakkında her türlü yapılan tıbbi tetkik ve tedavi dünyada binlerce bilimsel araştırmaya konu olduğu için akademisyen bilir kişiler tarafından yapılan incelemede hastalara sosyal güvenlik kurumuna verilen zararın büyüklüğü tıbbi etiğe ve deontolojiye aykırılığı ve aslında bir halk sağlığı sorunu olduğu görülecektir.

Ben aslında kendimi Auschwitz nazi kampında sessiz kalmaya mecbur bırakılmış doktor gibi hissettim. Abartmıyorum ortada ki durum aslında insanlık suçudur. İnsanlık suçları sadece esir milletler üstünde işlenmez kişiler her kimse insanlık suçu işlemekte halk sağlığı sorunu yaratmaktadır. Ve bunu kamu görevlisi oldukları içinde Devleti temsil ettiklerini unuttukları için ayrıca vahim bir suç işledikleri de ortadadır. Benim mesleki bilgi ve tecrübeme göre suç sabittir.
İstatistiksel verilerdeki olumlu olumsuz sonuçlar birimin ortak faaliyetlerini temsil ettiği için suçu işleyenler her kim ise tıbbi endikasyonunda tahlil isteyen etik değerlere göre mesleğini icra eden meslektaşlarını da zan altında bırakmaktadır. Faillerini tespit adli mercilerin görevidir. Benim yasal hakkımsa failler belli olursa benimle aynı mesleği icra eden pratisyenler oldukları için çeşitli itirazlara karşılaşırsam uzman değil akademisyen bilir kişiler tarafından suçun hukuksal tespitini istemektir. İstatistikler yalan söylemez ve karşı iddia olursa verilerin doğruluklarının tespiti için hem SGK hem kurum kayıtlarının karşılaştırılarak inceleme yapılmasını istemekte hakkımdır.

Ben yıllarca BT bulunan merkez hastaneye 100 km uzak olan CİDE(KASTAMONU) Devlet hastanesinde çalıştım yaz aylarında nüfus yerli turizm nedeni ile yüz binin üzerine çıkmakta idi.

Biz yemek(bazen mümkün değil )  ve ihtiyaç harici hiç ara vermeden 24 saat non stop nöbet tuttuk. Cide Devlet hastanesi bilgi işlem kayıtları incelendiğinde sabit olarak ortaya çıkacaktır ki hastaların çoğu yaşlıdır. Gelen hasta ve vakalar aynıdır.

Gebze Fatih Devlet Hastanesindeki nöbetimde de aynı vakalara baktım bana ilk defa gelen hastalara BT gerekmedi benden önce bakılanlar inanılmaz derecede idi.

Eğer BT leri gerçek bir radyolog okuyorsa en başında onun bu kendinden geçmişçesine yapılan BT çekilmesine ne oluyor arkadaşlar diyerek karşı çıkması gerekirdi…

Ve bir hasta geldi kayıtlardan çıkarıla bilinir sinüzit tanısı koyduğum BTsı temiz çıkan hasta postnazal(genizakıntısı) iltihaplı akıntısı var baş ağrısı ile gelmiş BT çekilmiş ve temiz çıkmış. Radyolog sinüziti atlamaz demek ki bir gariplik var.

Periferde binlerce meslektaşım etik olarak görevini yaparken merkezde gayrı etik olarak gençleri iş ahlakı olarak bu duruma düşmesi beni hem üzdü hem de dehşete düşürdü.

Failleri bilmiyorum ben incelesem bulurum ancak ne yetkim ne imkânım var. Suç sabittir, bana itirazda sabit olacaktır. Akademisyen bilir kişiler tarafından incelenmelidir.

Örnek sayısının çokluğuna bakılırsa birden fazla kişi tarafından işlenmektedir. Çalışanların hepsi gençtir. Filin boyutuna ve süresine bakılırsa alışkanlık haline gelmiş ve pişmanlık duyulmadan yapılmaktadır. Hiç kimseyi genel olarak hiçbir işten pişmanlık duyup duymadığını tespit edecek kadar tanımadım. Yaptığı işten pişmanlık duymayanların tıbbi tanısı bellidir. ancak bu kadar kişinin ruhen bir rahatsızlık içinde olmayacağı da kesindir. O zaman şu açıktır ki bu kötü davranış öğrenilmiş bir davranıştır. Esas rol model olanı ya da olamayanı bulmak gerekir bu genç insanlardan her gelen diğerlerini de gözleyerek alışkanlığı elde etmişlerdir.
Suçun amacını tespit için bir amaç sahibi olan rol model aldıkları mantıkken var olması muhtemel kişi ve kişileri tespit benim işim değildir çıkarlarını da bilemem, açık olan şudur ki örgütlü tembellik ve vurdum duymazlık diye bir şey yoktur. Bu kadar genç eş zamanlı olarak bu kadar hızlı etik dışı davranış kalıbı edinemezler. Mutlaka birileri itiraz eder yapılan etik dışı işlemi daha önce benden başka doktorun görmemiş olması da mümkün değildir.

Demek ki bu genç arkadaşların aşamadıkları boyun eğdikleri bir gayrı kanuni ve ahlaki bir düzenleme vardır. zira teşvik eden hali hazırda benim tespitimde gözükmese de suç ortada ve denetim dışı bırakıldığı açıktır. Kime hizmet eder bilemem ama bilerek yapıldığı ve serbest bırakıldığı açıktır.

Ama kesin olan şu ki kimler bu işin sorumlusu olursa olsun BT işlemini istemeye yetkili bırakılmış pratisyen hekimler taksirin gerçek sorumlularıdır.

Maalesef tıp mesleğini icraya dair izinleri vardır ve etik çalışan arkadaşlarını da zan altında bırakmaktadırlar.

Yaptıkları işin kişilerin ve toplumun sağlığına ne derecede zarar verdiğini benim kadar bilmekte ve suçu bile bile yapmaktadırlar.

Başta kurum olmak üzere birçok itiraz olacaktır. Hatta kurum içinden bilir kişiliğe soyunan uzmanlarda ortaya çıkacak gerçekte meslektaşlık açısında kendileri ile yakından hiçbir alakası olmayan kişileri kollamaya kalkacaklardır. Benimde pratisyen olduğum tek başıma kalacağım şikâyet ettiğim kurumun her türlü veri ve bilgi hakkında yetki sahibi olması gözetilirse akademisyen bilir kişiler tarafından verilerin elde edilmesinin ve değerlendirilmesinin işin ileriki hukuksal boyutları açısından ne kadar önemli olacağı açıktır.

Ben sebebi ancak bir suç olabilecek akla bilme fenne ve mevzuata aykırı olan nitelik ve niceliği ile halk sağlığı sorunu olan bir durumu tespit ettim.

Ortada suç sayılan bir fiil var ve gerçek failin kim ve kimler olduğunu bilmiyorum, kimseden şahsi olarak şikâyetçi değilim.

Failleri bulunmasını ve benim tek bir nöbette fark ettiğim durumu neden kurum amirlerinin tespit edemediğinin bilmemde gerekmemektedir.

İzahını yukarıda yaptığım üzere olayın benim hem çalışma hem de sosyal hayatımda bizzat kişisel haklarım açısından alakadar ettiği ve mağdur bıraktığı açıktır.

Ortada gayri kanuni etik olmayan bir durum vardır. İleri de bir soruşturma olsa benimde savunma vermek durumunda kalacağım, Fatih Devlet Hastanesinde doktorların karıştığı bir olay diyerek duyulduğu için hastanede etik çalışan tüm hekimler gibi benimde toplumun gözünde zan altında olacağım açıktır.

Kendimi savunmam içinde etik değerlere sahip akademisyenler tarafından olayın tespit değerlendirilmesinin yapılmasını onların bilir kişiliğine baş vurulmasını istemek kanuni hakkımdır.

 

Pratisyenlik uzmanlık değildir her şeyi bilmek anlamına gelmez. Ancak kanıta dayalı olarak açıktır ki aşırı uzmanlaşmış gözetimin ölüm oranlarını artırdığı hakkında birçok sonuçlandırılmış bilimsel araştırma ve bunların yayınlanmış makaleleri bulunmaktadır…

Buradaki açığı pratisyenler doldurmaktadır. İnsanların hastalıklarının %80 ni basittir %65 sadece fizik muayene ile tanı konula bilinir.

Bizim işimiz hastaların bu kısmına tedavi vermek ve %10-15 kadarını da ayıklayarak uzmana sevk etmektir. Uzmanlık olmasa da kendine has bilgi ve birikim gerektirmektedir…

Ancak iş ahlakının olmadığı bir ortamda bilginin tecrübenin uzmanlığın bir öneminin olmayacağı da ortadadır.

Doktorun hangi vakanın daha acil olduğunu bilmesi ve kimin öncelikle bakılacağına karar verme yetkisinin bulunması ona acil kavramını kitapta yazan hayati tehlike arz eden durumlarla sınırlamak yetkisini vermez.

Aciller ilk baş vuru yeridir. Çalışılan mesainin üçte ikisinde normal poliklinik saatlerinin dışındadır vatandaşın başka başvuracağı yerde yoktur. Her ağrı acildir. Ve vatandaşa neden geldin diyemediğiniz gibi verilen hizmetin niteliğini de kafanıza göre değiştiremezsiniz çünkü sağlık hizmeti ertelenemez ve eksiksiz yapılır. Tedavinin aşamalarının olması başka şeydir. Biz idari olarak öyle uygun gördük ağrı kesici ve ateş düşürücünü verdim yarın falanca polikliniğe gel başka bir şeydir.

Ha darp ederek ağrıtmışsın ha bekleterek ağrıtmışsın

Eğer kişi pratisyen hekimin tedavi edebileceği bir hasta ise sadece daha acil vakalar için zorunlu bekletebilir, kendisine sıra gelince de tedavisini vererek eve gönderirsiniz…

Kamu hastaneleri adı üstünde kamu hizmeti vermektedir özel hastane acili gibi değerlendirilemez

Hasta sosyal sebeplerle de gece gelmek zorunda kalmış olabilir. Hastayı yargılamadan sonuç odaklı olarak bakıp tedavi edersiniz uzmana sevk etmenin Usul ve esasları da bellidir. Hiçbir hastayı bilgi ve becerinizle, yasal yetkinizle tedavi edip evine gönderecek yere sen poliklinik hastasısın al ağrı kesiciyi yarın falanca polikliniğe gel diyemezsiniz… Bu, hastaya bakan kişinin, çalıştığı yerin neresi olduğunu, kendisinin ve ilgilendiği kişinin kim olduğunu unutan, büyüklük hezeyanı ile yaptığı mesleğe yabancılaşmış bir kişinin, hastalıklı bakış açısıyla kendisine çizdiği uyduruk bir görev ve rol anlayışıdır. Bu tür bir davranışın hekimlikle uzaktan yakından bir alakası yoktur.

İstatistikler incelenirse tabiri caiz ise hasta sektirildiği, Gebze Fatih devlet Hastanesi acilinin tedavi verme oranının birçok küçük kasabadaki acillerinden oranı bırakın sayı olarak bile geride kalacağı açıktır.

Ben yıllarca mevzuat okudum işim gereği her sabah önüme geldi yazılar. Mevzuatımızın yıllarca nasıl bir gelişme gösterdiğine de bizzat şahit oldum. Mevzuat dinamiktir yeni durumlara uyar değişir…bu işin doğası gereğidir ama hali hazırda eksiksiz ve tamdır.

Ben bahsettiğim her şeyin mevzuattaki yerini, konu ile ilgili alınmış tedbirleri, nasıl olması gerektiğini elimle tek tek göstere bilirim.

Mevzuat açığı yoktur. Orta da iş ahlakı sorunu vardır. Bilgi işlem kayıtlarında kimin nerde ne süre çalıştığı ortadadır 24 saat boyunca sınırlı sürede poliklinik açılmakta 5 kişi nöbette 2 poliklinik çalışılmaktadır…

Hasta sektirmek doktorluk değil, düzen bazlıktır. Gencecik adamlar 24 saat çalışamıyor mu 3-4 saatte ne ara sen yüzlerce hasta baktın bilgi işlem kayıtları ortada anca kayıt yaparsın.

Doktorluk böyleyse Cide devlet hastanesinin kayıt ve istatistiklerinde mevcut olduğu üzere biz perifer de boşuna mı çalıştık kaç yıllık hekim rezaletin ortasında yeniden iş öğrenecek utanmadan sınav yapsalardı …

Çoluk çocuk kendi kafalarına göre kurallar uydurmuş uyulacak. Sizin yazdığınız adli raporu bile çizip değiştirecek cahil cüret ve cesaretiyle iş yapılıyor. Burada doktor açığı yok muş mevzuata uyulmadığı için efektif çalışılmadığı için sorun varmış.

Ben ne pinpon raketiyim ne de hastalar pinpon topu ağrı kesici ver yarın polikliniğe gel de ben hasta sektirmek için okumadım. Madem öyle o zaman bu sevk sayılmıyor mu neden tam puan almak için elden kâğıt veriliyor. fiilen 6-8 saati geçmiyor çalıştıkları reçete verip tedavi verdikleri de istatistiksel olarak belli, kimse kimseyi kandırmasın bu kadarını sağlık memuru da yapar.

Doktorluk böyleyse Cide devlet hastanesinin kayıt ve istatistiklerinde mevcut olduğu üzere   Biz periferde boşuna mı çalıştık niye zahmet edip insanları tedavi ettik…. Kaç yıllık hekim rezaletin ortasında yeniden iş öğrenecek…

İstatistikler ve bilgi işlem kayıtları ortada pratisyenler sağlık memurluğu yapıyor. Uzmanlarda sabah polikliniklerde pratisyenlerin işiyle boğuşmaktan şikayetçi…

Böyle bir çalışma ancak sağlık sistemin sabote etmek amacı ile yapılan pasif agresif bir davranışla açıklana bilinir böyle bir çalışma düzenine ancak kamu hizmetine sekte vurmak isteyen bir kişi göz yumabilir zira çoluk çocuğun eline bırakılmış.

Bizzat dinlenerek ifadem alınsa burada ayrıntı olacak birçok aksaklık daha var.

Sicilim temizdir yıllarca hizmet ettim ve periferde hizmet veren etik değerlere sahip, sayılamayacak kadar çok meslektaşım da var nasıl hekim gibi hekim olarak çalıştıklarına da şahidim. İnsanların iyi niyetleri var mı yok mu diye gözlem yapmak için bir ay bekledim gözledim.

Esas olay şudur

Kocaeli Gebze Fatih Devlet Hastanesi acil servisini 2017 3. Dönem yeniden atama kurasın da 1. tercih olarak seçtim. Halen oturmakta olduğum Gebze deki adresimde annemle yaşamaktaydım. Yakın diye tercih ettim.

Annemi koşu yolu kalp hastanesi stend takamayız diyerek operasyona almadılar. safra kesesini de anesteziyi kaldıramaz diye ameliyat etmediler.

İlgili hastanenin anjiyo raporunda 9 tane koroner damar tıkanıklığı vardı 3 adetinde %99 tıkalıydı raporlar hala bendedir.

34646216440 kimlik numaralı Annem Gülten Eker 10.12.2017 tarihinde sabah 4-5 civarı şimdi tam hatırlamıyorum 112 kayıtlarında mevcuttur.  Bana seslenerek beni uyandırdı 112 yı aradım bu arada bilinci gitti. İlk müdahalesini ben yaptım mahalle çok karışık bir nizamda ve bizim apartmanın 2 ayrı sokak girişi olduğu için bir aksilik olmuş ama makul bir sürede geldiler. Ancak annem tüm çabama rağmen ex olmuştu. Hastanedekiler mutlaka getirin demişler evde ölenlere için aile hekimi bakardı eskiden diye de sordum ex halde ambulansa koydular beni de almadılar 10 dakika evin önünde durdu . ex olduğu için hiçbir işlem yapılmadan hastaneye kadar götürüldü. Ben onlardan sonra vardım ölüm raporu için geldiğimizi düşünüyordum. Hastaneye geldiğimde annem CPR odasına alınmış CPR yapılıyordu. Kişi hakkında iyi niyetle düşünmeye aylarca çalışsam da niyetini anlamaya çalışmak tek amacım oldu. Acilde ki işleyişi gördüğümde tek hakkaniyetin hasta potansiyelinin getirebileceği performans puanının hekim başına pay edilmesi olarak görüldüğü hizmeti kimsenin umursamadığı, hastalara zarar vermenin bile umursanmadığı bir sistemle karşılaştım.

Bugün biliyorum ki CPR işleminin getireceği performans puanı için annem ölmüş halde hastaneye çağrıldı. Niyet budur. Ölü olduğu kesindi güya tek bir atım görmüş…

Bu benim annemin ölüsüne tacizdir.

Bu kişiler benim meslektaşım olamaz bu saatten sonra onlarında beni meslektaş göreceğini sanmıyorum. İdarenin mevzuat bilmediği açık. Her haksızlıkları da gözümde büyüyor…

Hastanede herkesin eski dostlukları var beni bir kaşık suda boğmaya çalışacakları da kesin.

6-7 yıl bir sürem kaldı mesleğimi şerefimle tamamlaya bileceğim başka bir ilde klasik bildiğim doktorluğu yapa bileceğim yere alınmayı istiyorum.

Kardeşim İstanbul kartal da oturmakta ve ondan destek görmekteyim. Marmara bölgesinde mahrumiyette olsa her yere razıyım…

Her iki ayağımda düşük ayak olduğu için koşamam 112 de çalışamam ama beni uzaklaştırmak için verdikleri evde bakım işini bedenen yapmamda sakınca olmadı 24 saat durmadan poliklinik te yapabilirim…meslek hayatımda ortadadır.

Kocaeli’nde sahte tahlil arabası ihbar edip işyeri hekimliğinden ayrılmıştım… Hep Devletin mevzuatını korumaya çalışmaktan derde girdim. artık yoruldum. Açtığım davalar hala sürüyor. Ve Devletten hiç yardım görmedim. Sözde meslektaşlarımı ihbar ettiğim içinde artık yeni düşmanlar kazanacağım. Taktir edersiniz ki insanlara yukarıda anlattığım şekilde davrananlar her şeyi de yaparlar Devletten acil olarak yerimin değiştirilerek koruma sağlanmış olmasını çalışma barışının mümkün olamayacağının görülmesini yine de hiç kimseden şikayetçi olmadığımı BT çekme yetkisinin pratisyenler den alınmasını çare olarak gördüğümü bildiririm. Yaşanan olay talihsizliktir bizar bir durum olduğu da açıktır Taktir idarenindir gereğini arz ederim.

DR.ÖZGÜR EKER”

soğuk vicdansızca yetkisiz ve taraflı olarak verilen cevaplar su şekildedir;

Gönderen: Kocaeli sabim <kocaelisabim@gmail.com>
Gönderildi: 25 Mayıs 2018 Cuma 00:25
Kime: ozgureker@msn.com
Konu: 3342735 sayılı başvurunuz

 

şikayet konusu ilgili birimlerce incelenmiş olup inceleme sonucu hastaya gerekli işlemlerin yapıldığı yer değiştirme talebi il ilgili hastane yönetimine başvuruda bulunulması ifade edilmiştir.konu ile alakalı tarafımızca herhangi bir işlem yapılamamaktadır.

Ayrıca bimer vasıtası ile kelime kısıtlaması nedeni ile sabim vasıtası ile Sağlık Bakanlığına gönderdiğim dilekçenin sadece annemin ölümü hakkındaki kısmını dilekçe olarak göndermiştim.

Gebze Fatih Devlet Hastanesi Başhekimliğince

“#1800736303 NOLU BAŞVURUMA Sayın Özgür Eker,
Şikayetiniz tarafımızca incelenmiştir.Yapılan incelemede hastaya gerekli işlemlerin yapıldığı görülmüştür.Yer değiştirme talebinizle ilgili olarak yönetime başvuruda bulunduğunuzda değerlendirmeye alınacaktır.Bilgilerinize sunarız..” cevabı geldi.

Bende çeşitli itiraz dilekçeleri yazdım ama sonuç olarak konu yetkisiz kişilerce usulüne uymayan soruşturma değil üstün körü bir inceleme ile kapatılmış oldu.

Kamu hastaneleri birliğinin kurulması şüphesiz sağlık sistemimize sayısız fayda sağlamıştır.

Ancak hiçbir ülkedeki hiçbir hükümetin sağlık politikasının amaç olarak kendi halkının sağlığın aleyhinde olmayacağı gerçeği onu hükümetin direk denetimi dışında bırakma mazeretini doğurmaz.

Valiler siyasidir hükümeti temsil eder. Eğer hastaneler kaymakamlıkların denetimi dışına bırakılırsa oluşan özerklikten dolayı devlet ciddiyetini hiçe sayanlar ortaya çıkar. Bir devlet memuru nerede çalışırsa çalışsın devlet memuru olarak aynı temel haklara sahiptir. Birçok örnek verebilirim ama şu gözetilmeli ki ben bu olayda vatandaşım.

Devlet tarafsızca davranması gerekirken, ben vatandaşlık haklarımı kullanırken çalışma hayatımda hakaretlere varan davranışlarla karşılaşıyorum. Aralarında nasıl bir bağ var ki tıbbi etiğe göre ayıplanması gerekenler değil ben ayıplanıyorum. tarafsızca ve yetkili kişiler tarafından başlatılarak yapılması gereken soruşturma benim şikâyet ettiğim konularda baş sorumlu oldukları için hukuken karşılıklı taraf olacağım kişilerce cevaplanıyor.

Şimdi ben ne yapmalıyım

Birinci ihtimal bütün yargı yollarını tüketip birinci derece devlet memuru olarak utanmadan el kapısında adalet arayacağım

Yada şeytana uyarak bende bireyler tarafından işlenmiş suçlar için sistemi haksız yere suçlayarak vatandaşa “oy verirken düşünselerdi” diyen hastalıklı bir bakış açısıyla zulm edebilirim. Tek yapmam gereken eski bildiklerimi unutup bir genelgenin bizar bir mantıkla yorumlanışını kabul etmek. Ve doğruluğuna kendimi inandırmak…
Belki yanıma birilerini de bulur ve istatistiki olarak zıt nöbetler tutar, özel hastanelerde kaçak nöbet tutarken bu kadar fazla gereksiz yere bilgisayarlı tomografı çekilen yerde fırsattan istifade özel hastaneden gönderdiğim hastanın tomografisini devlete çektirir yolumu bulurum. tek ihtiyacım olan şey nöbet listesini yapma işini elime geçirmekten başka bir şey olmaz…

Ben ne yaptım şerefimle mesleğimi tamamlaya bileceğim bir yere tayin istedim.

Şunu biliyorum ki bir guruba karşı asla tek başınıza kazanamazsınız bende sağlık bakanlığını kanunları arkama alıp kamu yararı için baş vuruda bulundum.

Mesleğe başladığımda siz iktidara gelmeden önce köy hizmetlerinde çalışırken 900tl maaş alıyordum.ve bana çay getiren işçi 1500tl maaş ve senede iki ikramiye alıyordu.

Sizden sonra özlük haklarımız ücretlerimiz arttı ve ben sayenizde yüksek hayat standardı ile yaşadım. Sağlık hizmetimizin nereden nereye geldiğine de yaşayarak çalışarak şahit oldum.

Bu genç arkadaşlar eskiyi nankörlük etmeyecek kadar yaşamadı.

Ben sol kökenli bir aileden geliyorum bu duygularımı duysalar birçok yakınım içerler ama ben hep sadece işimi yapmaktan gayrı bir amacım olmasa da sağlık politikanıza hizmet ettim sayenizde de karşılığını fazlasıyla aldım. Birçok meslektaşım gibi mesleğimi şerefimle yaparak bugüne kadar gelecek bir ortam sağlandığı için teşekkür ederim.

İlk olarak Trabzon Of ilçesinde çalıştım tanıdığınız birçok kişinin yaşlı anne babasına ben baktım ve en mazlum yalnız yaşayan yaşlılara da ben baktım. Orada bana mesleğime başladığım zaman rol model olan kıdemli ve oralı meslektaşlarımdan öğrendiğim şekilde hepsine aynı itina ile baktım.

Kastamonu Loç vadisi köylerinde annemin hayır duası almadığı kapı tanımıyorum.

Tekirdağ da bir OSGB firmasında yetkisiz belge imzalamam istendiği için istifa etmiştim CHP li belediye ile iş görüşmesine çağrıldım ve arabam çizildi. Önce anlamadım aynı ildeki başka bir OSGB tarafından iş görüşmesine çağrıldım ve aynı şekilde kardeşimden ödünç kullandığım araba tekrar çizilince annem oğlum o senin şerefinin imzasıdır üstüne Türk Bayrağı yapıştır gitsin demişti.

Annemi ilk hatırladım zamanlardan aklımda kalan görüntü gaz lambası ışığında pedallı dikiş makinası ile öğrencilerine iç çamaşırı mendil dikmesidir.

Annem kendisine yapılanı hakketmemiş birisidir. Hem de Devletin makamlarının olayı örtbas etmesini hak edecek hiçbir şey yapmamış birisi.

Cevap yazan kişiler maalesef Devleti temsil etmektedir ve artık bir işlem yapılsa da yapılmasa da tarafsız bir soruşturma yapacak yere alaylı bir biçimde il dışı yer değiştirme talebime okuma yazma bilmiyormuş gibi hastane yönetimine baş vurun şeklinde cevap vermişlerdir.

Bana alay eder gibi cevap veren Kocaeli Sağlık müdürlüğü sahte tahlil aracı ihbarıma 6 aydır hiçbir işlem yapmamıştır. Bimer kayıtlarında size şikâyet dilekçelerimde sabit olduğu üzere Çalışma bakanlığı da aynı tutumu sergilemiştir.

Belki bir kulp bulurlar ve benim üzerime gelirler ama ben artık yer değişikliği istemiyorum. Nasıl olsa bir gün bir kura çıkar ben buradan ayrılırım.

Seçim bitene kadar yerimde aynı şekilde çalışacağım. Siz kazanırsanız okyanusa bir damlada ben ekledim diyeceğim eğer kaybederseniz sizden sonra olan biteni seyrederken bunca hainliğin arasında ben elimden geleni yapmıştım diyerek vicdan azabı çekmeyeceğim.

Sizden isteğim bu yazımı kamu yararı adına Sağlık Bakanlığına iletmeniz.

Annemin şerefine ve bendeki anısına yakışacak şekilde.

Affınıza sığınarak gereğini arz ederim.

Dr.Özgür Eker
BIRAKIN ALLAH’IN RESUL GÖNDERDİĞİ İNSANOĞLUNU, İNSANSI CANLILAR
NEANDERTALLER BİLE ÖLÜLERİNE SAYGI DUYAR DEFNEDERKEN TÖREN YAPARDI.