Haksız azilde Avukatın vekalet ücret alacağı

0
909

AVUKATIN HAKSIZ AZLİ ÖDENMEYEN VEKALET ÜCRETİNDEN SORUMLULUK

Özet

ÖZET: Taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık konusu olan “azlin haklı olup olmadığı” hususu ile ilgili, gerektiğinde konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulundan, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle, yeterli inceleme ve değerlendirme yapılarak, bunun sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E: 2014/41907 K: 2015/12949 T: 21.04.2015
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.Davacı, davalının vekili olarak görev yaparken, 12.10.2010 tarihinde haksız olarak vekaletten azledildiğini, vekalet ücretinin ise ödenmediğini ileri sürerek, 45.370,00 TL ücret alacağının tahsili için aşlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, azlin haklı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, dava ihbar olunan P.K.’nın duruşmadaki beyanı ve dosya kapsamına göre azlin haksız olduğu kabul edilerek, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne, 18.000,00 TL asıl alacak, 3.963,03 TL işlemiş faiz üzerinden takibe vaki itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden yasal faiz yürütülmesine ve asıl alacağın %20’si oranındaki inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1- Avukatın, vekil olarak borçları Borçlar Kanununun 389. ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanunun 390. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özenle ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır.

“Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanununun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kustallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” Şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Borçlar Kanununun 390. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir.

Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hak-kınaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır.

Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” Hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Zira vekalet ilişkisi bir bütün olup azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, azlin haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün değildir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkina sahiptir.

Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili için maşlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin 12.10.2010 tarihli azille sona erdiği anlaşılmaktadır. Davacı avukat, azlin haksız olduğunu ileri sürerken davalı ise, davacının görevini sadakat ve özenle yerine getirmediğini, azlin haklı olduğunu savunmuştur. Buna göre taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık, azlin haklı olup olmadığı ile ilgili olup, ancak bunun sonucuna göre davalının ekalet ücreti ödemekle yükümlü olup olmadığına karar verilebilecektir. Mahkece, gerekçe olarak sadece “dava ihbar olunan P.K.’nın duruşmakadi beyanı ve “dosya kapsamına göre” denilmek süretiyle soyut ifadelerle azlin haksız olduğu kabul edilmişse de, davalı tarafından ileri sürülen azil nedenleri incelenip değerlendirilmediği gibi, mali müşavir olan bilirkişi tarafından da bu konuda herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Kaldı ki, maddi vakıalar hariç olmak üzere davacı avukatın görevini özenle ve sadakatle yerine getirip getirmediği konukunda tanık dinlenemeyeceği gibi, mahkeminin, beyanını hükme esas aldığı P.K.’nın davalı ile arasında husumet bulunduğu da anlaşılmaktadır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde mahkemece, taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık konusu olan “azlin haklı olup olmadığı” hususu ile ilgili, gerektiğinde konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulundan, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle, yeterli inceleme ve değerlendirme yapılarak, bunun sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2- Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

SONUÇ: 1. entte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 371,00 TL harcın istek halinde iadesine, 21/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.