Erdogan 24 Haziran’a ilişkin manifestoyu açıkladı

0
321

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip, “Tarihin önünde, ecdadımızın huzurunda, şahitliğinde Allah’a and olsun ki davamızı 2023’e, 2053’e, 2071’e taşıyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sinan Erdem Spor Salonu’nda AK Parti İstanbul Olağan 6. İl Kongresi’nde partisinin “24 Haziran Seçimleri Manifestosu”nu açıkladı.

“Bu toprakları bize vatan yapan aziz milletim” diyerek sözlerine başlayan Erdoğan, “1071 Malazgirt Zaferi’nden beri bu topraklar bize yurt oldu, vatan oldu. Bizi, biz yaptı.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

“Milli Mücadele’de varıyla yoğuyla cepheye koşan, destan yazan bizdik”

Dedem Osman Gazi’nin rüyası hakikat oldu. Göğsündeki çınar, devleti ebed müddet oldu. Devletimiz adalet sevdası ile büyüdü, Bursa ve Edirne’de zamana kök saldı. İstanbul’da yeni bir çağın kapısını açan müjdelenmiş ordu, bizim ordumuzdu. Sultan Fatih bizim ceddimizdi. Süleymaniye’nin kubbelerinde bizim tekbirlerimiz yankılandı.

Sina Çölü’nde Resul-ü Ekrem’in ardına düşen, Haremeyn’e hizmetkar olan Yavuz bizdik. Kudüs’ü alan Selahattin Eyyübi bizdik. ‘Kanla alınan toprak, parayla satılmaz’ diyen Abdülhamit bizdik. Çanakkale’de yedi düvele meydan okuyan, canını veren ama düşmana geçit vermeyen bizdik. Sırtladığı top mermisiyle kahramanlık destanı yazan Seyit Onbaşı bizdik.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘Size ölmeyi emrediyorum’ dediğinde bir ok gibi siperlerinden fırlayan aslanlar bizdik. Kut’ül Amare’de ümmetin zafere inanmış iradesi bizdik. Milli Mücadele’de varıyla yoğuyla cepheye koşan, destan yazan bizdik.

Maraş’ta Sütçü İmam, İzmir’de Hasan Tahsin, Erzurum’da Nene Hatun, Antep’te Şahin Bey bizdik. Bu yurdun namusunu işgalcilere çiğnetmeyen bizdik. Toprağı sıksan şühedamızın fışkırdığı, destanımızın yazıldığı, türkümüzün okunduğu Türkiyemizi aziz bildik.

1920’de Meclisimizi açarken dua dua yakaran bizim ellerimiz, bizim kalbimizdi. 1923’te Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde devletimizin yönetim şeklini Cumhuriyet olarak ilan eden bizim irademizdi.”

“Mücadeleden bir adım geri durmadık”

27 Mayıs darbesi bize yapıldı, darağacına çekilen de bizim irademizdi. 12 Mart muhtırası bize verildi. 12 Eylül darbesi bizi hedef aldı. 28 Şubat’ta milletin inancını boğmaya kalkıştılar. Her darbede hapse düşen, zulüm gören, acı çeken biz olduk. Varlığımıza, birliğimize, dirliğimize, refahımıza, huzurumuza kastettiler. Yılmadık, yıkılmadık. Mücadeleden bir adım geri durmadık. Erdem, irade ve cesaretle Türkiye’yi şahlandırdık. Hep birlikte büyüdük, hep birlikte özgürleştik. Biz durmadık, onlar da durmadı.

“Kimsenin önünde eğilmedik, diklenmeden dik durduk”

Bir gece 27 Nisan 2007’de bu kez bir e-muhtırayla karşımıza çıktılar, milli iradeye, sivil siyasete gölge düşürülmesine fırsat vermedik. Biz ülkemizi güçlendirdikçe, milletin emanetine sahip çıktıkça onlar daha da öfkelendi. Geri çekilmedik, kimsenin önünde eğilmedik, diklenmeden dik durduk.

“Küresel düzenin haksızlıklarına karşı ‘Dünya beşten büyüktür’ diye haykırdık”

Millet iradesine pranga vurmak isteyenlerle mücadele ederken, onların küresel efendilerine de “eyvallah” etmedik.

Küresel düzenin haksızlıklarına karşı ‘Dünya beşten büyüktür’ diye haykırdık. Gazze’deki, Arakan’daki, Suriye’deki, Afganistan’daki, Somali’deki, Bosna’daki katliamlara karşı hem gür bir ses verdik hem taşın altına elimizi koyduk. Katliamları sadece gündeme getirmekle kalmadık, hesabının sorulmasını sağlayacak mekanizmaları da harekete geçirdik.

Başkalarının ilgisizliğine aldırmadan kendi imkanlarımızla vicdanın sesi, mazlum coğrafyaların umudu olduk. Türkiye bugün dünyanın en çok insani yardım yapan ülkesi.

“Davos’ta işgalcilere karşı, ‘One Minute’ dedik”

Zulme karşı merhametten, sömürüye karşı ortak çıkardan, kibre karşı kardeşlikten yana olduk. Milli davamız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti konusunda her zaman yüksek hassasiyetimizi koruduk. Mazlum Filistin halkının davasını her platformda savunduk. Davos’ta işgalcilere karşı, ‘One Minute’ dedik. One Minute, önemli bir istasyondu.

Suriye ve Irak’tan ülkemize gelen milyonlarca muhacire, hiç tereddüt etmeden kapılarımızı açtık, evimizi, ekmeğimizi paylaştık. Tehditlere, gizli-açık ön kesme çabalarına rağmen, milletimiz ve tüm kardeşlerimiz için doğru bildiğimiz yoldan şaşmadan mücadelemize devam ettik.

Türkiye ekonomisini büyüttükçe, IMF’den borç alan değil, borç veren haline geldikçe, köprüler, tüneller, barajlar, havalimanları, yollar, hızlı tren hatları, eğitim, sağlık, enerji yatırımlarıyla ülkemiz sınıf atladıkça, bize olan öfke ve tahammülsüzlük daha da kabardı.”

“2013’te IMF’e olan bu borcu sıfırladık”

Ekonominin her alanında en yüksek rakamları yakaladıkları 2013’te, “şer cephesinin” yeniden harekete geçtiğini hatırlatan Erdoğan, “Gençler, şimdi benden duyuyorsunuz, bilmeyenlere söyleyin; göreve geldiğimizde IMF’e borcumuz 23,5 milyar dolardı. Merkez Bankası, döviz rezervi 27,5 milyar dolardı. 2013’te IMF’e olan bu borcu sıfırladık. Şu anda IMF’e borcumuz yok, bitti ve Merkez Bankamızın döviz rezervi şu anda 114 milyar dolar. Buraya çıktık.

“Milletimizin engin ferasetine güvendik”

Gezi kalkışmasıyla istikrarımıza kastettiler, şehirlerimizi talan ettiler, demokrasimizi hedef aldılar. 17-25 Aralık’ta devletimize sızmış ihanet çetesi aracılığıyla siyasetimizi, irademizi teslim almaya kalktılar. Ne yaptılarsa teslim olmadık, milletin emanetini çiğnetmedik, her zaman Hakk’ın gücüne inandık, milletimizin engin ferasetine güvendik.

“Hainlerin planlarını başlarına çaldık”

Milletimizin teveccühüyle Cumhurbaşkanı seçilerek hainlerin planlarını başlarına çaldık. Cumhurbaşkanı seçilişimizin hemen ardından, emperyalistlerin beslemesi olan bölücü terör örgütlerinin düğmesine basıldı. 6-8 Ekim olaylarında 50 canımızı şehit verdik. Ömürlerinin baharında kalleşçe şehit edilen Yasinler bizdik. Yetmedi, PKK’yla, DEAŞ’la, FETÖ’yle topyekun saldırıya geçtiler, insanımızı katlettiler, kardeşliğimize kastettiler. Hamdolsun yine muvaffak olamadılar.

“Bu ülkenin gördüğü en büyük ihaneti başarısızlığa uğrattık”

Takvimlerin 15 Temmuz’u gösterdiği gece, bu sefer tanklarla, toplarla, helikopterlerle, savaş uçaklarıyla üzerimize geldiler. Devletimizin silahlarıyla milletimizin canına kast ettiler. Türk milleti, tek vücut olup kendilerine karşı geldiğinde de 251 kardeşimizi şehit ettiler, 2 bin 193 kardeşimizi yaraladılar. Bu ülkenin gördüğü en büyük ihaneti, yakın tarihin kaydettiği en cesur, en kahraman direnişle, milletimizle birlikte başarısızlığa uğrattık.

“Biz, 15 asırdır Okçular Tepesi’ni bekleyenleriz”

Biz, 15 Temmuz gecesi çıplak elleriyle tankları durduranlarız, Sizleri kutluyorum, sizleri tebrik ediyorum. Siz o gece ölümü öldürdünüz. Biz, 15 asırdır Okçular Tepesi’ni bekleyenleriz. Biz, gölgesini üzerimizde hiç eksik etmeyecek o al sancağın bekçileriyiz. Biz, bu toprakları kanlarıyla yoğurarak vatan kılanlarız, şehitler tepesini boş bırakmadık, boş bırakmayacağız. Biz, Çanakkale ruhunu yeniden canlandırıp vatanı işgalden kurtaranlarız.

“Kiralık katillerin başını inlerinde ezdik”

Ülkemizi içeriden çökertemeyince sınırlarımızı terör koridoru ile kuşatmaya kalktılar. Sınırlarımız boyunca bir terör koridoru oluşturmak isteyenlerin beslediği kiralık katillerin başını inlerinde ezdik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla terör koridorunu paramparça ettik. Sadece ülkemizin güvenliği değil, komşularımızın, dostlarımızın, gönül coğrafyamızın huzuru, selameti bizim meselemizdir.

Ülkemizi hedef alan tüm planları nasıl büyük bir kararlılıkla bozduysak, bundan sonra da aynı kararlılıkla bozacağız. İşte Cudi’de biz vardık, Gabar’da biz vardık, Tendürek’te biz vardık, Bestler Dereler’de biz vardık. Gerektiğinde Kandil’de biz vardık, inlerine girdik ve bu teröristleri etkisiz hale getirdik. Şimdi ben sizden bir şey rica ediyorum; bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız ve bu kirli oyunları beraber bozacağız. İşte bu, aziz milletimizin ortak hikayesidir.

“Biz millete efendi değil hizmetkar olacağız”

AK Parti’yi kurarken “Türkiye’nin dünü, bugünü, yarınıyız” dedik. “Biz millete efendi değil hizmetkar olacağız.” diyerek yola çıktık. 16 yıllık yolculuğumuz boyunca da bu sözlerine sadık kaldık.

Yıllar önce Pınarhisar Cezaevi’nden tahliye olduktan sonra karşılamaya gelenlere, “Ülkemizin yüz yüze olduğu iç sorunlarla karşı karşıya geldiği uluslararası sorunlarla ve baskılarla başa çıkabilmenin en önemli şartı, milletin desteğine sahip milli politikalar geliştirmektir. Yerli bir duruşa, milli bir duruşa şiddetle ihtiyacımız var” dedim.

Evet, bu sözlerimin üzerinden tam 19 yıl geçti. O gün bugündür yerli bir duruşun, milli bir siyasetin kavgasını verdiğimiz, bu yolda milletimizle beraber yürüdüğümüz için bahtiyarım. İnşallah Rabbim, bundan sonra da bizleri bu yoldan ayırmaz. Daha önce merhum Menderes’e, merhum Özal’a, merhum Erbakan Hocamıza, merhum Türkeş’e, merhum Yazıcıoğlu’na, diğer milli ve yerli siyaset insanlarımıza verdiğiniz emaneti, şimdi biz muhafaza ediyoruz.

“Emanetin sahibinin millet olduğunu hiç aklımızdan çıkarmadık”

Görevi teslim aldığımız günden beri, bayrağı düşürmeden, sırat-ı müstakim üzere yürüyerek, hedefe varmaya çalıştık. Emanetin sahibinin millet olduğunu hiç aklımızdan çıkarmadık. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif’in çağrısına kulak vererek, ‘Korkmadık.’ İçeriden ve dışarıdan gelen her türlü engelleme çabalarını, ‘Ulusun, korkma. Nasıl böyle bir imanı boğar, medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar?’ diyerek boşa çıkardık.”

“AK Parti’nin hamurunu milletimiz yoğurdu”

2001 yılında AK Parti’yi kurarken, “adalet” ve “kalkınma” idealini şiar edindik. AK Parti’nin hamurunu milletimiz yoğurdu, siz yoğurdunuz, rotasını milletimiz çizdi. AK Parti’nin hikayesi Türkiye’nin hikayesi oldu.

Bu hikayede gariban sofralarının mesajları var. Başının okşanmasına hasret yetimlerin özlemleri var. Dili dualı anaların istekleri var. Bu hikayede ailesinin helal lokmasını kazanan babaların beklentileri var. Okul sıralarındaki gençlerin umutları var. Genç kızlarımızın mutlu yarınları var. Bu hikayede, medeniyetimize ve tarihimize ait ne varsa, hepsi mevcuttur. Hamdolsun, milletimiz bizi dualarına, isteklerine, umutlarına, yarınlarına, destanlarına ortak ederek, emanetine layık gördü. İşte bu yüzden, milletimize hizmet yolculuğumuza çıkarken daha çok demokrasi dedik, daha çok özgürlük dedik, daha çok büyüme dedik.

“Erdem, irade ve cesaretle Türkiye’yi şahlandırdık”

Sadece daha çok yol, hastane, okul, köprü, iş, hizmet sözünü tutmaya çalışmakla kalmadık, aynı zamanda adaletin tesisi yolunda da gece gündüz mücadele ettik.

Kıyafetinden, düşüncesinden dolayı eğitim öğretim imkanı elinden alınan yavrularımızın biz elinden tuttuk. Etnik ve mezhebi kimliğinden, kültüründen dolayı mağduriyete uğrayan vatandaşlarımızın hakkını teslim ettik. Farklı dinlere mensup vatandaşlarımızın kurduğu vakıfların haklarını onlara iade ettik. Vesayetin kontrolündeki iktidarı milletin emrine verdik. Millet devlet için değil, devlet millet içindir dedik. ‘Millet efendi, biz hizmetkarız’ dedik. ‘Yeter söz de karar da milletindir.’ dedik. Erdem, irade ve cesaretle Türkiye’yi şahlandırdık.”

“Devlet milletin emrine girdi”

Davamız ülkeye ve aziz millete hizmet davası. Ülke büyüdükçe ve kalkındıkça milli egemenlik ve bağımsızlık da perçinlendi.

Milli geliri 3,5 kat artırdığımızda, ihracatı 5 katına çıkardığımızda, enflasyonu tek haneli rakamlara düşürdüğümüzde, Türkiye’nin hem kalkınmasına hem özgürleşmesine hizmet etmiş olduk.

Yerli ve milli siyaset, işte tam da budur. Milli olmak, milli geliri artırmak, milletin iş ve aşını büyütmek demektir. Milli olmak, faize giden parayı yatırımlar ve sosyal yardımlar yoluyla millete aktarmak demektir. Yerli olmak Türkiye’yi 5 cente muhtaç halde IMF kapısında bekletmemek, savunma sanayinde dışa bağımlı olmamak demektir. Şu 16 yıllık iktidarımız döneminde devlet-millet kaynaşması gelişti, hamdolsun devlet milletin emrine girdi.

“Sosyal restorasyonla kardeşliğimizi yücelttik”

Bürokratik oligarşinin hakimiyetine son verdik. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’ anlayışını hakim kıldık. ‘Halkımız demokrasinin en ileri standartlarına layıktır.’ dedik. Sosyal restorasyonla kardeşliğimizi yücelttik, anayasal değişikliklerle sistemimizi demokratikleştirdik, sivilleşme adımlarıyla siyasetimizi normalleştirdik.”

“Millete hizmetkar olma idealimizden hiç sapmadık”

Zihniyet dönüşümünü tamamladık, şimdi kurumsal dönüşümü tamamlama zamanı geldi. Yeni bir düzen inşa etmek zahmetli. Eski düzenden beslenenler değişime düşman olacaktır.

Geride bıraktığımız 16 yıllık diriliş döneminde büyük dirençlerle karşılaşsak da bir zamanlar hayal edilmesi imkansız olanı hep birlikte başardık. Demokrasiden ekonomiye kadar attığımız her adımı, milletimizin adalet ve kalkınma arayışının bir parçası olarak gördük. Yerli ve milli olanı evrensel insanlık birikimiyle modern, demokratik siyasetin gerekleriyle harmanladık. Sabitlerimizi koruduk, ancak ülkemizin değişen ihtiyaçlarına ve değişen dünyaya duyarsız kalmadık.

Bunları yaparken tecrübe kazandık, bunun yanında da güçlendik. Buna karşılık kuruluş hedeflerimizden, bu aziz millete hizmetkar olma idealimizden hiç sapmadık. Bu milletimiz de özellikle bize ayrı bir güç verdi ve milletimizle hep dertleştik, milletimize afra tafra yapmadık. Milletimizin karşısında mütevazı olduk. Hep milletimize hesap verdik. Kapalı kapılar ardında pazarlıklar yapmak yerine, herkesin gözü önünde muhasebe yaptık. Milletimize olan saygımızın ve sevgimizin gereği olan bu siyaset tarzımızı, sonuna kadar sürdürmekte kararlıyız.

“Türkiye’nin menfaatlerine aykırı adımlar atmak mümkün değildir”

Zor bir coğrafyada, risk ve tehditlerle dolu bir bölgede büyük dönüşümlere gebe bir zaman diliminde yaşıyoruz.

Osmanlı Devleti’nin yıkılışından sonra bölgeye düşen ateş, son yıllarda yeniden harlanıyor ve yeni bir yangına dönüşüyor. Küresel şer odaklarının sömürge politikaları, bölgemizi terörizmin, fanatizmin, radikalizmin kuşatması altına soktu. Halkından kopuk yönetimler, geri kalmışlık, kardeş kavgası, etnik ayrılıkçılık ve mezhep taassubu, bölgemizi kaosa sürükledi. Bu kadim coğrafya, ne acıdır ki vekalet savaşlarının arenası haline geldi.

Rabb’imize hamdolsun ki Türkiye, sahip olduğu demokratik güçlü devleti, büyüyen ekonomisi ve milli seferberlik ruhu sayesinde, bu ateş denizi içinde bir istikrar adası olarak kalabildi. Küresel şer odakları bölgemize terörizm ve ayrılıkçı ideolojiler zerk etmeye çalışırken, Türkiye barış, huzur ve güven getirmek için tüm gücüyle gayret gösterdi.

“Güvenliği ve refahı tüm bölgemize yaymaya çalıştık”

Güçlendirdiğimiz ekonomik ve demokratik altyapımızın desteğiyle son yıllarda güvenliği ve refahı tüm bölgemize yaymaya ve bununla birlikte çok güçlü adımlar atmaya çalıştık. Böylece, hem kendi geleceğimizi hem dostlarımızın geleceğini güvence altına alma yolunda tarihi mesafeler katettik. Artık bölgemizde Türkiye’ye rağmen, Türkiye’nin menfaatlerine aykırı adımlar atmak mümkün değildir. Artık coğrafyamızda Türkiye’nin güçlü iradesine rağmen kirli oyunlar kurmak, sınırlar tanzim etmek, oldu bittiler yapmak mümkün değildir.

“Milli menfaatler ve milli güvenlik kaygıları ön plana çıktı”

Türkiye’nin önünde yeni bir dünyanın var. Yeni çatışma dinamikleriyle şekillenen dünyada, uluslararası alandaki mücadeleler günden güne daha da sertleşiyor.

Devletler artık, tepkisel ve dışlayıcı hareketler tarafından ele geçirilme tehdidiyle karşı karşıyadır. Milli menfaatler ve milli güvenlik kaygıları ön plana çıkıyor.

“İslam düşmanlığı günden güne büyüyor”

Artık 1990’ların tek kutuplu dünyasında değiliz. 2000’li yılların küreselleşme hayallerinin yerinde yeller esiyor. Tarihin de mücadelenin de bitmediğine hep birlikte şahit oluyoruz. Batı’da fanatizm, kültürel ırkçılık ve İslam düşmanlığı günden güne büyüyor ve Avrupa’nın üzerinde yükseldiği değerleri tehdit ediyor. İslam dünyasının ortasında bir ur gibi ortaya çıkan DEAŞ terör örgütü, Orta Doğu’da ve kardeş coğrafyalarda daha çok parçalanmaya ortam hazırlıyor.

Buna karşılık küresel alanda yeni güç merkezleri, yeni ittifak ve iş birliği zeminleri oluşuyor. Bu süreç, uluslararası aktörler için yeni fırsat ve imkanları da beraberinde getiriyor. Türkiye, tüm muhataplarıyla azami müştereklerde iş birliği yapmak suretiyle bu yeni dünyada kendine onurlu bir yer elde etmenin mücadelesini veriyor. Bölge halklarının gönlünde taht kuran Türkiye, siyasi, askeri ve ekonomik gücüyle küresel bir aktör haline geliyor.

Ülkemizin tarihi birikimi ve mevcut potansiyeli, batıyla ve doğuyla, kuzeyle ve güneyle aynı anda ilişki kurabilmesinin, ittifaklar geliştirebilmesinin yolunu açıyor. Bizim için esas olan, milli güvenliğimiz, huzurumuz ve hedeflerimizdir. Bunları sadece kendimiz değil, tüm dostlarımız ve kardeşlerimiz için de istiyoruz. Arkamızda yüz milyonlarca kardeşimizin duasını ve desteğini alarak, küresel zeminde irade sahibi, söz sahibi, inisiyatif sahibi güçlü bir ülkeye dönüşüyoruz.

“Türkiye gücünün farkına vardı”

Türkiye 16 yıl önce AB kapısında bekleyen ama pazarlık şansı olmayan bir ülkeydi. Dünya siyasetiyle ilişkisi kendi eliyle kurulmadı. Tek bir yöne bakan, statükocu, değişimden korkan, kendine güvensiz, mücadele ruhu körelmiş, içine kapanmış bir Türkiye vardı. Çok parçalı koalisyonlar ve zayıf iktidarlar Türkiye’nin vizyonunu daraltmıştı.

“Türkiye her alanda gücünün farkına vardı”

Türkiye AK Parti iktidarları döneminde siyasi istikrar ve ekonomik büyümeyle tanıştı, her alanda gücünün farkına vardı ve dünyaya açıldı. Demokratik standartlarını yükselten Türkiye, karşılıklı çıkar ve saygı temelinde dünyaya açıldıkça, bölgesel bir güç haline geldi. Ülkemiz, AB ile katılım müzakerelerini başlattı, Türk dünyasından Orta Doğu’ya, Balkanlar’dan Kafkaslara kadar her bölge ile yakın iş birliği geliştirdi.

“Aktif ve çok boyutlu bir dış politika takip ettik”

Kendimizi hiçbir zaman herhangi bir kampa muhtaç, mecbur ve mahkum hissetmedik. Ülkemizin büyüklüğüne, menfaatlerine, ihtiyaçlarına uygun olarak aktif ve çok boyutlu bir dış politika takip ettik. Demokrasimizin standartlarını, insan hak ve hürriyetlerini geliştirme konusunda, şartlar ne olursa olsun müspet ve kararlı davrandık.

İnsani kalkınma, terörle ve uyuşturucuyla mücadele, güvenlik, ticaret gibi uluslararası işbirliği gerektiren konularda müttefiklerimizle yan yana olmaktan mutluluk duyduk. Son zamanlarda muhataplarımızda aynı kararlılığı ve isteği görmesek de Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefinden asla vazgeçmedik. Bununla birlikte Batılı muhataplarımız bize karşı çifte standart uyguladıklarında, bekamıza tehdit oluşturan terör örgütlerini desteklediklerinde, bunu yüzlerine açıkça ifade etmekten de çekinmedik.

Türkiye’nin menfaatlerinden taviz vermedik

Kendi politikalarımızı da kararlılıkla uyguladık. Neticede siyasi engellemelere, çifte standartlara ve ayrımcılığa karşı Türkiye’nin menfaatlerinden taviz vermedik. Dün olduğu gibi bugün de demokrasiden, özgürlükten, hakların serbestçe kullanılmasından yanayız, yarın da öyle olacağız. Ancak biz aynı zamanda güçlü olmaktan, bağımsız olmaktan da yanayız. Bunları birbirinin alternatifi değil tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Biz, milletin egemen olduğu tam bağımsız, tam demokratik ve müreffeh Türkiye istiyoruz.

 “Yapılacak çok iş, atılacak çok adım var”

Allah’ın inayetiyle, birlik ve beraberliği koruyarak bütün zorlukları aştık, 16 yıl boyunca hep birlikte Türkiye’yi büyüttük.

Birlikte tarih yazdık. Yapılacak çok iş, atılacak çok adım var. Şimdi yeni bir yolun başlangıcındayız. Mamur kılınacak şehirlerimiz, işlenecek bereketli topraklarımız, yetiştirilecek yavrularımız var. Yapılacak yeni yollar, açılacak hastaneler, kurulacak fabrikalar, daha güçlü hale getirilecek eğitim-öğretim kurumları, kol kanat gerilecek mazlum vatandaşlar var.

“Büyük Türkiye’yi birlikte inşa edeceğimiz gençlerimiz var”

Tarlasında hasadını kaldırıp bereketini görmek için gün sayan çiftçilere verilecek daha çok müjdeler var. Her türlü ayrımcılıkla mücadele ederek önlerini açtığımız, çalışma hayatında görev bekleyen kadınlarımız var. Eşit bireyler olarak hayatın her alanında engelleri kaldırdığımız, yeni imkan ve fırsatlarla buluşturacağımız engellilerimiz var. Ülkemizin üretim yükünü üstlenen sanayicimize, girişimcimize, iş dünyamıza, ihracatçımıza verecek daha çok desteğimiz var. Günün ilk ışıklarıyla evinden çıkıp, alın teriyle rızkını kazanan işçi kardeşlerimizin hayatını kolaylaştırmak için atılacak daha çok adımımız var. Geleceğe umutla bakan, büyük Türkiye’yi birlikte inşa edeceğimiz gençlerimiz, onların kuracakları yuvalar, dünyaya getirecekleri nesiller var.

“Beraber olarak kucaklayacağımız aydınlık bir geleceğimiz var”

Aşkımız, sevdamız, yarimiz, yarınımız, vatanımız var. Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Roman’ıyla, Boşnak’ıyla, Sünnisi, Alevisiyle, işçisi, memuru, esnafıyla, kadını, erkeğiyle hiçbir insanımızı dışarıda bırakmadan bir ve beraber olarak kucaklayacağımız aydınlık bir geleceğimiz var. Parıldayan gözlerinizde, ak alnınızda, iman dolu kalbinizde, bükülmez bileğinizde, çelikten sinenizde, dualı dillerinizde bir şahlanış görüyorum; erdem, irade ve cesaretle Türkiye’nin şahlanışını görüyorum.

“Dirilişini tamamlamış bir milletin yeniden yükselişini görüyorum”

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girerken, kuruluşunu ve dirilişini tamamlamış bir milletin yeniden yükselişini görüyorum. Tıpkı Kasım 2002’de, Temmuz 2007’de, Haziran 2011’de, Ağustos 2014’te, Kasım 2015’te, 16 Nisan 2017’de olduğu gibi, 24 Haziran’da da biz bu şahlanışa talibiz. Tecrübelerimiz, milletimizin umutlarının hizmetkarıdır. Bizim yeniden yükselişimiz, bölgemizin de dünya mazlumlarının da salih-i selamete çıkışı olacak. İçinde bulunduğumuz dünyada Türkiye, bölgesinin en önemli gücü haline geliyor. Yeni dönemde Türkiye, küresel bir güç, öncü bir ülke olacak. İnşallah önümüzdeki dönemde, erdem, irade ve cesaretle Türkiye şahlanacak.”

“24 Haziran seçimleri Türkiye için bir milat olacak”

AK Parti’nin bugüne kadar kazandığı 12 seçimin her biri, hayati derecede önemli. Ama 24 Haziran seçimleri Türkiye için bir milat olacak. Seçimlerin ardından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle şahlanış ve yeniden yükseliş idealimiz, tüm unsurlarıyla hayata geçecek. Milletin tercihi ile kabul edilen yeni yönetim sistemimiz, yasamayı daha itibarlı, yürütmeyi daha güçlü ve yargıyı daha bağımsız hale getirecek. Tam kuvvetler ayrılığı ile Meclis yasa yapmaya ve hükümeti denetlemeye, hükümet etkili icraata, yargı da bağımsız ve tarafsız bir biçimde adaletin tecellisine odaklanacak. Milli irade siyasetin merkezine tam yerleşeceği için, demokrasi tüm kurum ve kurallarıyla eksiksiz işleyecek.” ifadeleri kullandı.

Türkiye 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine daha emin adımlarla yürüyecek”

Demokrasinin daha fazla derinleşmesi ve kurumsallaşması özgürlüklerin garantisi olacak. Yeni sistemde, yönetimde söz sahibi olmanın yegane yolu, seçimlerle milletin iradesinden geçecek. Vesayet düzeni de bürokratik oligarşi de tamamen son bulacak. Demokratik siyasetin kurumsallaştığı bu yeni sistemde, istikrar kalıcı hale gelecek. Hızlı karar, gecikmeyen icraat ve etkili yönetimle, ekonomik büyüme ivme kazanacak. Refah ve kalkınma hız kazanacak.

Türkiye 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine daha emin adımlarla yürüyecek. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle, milli gelir artacağı ve tabana daha fazla yayılacağı için, gelir grupları arasındaki makas hızla kapanacak. Ekonomik kalkınma yolunda taş üstüne taş koyan herkes başımızın tacı olmaya devam edecek. İşvereninden işçisine, yöneticisinden memuruna, yatırımcısından esnafına ülke ekonomisine katkıda bulunan kim varsa, bizi her zaman yanında bulacak.

Herkesin mal güvenliği ve ticaret yapma özgürlüğü, daha güçlü bir şekilde hukuk devletinin güvencesi altında olacak. Dünyadaki korumacı ekonomi dalgasına rağmen Türkiye’nin rekabetçi ve dışa açık yapısı sürecek. Biz bugüne kadar hangi sözü verdiysek yerine getirdik, ahde vefa gösterdik, bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz.

“Türkiye küresel bir güç olarak dünya sahnesindeki yerini alacak”

İşte buradan, şimdi buradan milletimle ahitleşiyorum: Ahdim olsun ki; yeni dönemde Türkiye muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkacak. Türkiye küresel bir güç olarak dünya sahnesindeki yerini alacak. İhracattaki yükselişimiz hızlanarak devam edecek. Enerjide dışa bağımlılığımız büyük oranda azalacak. Yüksek teknolojili ürünlerde yerlilik oranı artacak. Yerli otomobil ve savunma sanayi alanındaki projelerimiz süratle hayata geçecek. Şehirlerimiz kültür sanat üreten kimlikli şehirler haline gelecek.

Bölge ve sektör bazlı teşviklerle istihdam artışı sağlayacak yeni fabrikaların önü açılacak. Ahdim olsun ki; faizler, enflasyon ve cari açık düşecek. Türk ekonomisi dış şoklara ve finansal saldırılara daha dirençli hale gelecek. Türkiye’nin yatırım cazibesi daha da yükselecek.

“Dar gelirli vatandaşların hayat standartları artırılacak”

Kanalistanbul ve 1915 Çanakkale Köprüsü gibi büyük projeler mutlaka hayata geçecek. İstanbul’daki yeni havalimanımız bu yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mızda hizmete girecek. Tarım ve hayvancılık teşvikleri daha etkin hale getirilerek, ülkemiz bu alanlarda hedeflerine uygun bir konuma çıkartılacak.

Dar gelirli vatandaşların hayat standartları mutlaka artırılacak, vergi sistemi daha adil hale gelecek, dar gelirli vatandaşlar üzerindeki vergi yükü düşecek, hantal bürokrasiden etkin bürokrasiye geçilmesiyle birlikte devlet kurumları arasındaki koordinasyon artacak, karar alma süreçleri hızlanacak.

“Türkiye ekonomisini küresel bir güç haline getireceğiz”

Daha icraatçı hale gelecek bakanlıklar, uzun vadeli planlamaların ve etkin politikaların aracı haline dönüşecek. Gazi Mustafa Kemal’in dediği gibi, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacak. Bütün bunları birlikte başaracağız.

El birliğiyle Türkiye ekonomisini büyütecek ve dünyaya markalar sunacak küresel bir güç haline getireceğiz. Nitekim kısa bir süre önce bunun ilk adımlarını attık. Vatandaşlarımıza, kamu kurumlarına olan borçlarını yeniden yapılandırma imkanı getirdik. Daha önceki yapılandırmalarda borçlarını ödeyememiş olanları da bu kapsama dahil ettik.

“Lider ülke Türkiye vizyonumuz devam edecek”

Vergi ve sosyal güvenlik kurumu primleri konusundaki ihtilaflara, matrah artışı şartıyla uzlaşma yolunu açtık. Stok beyanıyla, vergi mükelleflerinin gerçek varlıklarıyla muhasebe kayıtlarını tutarlı hale getirdik. Asıl büyük müjdeyi emeklilere verdik, 12 milyon emeklinin tamamına Ramazan ve Kurban bayramlarında biner lira ikramiye verme kararı alarak, kendilerine olan şükranlarını ifade ettik.

Ülkenin kangren olmuş bir sorununu kökten çözdük”

İş yeri açan emeklilerin yüzde 15 destek primi yüklerini kaldırdık. İmar barışıyla ülkenin kangren olmuş bir sorununu kökten çözdük. Türkiye’deki bağımsız binaların yarısını oluşturan imarsız veya imara aykırı yapıların durumuna hukuki çözüm getirdik. Böylece kentsel dönüşüm ve planlı yapılaşma çalışmalarının önündeki engelleri kaldırmış olduk.

Üniversitelere kayıt yaptırıp da eğitim-öğretimine devam edemeyenlere bir fırsat daha verdik. İş hayatına yeni atılan 18-29 yaş arasındaki gençlere destek için, mevcut teşviklere ilave olarak, bir yıl boyunca Bağ-Kur primlerini de üstlendik, yaşlılık aylığını yaklaşık iki kat artırarak 500 liraya çıkardık, böylece milletin her kesiminin derdine deva olmaya, devletle milletin arasında hiçbir ihtilaflı konu bırakmamaya gayret gösterdik.

“Dış politikadaki etkinliğimiz ve caydırıcılığımız artacak”

Türkiye dış politikada da erdem, irade ve cesaretle şahlandı. Dış politikamızın temel ilkeleri ‘bağımsızlık’, ‘milli çıkar’, ‘milli güvenlik’ ve ‘vicdani duruş’ olmaya devam edecek. Kimsenin efendiliğini kabul etmediğimiz gibi kimseye de efendilik taslamayacağız. Nasıl kazan-kazan ilkesini, bir adım önde olmak anlayışını benimsediysek, yine onurlu ve saygın bir iş birliği zemininde yapıcı bir dış politikayı öne çıkaracağız.

Muhataplarımızla göz hizasında, eşit seviyede, somut çıkarlar ve öncelikler doğrultusunda ilişkilerimizi sürdüreceğiz. ‘Lider ülke Türkiye’ vizyonumuz devam edecek. Savunma alanında dışa bağımlılığımız azaldığı oranda, dış politikadaki etkinliğimiz ve caydırıcılığımız artacak. Küresel bir güç olmak için kendi silahlarımızı üretmeye devam edeceğiz.

Altay tankımız gibi, Atak helikopterimiz gibi, İHA’larımız, Silahlı İnsansız Hava Araçlarımız gibi savunma sanayi değerlerimizi artıracağız. Hedefimiz karada, havada, denizde, her alanda yüzde yüz yerli savunma sistemlerine Türkiye olarak sahip olmaktır. Bir yandan süratle kendi teknolojimizi üretirken, diğer yandan ihtiyaçlarımızı gidermek için alternatif arayışlarımızı sürdürüyoruz.

Terör örgütlerine dünyayı dar etmekten asla vazgeçmeyeceğiz”

Türkiye hem büyük tehditler hem de büyük fırsatlar barındıran yeni uluslararası ortamın güçlü bir aktörü olacak. Yeter ki siyasi istikrarımızı koruyalım, yeter ki güçlü bir siyasal liderlikle yolumuza devam edelim. İşte Başkanlık sistemini bunun için getiriyoruz. Önümüze çıkarılan bütün zorluklar, bölgesel bir güç olan ülkemizin küresel bir güce dönüşmesini engellemek içindir.

“Terörle mücadelemiz, istiklal mücadelemizin bir cüzüdür”

Türkiye güçlendikçe, sadece “dünya beşten büyüktür” diye haykırmakla kalmayacağım, dünyanın beşten büyük olduğunu dosta düşmana göstereceğim. Ülkemizin birliğine ve dirliğine kast eden terör örgütleriyle her alandaki mücadelemizi, içeride ve dışarıda en küçük bir zafiyete meydan vermeden sürdüreceğiz.

Şahlanışımızın en önemli ayaklarından biri de ülkemizi hedef alan terör örgütlerini bütünüyle yok etmek, onları tarihin çöplüğüne yollamaktır. Bu can bu bedende olduğu müddetçe terör örgütlerine dünyayı dar etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Terörle mücadelemiz, istiklal mücadelemizin bir cüzüdür.

Türkiye, yeni dönemde sınırlarını terör örgütlerinden temizlemek için Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı gibi harekatlarına yenilerini ekleyecektir. Güney sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu, bu harekatlarımızla paramparça ettik. En son Afrin’de destan yazan kahramanlarımız, Mehmetçiklerimiz yeni görevlere hazırdır, bunu da gördük.

“Tek bir terörist bırakmayana kadar operasyonlarımız devam edecektir”

Aynel Arab’dan Haseke’ye, oradan Sincar ve Kandil’e kadar tek bir terörist bırakmayana kadar operasyonlarımız devam edecektir. İstiklal marşımızda Akif ne diyor: ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım/Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım’ bu milletimiz için vazgeçilmez bir hedeftir. Millet olmanın temel şartı olan hürriyet, siyaset anlayışımızın temelini oluşturan milli iradenin tecellisi için kaçınılmazdır.

“AK Parti özgürlükler partisidir”

Milli iradeye dayanan siyaset, her türlü boyunduruktan, zorlamadan ve baskıdan azade olarak yapılan siyaset anlamına gelir. AK Parti özgürlükler partisidir, öyle olmaya devam edecek. Milletimizin refahını sağlamak ne kadar önemliyse, din ve vicdan hürriyetinin önündeki engelleri kaldırmak da bireysel özgürlükleri güvence altına almak da o kadar önemlidir. Irkçı, yabancı düşmanı, İslam düşmanı, cinsiyetçi, bölücü olmayan tüm fikirlerin özgürce ifade edilmesi, yayılması, propagandasının yapılması ve örgütlenmesi devletimizin güvencesi altındadır.

Oylarınızı, milli iradenizi, siyasi kararlarınızı nasıl emanet bildiysek, bireysel özgürlükleriniz de emanetimizdir. 15 Temmuz gecesi hürriyetini müdafaa etmek için canından vazgeçen bir milletin özgürlüklerini kısıtlamaya kalkmak da milletimizin buna razı geleceğini düşünmek de akla ve mantığa uygun değildir. AK Parti yürüyüşüne başladığımız günlerde ‘3-Y’ olarak adlandırdığımız yolsuzlukla, yoksullukla ve yasaklarla mücadele etmek, en önemli hedeflerimiz arasında olmaya devam edecektir.

Bir kez daha haykırıyoruz. Davamızın özünde adalet vardır. Zalime duyduğumuz öfke de mazluma duyduğumuz şefkat de adalete olan bağlılığımızdandır.

24 Haziran’dan sonra adaletin kurumsal yapısını güçlendirmek, özellikle sosyal adaletin tam anlamıyla ve her alanda tesisi önceliğimiz olacak. Ekonomide, devlet hizmetlerinde, çalışma hayatında, eğitimde, siyasette ve diğer tüm alanlarda adaletin tesisi, siyasetin amacını oluşturmaya devam edecek.

“Her bir vatandaşımızın iradesi değerlidir”

Zira adalet bizim medeniyetimizin kurucu ilkesidir. Biz inanıyoruz ki ‘adalet güneşinin doğacağı ilk yer idarecinin kalbidir. Devletin, mülkün, nizamın, sosyal barışın temeli adalettir.

Onun için “insanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışını şiar edindik.  Kuruluş ve diriliş döneminin kaçınılmaz çalkantıları içerisinde huzurundan özellikle olan, kendisini ötelenmiş hisseden, hakkını alamadığını düşünen herkese, devletimizin şefkat, merhamet ve adaletli kolları sonuna kadar açıktır. Milletimizin huzuruna, birliğine, dirliğine düşmanlık etmeyenler, bizimle aynı rüyayı görmeseler, aynı ideali paylaşmasalar bile, aynı derecede değerlidir.

Bu zamana kadar yanımızda olmayan ya da karşımızda bulunanlara da diyorum ki milletimiz bir bütündür. Her bir vatandaşımızın iradesi değerlidir. Birimiz özgür olmadıkça, diğerlerimiz de özgür olamaz. Birimiz kendini huzurlu hissetmedikçe, diğerlerimiz de kendini huzurlu hissedemez. Birimiz geleceğini güvende görmedikçe, diğerleri de göremez.

‘Gel, ne olursan ol yine gel’ dedik”

Onun için helalleşme, balkon konuşması, empati, beyaz sayfa açmak, kapıyı herkese açık bırakmak gibi kavramları Türk siyasetinde biz işler hale getirdik. Onun için ‘Gel, ne olursan ol yine gel’ dedik, ‘Gelin canlar bir olalım’ dedik, ‘Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü’ dedik. Onun için adaleti de kalkınmayı da vatandaşlarımızın tamamı için istiyor, hayata geçiriyoruz. Önümüzdeki dönemde, bu temel ilkeye çok daha sıkı sarılacağız. Tek bir vatandaşımızın dahi adalet dairesinin dışında kalmaması için her türlü çabayı göstereceğiz.

“Bu yolda birlikte yürümeye hazırız”

Millet olarak, maziden atiye uzanan bu yolda bir kader ortaklığı var. Ülkemizin küresel boyutta iddia sahibi olmasının arkasındaki en önemli güçlerden biri de toplumsal yapımızın bu zenginliğidir. Siyasi, ideolojik, dini, mezhebi, etnik farklılıklarımızı ayrışma ve düşmanlık noktaları değil, hayatın renkleri olarak gören herkesle, bu yolda birlikte yürümeye hazırız. Zira biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevdik.

“Yeni yönetim sisteminde imkanları kadınlarımızla daha fazla paylaşacağız”

Bu kutlu yola çıktığımız günden beri kadınların, bizi hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Bu davaya hizmet edenlerin, bu davanın yükünü çekenlerin ve bu dava için fedakarlık yapanların başında kadınlar geliyor.

Sizlerin gücüne, yola çıktığımız ilk günden beri inandım. Türkiye’ye partimizin kadın kollarını etkinleştirerek, kadınların siyasal yaşama katılımları noktasında büyük bir eşik atlattık.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kadınlarımızın temsil oranını tarihin en yüksek seviyesine taşıdık. Sosyal hayatın bütün alanlarında ve karar mekanizmalarında kadınlarımızın varlığını, katkısını geleceğimiz için hayati gördük ve bu yönde adımlar attık. Kadınlarımızı güçlendirmenin ülkemizi güçlendirmek olduğuna hep inandık. Bundan sonra da aynı anlayışla hareket edeceğiz. Önümüzdeki tarihi dönemeçte yükü kadınlarımızla birlikte omuzlayacağız.

“Cahiliye adetini ayaklarımızın altına aldık ve alacağız”

Yeni yönetim sisteminde imkanları kadınlarımızla daha fazla paylaşacağız. Eğitim-öğretimden istihdama, sağlıktan aileye kadar her alanda kadınları desteklemeye devam edeceğiz. Kadına karşı istismar, şiddet ve taciz; insanlığa karşı işlenmiş büyük suçlardır, bunu da böyle ifade ediyorum. Bu ayıbı ülkemizden tamamen silene kadar bütün çabamız ve gayretimizle devam edeceğiz. Kadına karşı her türlü cahiliye adetini ayaklarımızın altına aldık ve alacağız. Kadınları bu ülkenin ve milletin, her türlü hakka eşit olarak sahip bireyleri haline getirene kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz.

“Sevgili gençler; siz şahlanışımız ve yükselişimizsiniz”

Sevgili gençler, siz şahlanışımız ve yükselişimizsiniz. Erdem, irade ve cesaretle Türkiye’yi siz şahlandıracaksınız. Biz sadece sizinle beraber çalışacağız. Sizinle beraber yol yürüyeceğiz. Bütün gayretimizle size daha fazla alan açacağız. Doğruyu sizinle beraber tartışıp, hayata geçireceğiz. Yanlışları sizinle birlikte tespit edip, düzelteceğiz. Ülkemiz sizinle küresel güç olacak. İstihdamımız sizinle büyüyecek. Vizyonumuz sizinle genişleyecek. Adalet sizinle yükselecek. Eğitim-öğretim sistemimizi sizin beklentilerinizi karşılayacak şekilde geliştireceğiz.

Hiçbir terör örgütünün, şer odağının ağına düşmenize izin vermeyeceğiz. Size daha nitelikli imkanlar sunmayı, ülkemizin geleceğine yatırım olarak görüyoruz. Eğitim-öğretim hayatınızın ardından, edindiğiniz bilgi, beceri ve birikimlerinizi iş hayatına aktarmanızı sağlamak için gereken adımları birlikte atacağız. Farklı lisanlar, güncel gelişmeler, ileri teknolojilerle birlikte elbette dünyayı daha iyi tanıyacaksınız. Bunun yanında medeniyetinizi, tarihinizi, kültürünüzü de en iyi şekilde öğreneceksiniz.

“Geçmişiyle bağları kopmuş bir toplum eninde sonunda yıkılmaya mahkumdur”

Geçmişini bilmeyenlerin geleceğini inşa edemez. Kökleri kurumuş bir ağacın uzun süre ayakta kalamayacağı gibi geçmişiyle bağları kopmuş bir toplum da eninde sonunda yıkılmaya mahkumdur. Avrupa’yı da Amerika’yı da Orta Asya’yı da Kuzey Afrika’yı da Balkanları ve Kafkasya’yı da hasılı bütün dünyayı bilmeniz, anlamanız bir o kadar da kendi yerli ve milli duruşunuzla hareket etmeniz için size destek olacağız. Tarihinizi öğrendikçe özgüveninizin arttığını, vizyonunuzun derinleştiğini, bakış açınızın genişlediğini göreceksiniz. Gelin, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini sizlerle birlikte hayata geçirelim.

“Cumhur İttifakı, birlik ve beraberlik anlayışının siyasete yansımasıdır”

Önümüzde uzun bir yol, yapılacak çok iş var.  Bizi yoldan döndürmeye çalışanların hiç bitmeyecek. Ama bizim de birliğimiz, dirliğimiz Allah’ın izniyle hep sürecek.

Cumhur İttifakı bu birlik ve beraberlik anlayışının siyasete yansıması oldu. Yerli ve milli anlayışın Türkiye’nin bekası için seferber olmasının adıdır. Türkiye’nin yeni hükümet sistemiyle şahlanışıdır. Türkiye’nin aydınlık geleceği için tüm toplum kesimleriyle siyasi ahitleşmenin ta kendisidir. Bu yolda yapmamız gereken birliğimizden ve dirliğimizden taviz vermemektir. Biz işte bu ahdi Rabia’yla sembolleştirdik.

“Bizi hedeflerimizden vazgeçiremeyecekler”

Tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet… Bu dört ilkenin çevresinde, yerli ve milli herkesle birleşerek, el ele vererek, güçlü ve bağımsız Türkiye mücadelesine devam edeceğiz. İşte Cumhur İttifakı’nı bunun için kurduk. Cumhur İttifakı; erdem, irade ve cesaretle Türkiye’nin şahlanışının adıdır. Çanakkale Zaferi, birliğimizin senedidir. Milli Mücadele, birliğimizin teminatıdır. Cumhuriyet, birliğimizin zeminidir. Demokrasi, birliğimizin sigortasıdır. 15 Temmuz Direnişi ve Yenikapı ruhu, birliğimizin mührüdür. Hedeflerimize ancak bu ruhla yürüyebiliriz.

“Vatanımız ilelebet bu millete yurt olacak”

Milletimize, bayrağımıza, vatanımıza, devletimize kast edenlere buradan bir kez daha haykırıyoruz: Başaramayacaksınız. Milletimizin birliğini, dirliğini asla bozamayacaksınız. Bayrağımız göklerde hep dalgalanacak. Vatanımız ilelebet bu millete yurt olacak. Devletimiz hep payidar kalacak. Ezanlarımız hep bu kubbede yankılanacak. Hep dimdik duracağız. Bu ülkeye diz çöktüremeyecekler. Bu halka boyunduruk vuramayacaklar. Bin yıldır yürüdüğümüz bu yoldan bizi geri döndüremeyecekler. Bizi hedeflerimizden vazgeçiremeyecekler.”

Tüm bunlar için önlerinde yeni bir imtihan, yeni bir yarışın bulunduğunu, bunun da 24 Haziran seçimleri olduğunu aktaran Erdoğan, “15 Temmuz’da olduğu gibi bağımsızlığımızı canımız pahasına hep koruyacağız. Bin yıllık yolculuğumuz binlerce yıl akıp gidecek. Tüm hedeflerimiz gerçekleşecek. İşte bütün bunlar için; tarihin önünde, ecdadımızın huzurunda, şahitliğinde Allah’a and olsun ki davamızı 2023’e, 2053’e, 2071’e taşıyacağız.

“Türkiye 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine daha emin adımlarla yürüyecek”

Demokrasinin daha fazla derinleşmesi ve kurumsallaşması özgürlüklerin garantisi olacak. Yeni sistemde, yönetimde söz sahibi olmanın yegane yolu, seçimlerle milletin iradesinden geçecek. Vesayet düzeni de bürokratik oligarşi de tamamen son bulacak. Demokratik siyasetin kurumsallaştığı bu yeni sistemde, istikrar kalıcı hale gelecek. Hızlı karar, gecikmeyen icraat ve etkili yönetimle, ekonomik büyüme ivme kazanacak. Refah ve kalkınma hız kazanacak.

Türkiye 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine daha emin adımlarla yürüyecek. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle, milli gelir artacağı ve tabana daha fazla yayılacağı için, gelir grupları arasındaki makas hızla kapanacak. Ekonomik kalkınma yolunda taş üstüne taş koyan herkes başımızın tacı olmaya devam edecek. İşvereninden işçisine, yöneticisinden memuruna, yatırımcısından esnafına ülke ekonomisine katkıda bulunan kim varsa, bizi her zaman yanında bulacak.

Herkesin mal güvenliği ve ticaret yapma özgürlüğü, daha güçlü bir şekilde hukuk devletinin güvencesi altında olacak. Dünyadaki korumacı ekonomi dalgasına rağmen Türkiye’nin rekabetçi ve dışa açık yapısı sürecek. Biz bugüne kadar hangi sözü verdiysek yerine getirdik, ahde vefa gösterdik, bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz.

 

“Türkiye küresel bir güç olarak dünya sahnesindeki yerini alacak”

İşte buradan, şimdi buradan milletimle ahitleşiyorum: Ahdim olsun ki; yeni dönemde Türkiye muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkacak. Türkiye küresel bir güç olarak dünya sahnesindeki yerini alacak. İhracattaki yükselişimiz hızlanarak devam edecek. Enerjide dışa bağımlılığımız büyük oranda azalacak. Yüksek teknolojili ürünlerde yerlilik oranı artacak. Yerli otomobil ve savunma sanayi alanındaki projelerimiz süratle hayata geçecek. Şehirlerimiz kültür sanat üreten kimlikli şehirler haline gelecek.

Bölge ve sektör bazlı teşviklerle istihdam artışı sağlayacak yeni fabrikaların önü açılacak. Ahdim olsun ki; faizler, enflasyon ve cari açık düşecek. Türk ekonomisi dış şoklara ve finansal saldırılara daha dirençli hale gelecek. Türkiye’nin yatırım cazibesi daha da yükselecek.

“Dar gelirli vatandaşların hayat standartları artırılacak”

Kanalistanbul ve 1915 Çanakkale Köprüsü gibi büyük projeler mutlaka hayata geçecek. İstanbul’daki yeni havalimanımız bu yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mızda hizmete girecek. Tarım ve hayvancılık teşvikleri daha etkin hale getirilerek, ülkemiz bu alanlarda hedeflerine uygun bir konuma çıkartılacak.

Türkiye ekonomisini küresel bir güç haline getireceğiz”

Daha icraatçı hale gelecek bakanlıklar, uzun vadeli planlamaların ve etkin politikaların aracı haline dönüşecek. Gazi Mustafa Kemal’in dediği gibi, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacak. Bütün bunları birlikte başaracağız.

El birliğiyle Türkiye ekonomisini büyütecek ve dünyaya markalar sunacak küresel bir güç haline getireceğiz. Nitekim kısa bir süre önce bunun ilk adımlarını attık. Vatandaşlarımıza, kamu kurumlarına olan borçlarını yeniden yapılandırma imkanı getirdik. Daha önceki yapılandırmalarda borçlarını ödeyememiş olanları da bu kapsama dahil ettik.

“Lider ülke Türkiye vizyonumuz devam edecek”

Vergi ve sosyal güvenlik kurumu primleri konusundaki ihtilaflara, matrah artışı şartıyla uzlaşma yolunu açtık. Stok beyanıyla, vergi mükelleflerinin gerçek varlıklarıyla muhasebe kayıtlarını tutarlı hale getirdik. Asıl büyük müjdeyi emeklilere verdik, 12 milyon emeklinin tamamına Ramazan ve Kurban bayramlarında biner lira ikramiye verme kararı alarak, kendilerine olan şükranlarını ifade ettik.

Ülkenin kangren olmuş bir sorununu kökten çözdük”

İş yeri açan emeklilerin yüzde 15 destek primi yüklerini kaldırdık. İmar barışıyla ülkenin kangren olmuş bir sorununu kökten çözdük. Türkiye’deki bağımsız binaların yarısını oluşturan imarsız veya imara aykırı yapıların durumuna hukuki çözüm getirdik. Böylece kentsel dönüşüm ve planlı yapılaşma çalışmalarının önündeki engelleri kaldırmış olduk.

Üniversitelere kayıt yaptırıp da eğitim-öğretimine devam edemeyenlere bir fırsat daha verdik. İş hayatına yeni atılan 18-29 yaş arasındaki gençlere destek için, mevcut teşviklere ilave olarak, bir yıl boyunca Bağ-Kur primlerini de üstlendik, yaşlılık aylığını yaklaşık iki kat artırarak 500 liraya çıkardık, böylece milletin her kesiminin derdine deva olmaya, devletle milletin arasında hiçbir ihtilaflı konu bırakmamaya gayret gösterdik.

“Dış politikadaki etkinliğimiz ve caydırıcılığımız artacak”

Türkiye dış politikada da erdem, irade ve cesaretle şahlandı. Dış politikamızın temel ilkeleri ‘bağımsızlık’, ‘milli çıkar’, ‘milli güvenlik’ ve ‘vicdani duruş’ olmaya devam edecek. Kimsenin efendiliğini kabul etmediğimiz gibi kimseye de efendilik taslamayacağız. Nasıl kazan-kazan ilkesini, bir adım önde olmak anlayışını benimsediysek, yine onurlu ve saygın bir iş birliği zemininde yapıcı bir dış politikayı öne çıkaracağız.

Muhataplarımızla göz hizasında, eşit seviyede, somut çıkarlar ve öncelikler doğrultusunda ilişkilerimizi sürdüreceğiz. ‘Lider ülke Türkiye’ vizyonumuz devam edecek. Savunma alanında dışa bağımlılığımız azaldığı oranda, dış politikadaki etkinliğimiz ve caydırıcılığımız artacak. Küresel bir güç olmak için kendi silahlarımızı üretmeye devam edeceğiz.

Altay tankımız gibi, Atak helikopterimiz gibi, İHA’larımız, Silahlı İnsansız Hava Araçlarımız gibi savunma sanayi değerlerimizi artıracağız. Hedefimiz karada, havada, denizde, her alanda yüzde yüz yerli savunma sistemlerine Türkiye olarak sahip olmaktır. Bir yandan süratle kendi teknolojimizi üretirken, diğer yandan ihtiyaçlarımızı gidermek için alternatif arayışlarımızı sürdürüyoruz

Terör örgütlerine dünyayı dar etmekten asla vazgeçmeyeceğiz”

Türkiye hem büyük tehditler hem de büyük fırsatlar barındıran yeni uluslararası ortamın güçlü bir aktörü olacak. Yeter ki siyasi istikrarımızı koruyalım, yeter ki güçlü bir siyasal liderlikle yolumuza devam edelim. İşte Başkanlık sistemini bunun için getiriyoruz. Önümüze çıkarılan bütün zorluklar, bölgesel bir güç olan ülkemizin küresel bir güce dönüşmesini engellemek içindir.

“Terörle mücadelemiz, istiklal mücadelemizin bir cüzüdür”

Türkiye güçlendikçe, sadece “dünya beşten büyüktür” diye haykırmakla kalmayacağım, dünyanın beşten büyük olduğunu dosta düşmana göstereceğim. Ülkemizin birliğine ve dirliğine kast eden terör örgütleriyle her alandaki mücadelemizi, içeride ve dışarıda en küçük bir zafiyete meydan vermeden sürdüreceğiz.

Şahlanışımızın en önemli ayaklarından biri de ülkemizi hedef alan terör örgütlerini bütünüyle yok etmek, onları tarihin çöplüğüne yollamaktır. Bu can bu bedende olduğu müddetçe terör örgütlerine dünyayı dar etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Terörle mücadelemiz, istiklal mücadelemizin bir cüzüdür.

Türkiye, yeni dönemde sınırlarını terör örgütlerinden temizlemek için Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı gibi harekatlarına yenilerini ekleyecektir. Güney sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu, bu harekatlarımızla paramparça ettik. En son Afrin’de destan yazan kahramanlarımız, Mehmetçiklerimiz yeni görevlere hazırdır, bunu da gördük.

“Tek bir terörist bırakmayana kadar operasyonlarımız devam edecektir”

Aynel Arab’dan Haseke’ye, oradan Sincar ve Kandil’e kadar tek bir terörist bırakmayana kadar operasyonlarımız devam edecektir. İstiklal marşımızda Akif ne diyor: ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım/Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım’ bu milletimiz için vazgeçilmez bir hedeftir. Millet olmanın temel şartı olan hürriyet, siyaset anlayışımızın temelini oluşturan milli iradenin tecellisi için kaçınılmazdır.

“AK Parti özgürlükler partisidir”

Milli iradeye dayanan siyaset, her türlü boyunduruktan, zorlamadan ve baskıdan azade olarak yapılan siyaset anlamına gelir. AK Parti özgürlükler partisidir, öyle olmaya devam edecek. Milletimizin refahını sağlamak ne kadar önemliyse, din ve vicdan hürriyetinin önündeki engelleri kaldırmak da bireysel özgürlükleri güvence altına almak da o kadar önemlidir. Irkçı, yabancı düşmanı, İslam düşmanı, cinsiyetçi, bölücü olmayan tüm fikirlerin özgürce ifade edilmesi, yayılması, propagandasının yapılması ve örgütlenmesi devletimizin güvencesi altındadır.

Oylarınızı, milli iradenizi, siyasi kararlarınızı nasıl emanet bildiysek, bireysel özgürlükleriniz de emanetimizdir. 15 Temmuz gecesi hürriyetini müdafaa etmek için canından vazgeçen bir milletin özgürlüklerini kısıtlamaya kalkmak da milletimizin buna razı geleceğini düşünmek de akla ve mantığa uygun değildir. AK Parti yürüyüşüne başladığımız günlerde ‘3-Y’ olarak adlandırdığımız yolsuzlukla, yoksullukla ve yasaklarla mücadele etmek, en önemli hedeflerimiz arasında olmaya devam edecektir.

Bir kez daha haykırıyoruz. Davamızın özünde adalet vardır. Zalime duyduğumuz öfke de mazluma duyduğumuz şefkat de adalete olan bağlılığımızdandır.

24 Haziran’dan sonra adaletin kurumsal yapısını güçlendirmek, özellikle sosyal adaletin tam anlamıyla ve her alanda tesisi önceliğimiz olacak. Ekonomide, devlet hizmetlerinde, çalışma hayatında, eğitimde, siyasette ve diğer tüm alanlarda adaletin tesisi, siyasetin amacını oluşturmaya devam edecek.

“Her bir vatandaşımızın iradesi değerlidir”

Zira adalet bizim medeniyetimizin kurucu ilkesidir. Biz inanıyoruz ki ‘adalet güneşinin doğacağı ilk yer idarecinin kalbidir. Devletin, mülkün, nizamın, sosyal barışın temeli adalettir.

Onun için “insanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışını şiar edindik.  Kuruluş ve diriliş döneminin kaçınılmaz çalkantıları içerisinde huzurundan özellikle olan, kendisini ötelenmiş hisseden, hakkını alamadığını düşünen herkese, devletimizin şefkat, merhamet ve adaletli kolları sonuna kadar açıktır. Milletimizin huzuruna, birliğine, dirliğine düşmanlık etmeyenler, bizimle aynı rüyayı görmeseler, aynı ideali paylaşmasalar bile, aynı derecede değerlidir.

Bu zamana kadar yanımızda olmayan ya da karşımızda bulunanlara da diyorum ki milletimiz bir bütündür. Her bir vatandaşımızın iradesi değerlidir. Birimiz özgür olmadıkça, diğerlerimiz de özgür olamaz. Birimiz kendini huzurlu hissetmedikçe, diğerlerimiz de kendini huzurlu hissedemez. Birimiz geleceğini güvende görmedikçe, diğerleri de göremez.

‘Gel, ne olursan ol yine gel’ dedik”

Onun için helalleşme, balkon konuşması, empati, beyaz sayfa açmak, kapıyı herkese açık bırakmak gibi kavramları Türk siyasetinde biz işler hale getirdik. Onun için ‘Gel, ne olursan ol yine gel’ dedik, ‘Gelin canlar bir olalım’ dedik, ‘Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü’ dedik. Onun için adaleti de kalkınmayı da vatandaşlarımızın tamamı için istiyor, hayata geçiriyoruz. Önümüzdeki dönemde, bu temel ilkeye çok daha sıkı sarılacağız. Tek bir vatandaşımızın dahi adalet dairesinin dışında kalmaması için her türlü çabayı göstereceğiz.

“Bu yolda birlikte yürümeye hazırız”

Millet olarak, maziden atiye uzanan bu yolda bir kader ortaklığı var. Ülkemizin küresel boyutta iddia sahibi olmasının arkasındaki en önemli güçlerden biri de toplumsal yapımızın bu zenginliğidir. Siyasi, ideolojik, dini, mezhebi, etnik farklılıklarımızı ayrışma ve düşmanlık noktaları değil, hayatın renkleri olarak gören herkesle, bu yolda birlikte yürümeye hazırız. Zira biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevdik.

“Yeni yönetim sisteminde imkanları kadınlarımızla daha fazla paylaşacağız”

Bu kutlu yola çıktığımız günden beri kadınların, bizi hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Bu davaya hizmet edenlerin, bu davanın yükünü çekenlerin ve bu dava için fedakarlık yapanların başında kadınlar geliyor.

Sizlerin gücüne, yola çıktığımız ilk günden beri inandım. Türkiye’ye partimizin kadın kollarını etkinleştirerek, kadınların siyasal yaşama katılımları noktasında büyük bir eşik atlattık.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kadınlarımızın temsil oranını tarihin en yüksek seviyesine taşıdık. Sosyal hayatın bütün alanlarında ve karar mekanizmalarında kadınlarımızın varlığını, katkısını geleceğimiz için hayati gördük ve bu yönde adımlar attık. Kadınlarımızı güçlendirmenin ülkemizi güçlendirmek olduğuna hep inandık. Bundan sonra da aynı anlayışla hareket edeceğiz. Önümüzdeki tarihi dönemeçte yükü kadınlarımızla birlikte omuzlayacağız.

“Cahiliye adetini ayaklarımızın altına aldık ve alacağız”

Yeni yönetim sisteminde imkanları kadınlarımızla daha fazla paylaşacağız. Eğitim-öğretimden istihdama, sağlıktan aileye kadar her alanda kadınları desteklemeye devam edeceğiz. Kadına karşı istismar, şiddet ve taciz; insanlığa karşı işlenmiş büyük suçlardır, bunu da böyle ifade ediyorum. Bu ayıbı ülkemizden tamamen silene kadar bütün çabamız ve gayretimizle devam edeceğiz. Kadına karşı her türlü cahiliye adetini ayaklarımızın altına aldık ve alacağız. Kadınları bu ülkenin ve milletin, her türlü hakka eşit olarak sahip bireyleri haline getirene kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz.

“Sevgili gençler; siz şahlanışımız ve yükselişimizsiniz”

Sevgili gençler, siz şahlanışımız ve yükselişimizsiniz. Erdem, irade ve cesaretle Türkiye’yi siz şahlandıracaksınız. Biz sadece sizinle beraber çalışacağız. Sizinle beraber yol yürüyeceğiz. Bütün gayretimizle size daha fazla alan açacağız. Doğruyu sizinle beraber tartışıp, hayata geçireceğiz. Yanlışları sizinle birlikte tespit edip, düzelteceğiz. Ülkemiz sizinle küresel güç olacak. İstihdamımız sizinle büyüyecek. Vizyonumuz sizinle genişleyecek. Adalet sizinle yükselecek. Eğitim-öğretim sistemimizi sizin beklentilerinizi karşılayacak şekilde geliştireceğiz.

Hiçbir terör örgütünün, şer odağının ağına düşmenize izin vermeyeceğiz. Size daha nitelikli imkanlar sunmayı, ülkemizin geleceğine yatırım olarak görüyoruz. Eğitim-öğretim hayatınızın ardından, edindiğiniz bilgi, beceri ve birikimlerinizi iş hayatına aktarmanızı sağlamak için gereken adımları birlikte atacağız. Farklı lisanlar, güncel gelişmeler, ileri teknolojilerle birlikte elbette dünyayı daha iyi tanıyacaksınız. Bunun yanında medeniyetinizi, tarihinizi, kültürünüzü de en iyi şekilde öğreneceksiniz.

“Geçmişiyle bağları kopmuş bir toplum eninde sonunda yıkılmaya mahkumdur”

Geçmişini bilmeyenlerin geleceğini inşa edemez. Kökleri kurumuş bir ağacın uzun süre ayakta kalamayacağı gibi geçmişiyle bağları kopmuş bir toplum da eninde sonunda yıkılmaya mahkumdur. Avrupa’yı da Amerika’yı da Orta Asya’yı da Kuzey Afrika’yı da Balkanları ve Kafkasya’yı da hasılı bütün dünyayı bilmeniz, anlamanız bir o kadar da kendi yerli ve milli duruşunuzla hareket etmeniz için size destek olacağız. Tarihinizi öğrendikçe özgüveninizin arttığını, vizyonunuzun derinleştiğini, bakış açınızın genişlediğini göreceksiniz. Gelin, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini sizlerle birlikte hayata geçirelim.

“Cumhur İttifakı, birlik ve beraberlik anlayışının siyasete yansımasıdır”

Önümüzde uzun bir yol, yapılacak çok iş var.  Bizi yoldan döndürmeye çalışanların hiç bitmeyecek. Ama bizim de birliğimiz, dirliğimiz Allah’ın izniyle hep sürecek.

Cumhur İttifakı bu birlik ve beraberlik anlayışının siyasete yansıması oldu. Yerli ve milli anlayışın Türkiye’nin bekası için seferber olmasının adıdır. Türkiye’nin yeni hükümet sistemiyle şahlanışıdır. Türkiye’nin aydınlık geleceği için tüm toplum kesimleriyle siyasi ahitleşmenin ta kendisidir. Bu yolda yapmamız gereken birliğimizden ve dirliğimizden taviz vermemektir. Biz işte bu ahdi Rabia’yla sembolleştirdik.

“Bizi hedeflerimizden vazgeçiremeyecekler”

Tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet… Bu dört ilkenin çevresinde, yerli ve milli herkesle birleşerek, el ele vererek, güçlü ve bağımsız Türkiye mücadelesine devam edeceğiz. İşte Cumhur İttifakı’nı bunun için kurduk. Cumhur İttifakı; erdem, irade ve cesaretle Türkiye’nin şahlanışının adıdır. Çanakkale Zaferi, birliğimizin senedidir. Milli Mücadele, birliğimizin teminatıdır. Cumhuriyet, birliğimizin zeminidir. Demokrasi, birliğimizin sigortasıdır. 15 Temmuz Direnişi ve Yenikapı ruhu, birliğimizin mührüdür. Hedeflerimize ancak bu ruhla yürüyebiliriz.

“Vatanımız ilelebet bu millete yurt olacak”

Milletimize, bayrağımıza, vatanımıza, devletimize kast edenlere buradan bir kez daha haykırıyoruz: Başaramayacaksınız. Milletimizin birliğini, dirliğini asla bozamayacaksınız. Bayrağımız göklerde hep dalgalanacak. Vatanımız ilelebet bu millete yurt olacak. Devletimiz hep payidar kalacak. Ezanlarımız hep bu kubbede yankılanacak. Hep dimdik duracağız. Bu ülkeye diz çöktüremeyecekler. Bu halka boyunduruk vuramayacaklar. Bin yıldır yürüdüğümüz bu yoldan bizi geri döndüremeyecekler. Bizi hedeflerimizden vazgeçiremeyecekler.”

Tüm bunlar için önlerinde yeni bir imtihan, yeni bir yarışın bulunduğunu, bunun da 24 Haziran seçimleri olduğunu aktaran Erdoğan, “15 Temmuz’da olduğu gibi bağımsızlığımızı canımız pahasına hep koruyacağız. Bin yıllık yolculuğumuz binlerce yıl akıp gidecek. Tüm hedeflerimiz gerçekleşecek. İşte bütün bunlar için; tarihin önünde, ecdadımızın huzurunda, şahitliğinde Allah’a and olsun ki davamızı 2023’e, 2053’e, 2071’e taşıyacağız.

Erdoğan’ın “Yemin olsun yolumuzdan dönmeyiz. Yemin olsun hedeflerimizden vazgeçmeyiz. Yemin olsun kardeşliğimize halel getirmeyiz.” sözlerini salonda bulunanlar tekrarladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını, “Rabbim davamızı, birliğimizi, ahdimizi aziz; yolumuzu açık eylesin.” ifadeleriyle tamamladı.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, KONGRE ÖNCESİ VATANDAŞLARA SESLENDİ

Erdoğan, AK Parti İstanbul 6. Olağan İl Kongresi öncesinde, kongrenin düzenlediği Sinan Erdem Spor Salonu önünde toplanan kalabalığa hitap etti.

Coşkulu kalabalığa “Her zaman anlı, şanlı duruşunla bir başkasın İstanbul” şeklinde seslenerek sözlerine başlayan Erdoğan, “Biraz sonra manifestomuzu açıklayacağız.

Bu manifestomuzla birlikte inşallah, başkanlık sisteminin geleceğini ortaya koyacağız ve manifestoyla kalmayacağız inşallah ardından da seçim beyannamemizde neler yaptık, neler yapacağız bunları Ankara’da açıklayacağız. Zaten biliyorsunuz, fakat yaptıklarımız yaşadıklarınızdır ama bir de yapacaklarımız var ve bunları da inanıyorum ki merak ediyorsunuz. Bunları bilmenizde fayda var diye düşünüyorum. Zira 24 Haziran’da Türkiye’de yeni bir dönemin başlangıcını hep beraber gerçekleştireceğiz.” diye konuştu.

“Buna hazır mıyız?” diye soran Erdoğan, kalabalıktan “Evet” cevabını aldı.

AK Parti İstanbul Teşkilatı’nın düzenlediği 6. Olağan Kongre’de kan değişikliğine gidildiğini ve yeni bir yönetimin iş başına geldiğini ifade eden Erdoğan, “Yeni yönetimle birlikte inşallah 24 Haziran’a hep birlikte hazırlanacağız.” dedi.

“İstanbul Türkiye’nin özetidir. Zira İstanbul’da Türkiye’den ne ararsan hepsi var. Öyle mi?” diyen Erdoğan’ın sözlerine kalabalıktakiler, “Dik dur eğilme, Türkiye seninle” tezahüratıyla destek verdi.

Erdoğan’ın  “Kardeşlerim, evelallah biz bugüne kadar hiçbir beşer planında kulun önünde eğilmedik. Biz sadece ve sadece Allah’ın huzurunda rükuda ve secdede eğildik. Bundan sonra da yine aynı şekilde bu yolculuğumuza devam edeceğiz. Zira bizim ahdimiz var. Biz bu ahdimizden bugüne kadar taviz vermedik. Bundan sonra da vermeyeceğiz. Rabbime hamdediyorum, bana sizler gibi yol arkadaşları nasip etti ve sizler gibi yol arkadaşlarıyla bu yolculuğu AK Parti olarak 16 yıldır sürdürdük ve sürdürüyoruz. İnşallah bundan sonra da milletimin vereceği vekaletle bu yolculuğa devam edeceğiz. Buna hazır mıyız?” sözlerine kalabalık, “Evet” cevabını verdi.

Coşkulu tezahüratlar karşısında Erdoğan, “Bu ne güzellik. Bu ne coşku, bu ne heyecan. Fakat benim sizden bir ricam var. Nedir biliyor musunuz? Bizim Rabiamızı biliyorsunuz. Bu Rabiadan taviz yok. Çünkü her şey burada. Öyle bir haykırın ki sadece Türkiye değil tüm dünya duysun.” dedi.

“Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” söylemini yineleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“81 milyon tek milletiz. Bayrağımız, elhamdüllilah rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin ta kendisi ve bizi bölmek isteyenlere en büyük şamarı 24 Haziran’da tekrar vuracağız. Bunun adı ne olacak? Osmanlı tokadı olacak. Zira bizi bölemeyecekler. Topraklarımızı parçalayamayacaklar ve biz milletimiz, tek millet, bayrağımız tek bayrak, vatanımız 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Hani o bazıları bölme gayretine girdiler. Neyi bölüyorsun ne oldu? Cudi’de, Gabar’da, Tendürekte, Bestler Dereler’de F-16 olduk tepelerine tepelerine bindik. İşte bakın şu anda teröristlerden etkisiz hale getirilenlerin son olarak sayısı nerelere geldi biliyor musunuz? 4 bin 415. Rahat durmazlarsa devam. Durmak yok, yola devam.”

“Bu millete yan bakana affımız yok”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cerablus’a, Afrin’e indiklerini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer siz bu toprakları taciz ederseniz, oradayız. Neresi olursa olsun, ne dedik hatırlayın. Sözüm neydi? ‘Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz.’ Kestik mi? Kestik. Sınır ötesine geçtik mi? Niye? Çünkü rahat durmadılar. Çünkü bu vatana, bu millete yan bakana affımız yok ve gereğini yaptık. Bundan sonra da aynen yola devam. Her türlü oyunu oynadılar ama bu oyunların hiçbiri tutmadı. Bu millet kutlu bir millet. Bu millet, asil bir millet. Bu millet, yüce bir millet. Yeter ki birliğimizi, beraberliğimizi koruyalım. Onun için bizler ‘Tek devlet’ diyeceğiz. Yok bilmem paralel devletmiş, yok bilmem şu devletmiş, bu devletmiş. Paralel devleti çok sevenler, Pensilvanya’ya. Biletlerini de alırız. Bu topraklarda onlara yer yok.”

Erdoğan, konuşmasının sonunda vatandaşlarla Rabia işareti eşliğinde, “Beraber yürüdük biz bu yollarda” şarkısının sözlerini okudu.

24 Haziran seçimlerinin ülke ve millet için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, partisinin kadın kolları üyelerinden kapı kapı dolaşmalarını, evleri ihmal etmemelerini istedi. Gençlik kolları üyelerinden de yaşıtlarına ulaşmalarını isteyerek, “Kucaklayacak, sarılacak, onlara bilmediklerini anlatacaksınız. Allah yar, yardımcımız olsun.” dedi.

Mitinge, yağmura rağmen vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Yağmurdan etkilenmemeleri için plastik yağmurlukların dağıtıldığı vatandaşlar, Türk bayraklarıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sevgi gösterilerinde bulundu.

PARTİLİLER, SİNAN ERDEM SPOR SALONU’NU DOLDURDU

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın seçim manifestosunu açıklayacağı kongre için gelen partililer, Sinan Erdem Spor Salonu’nu doldurdu.

Salona, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın büyük fotoğrafları ile Türk bayrağı ve AK Parti bayrağı asıldı. Kurulan dev platformun üzerindeki ekranda Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafı ve 6. Olağan Kongre yazısı yer alıyor.

“İlk günkü aşkla… Yeniden diriliş”

Salon, Türk bayrakları ve AK Parti bayraklarıyla süslenirken, salon içine kurulan ekrana ilçelerin isimleri ve “İlk günkü aşkla… Yeniden diriliş” yazısı yansıtılıyor. Salonun üzerine kurulan dev ekrana, salonun dışından ve içeriden görüntüler aktarılıyor.

400’e yakın basın mensubu akredite oldu

Kongre için il genelinde 12 milyon el ilanıyla İstanbullular kongreye davet edilirken, salonda 30 bin, dışarıda da 100 bin bayrakla süsleme yapıldı.

Yerli ve yabancı 400’e yakın basın mensubunun akredite olduğu kongrede, Erdoğan’ın salon dışında da geniş bir kalabalığa hitap etmesi bekleniyor.

Bu arada, kongre nedeniyle etkinliğin bitimine kadar Sahil Yolu Ataköy Kavşağı’ndan ve D-100 Şirinevler-Ataköy Kavşağı’ndan Sinan Erdem Spor Salonu’na çıkan tüm yollar araç trafiğine kapatıldı.