Bir Hukuk Dramı “Vatan Ananın Kızları”

0
462

Geçen gün sokakta Vatan Ana’yla karşılaştım. Oldukça dertli görünüyordu. Hayırdır diyecek oldum.
*
”Bir dokun, bin ah işit kase-i fağfurdan” misali anlatmaya başladı.
*
“Belki bilirsin. Dört kızım var: ”Adalet, Fazilet, Asalet, Hürriyet.” Her birini çok sever ,gözümden sakınırdım. Ne var ki onların son zamanlardaki hallerini gördükçe uykularım kaçıyor.
*
Gündüzleri kendimi sokaklara vuruyor, kalabalıkta yalnızlıktan bunalıyorum. Geceleri derdimi aya, yıldızlara anlatıyorum ,ses vermiyorlar.
*
Büyük kızım Adalet’in eskiden de arada bir daha yakışıklı, daha çekici ve geleceğini parlak bulduğu kişilere cilve yaptığı, peşlerine takılıp gitme eğilimi duyduğu olurdu.
*
Ancak güzel bir huyu vardı. Kısa zamanda adını , kim olduğunu hatırlar, ve adına uygun davranmaya başlardı.
*
Görmüşsündür, Adalet kızımın gözü bağlıydı. Adamına göre muamele yapmasın diyeydi bu.
*
Ancak son dönemlerde birileri kızımın gözündeki bağı çözdüler.
*
Şimdilerde kendisine talip olanları şöyle yukarıdan aşağıya dikkatle süzer ve ondan sonra kararını verir oldu.
*
Bunda şaşacak ne var deme. Artık adına uygun biçimde davranmıyor. Kendisini candan seven, kesesi zayıf, sevgisi güçlü garibanları görmüyor bile.
*
Hep güç sahiplerine, makam-mevki sahiplerine gülümsüyor, onların koluna girip bir meçhule doğru gidiyor.
*
Son yıllarda doğurduğu çocuklara bakılırsa bu ilişki istenmeyen boyutlara varmış durumda.
*
Kızımız, gençliğinde gönlünce fingirdeyememenin, gençliğinin tadını çıkaramamasının acısını çıkarıyor; yaşanmamış günlerinin intikamını alıyor.’ diyeceğim de bu gidişte sokağa düşmesi ve Faruk Nafiz’in ünlü şiirindeki gibi: ”Elden ele gezen güle dönmesi” kaçınılmaz görünüyor.
***
Ortanca kızım Fazilet’i bilmem tanımış mıydın? Öylesine iyi huyluydu ki herkes onu kendine örnek alır, çocuklarına örnek gösterir hatta kimileri siyasi partisine onun adını verirdi.
*
Adalet güç sahiplerinin oyuncağı olalı beri, Faziletin de huyu değişti. Evden ,doğup büyüdüğü, yaşadığı çevreden kaçıyor artık.
*
Eskiden parada, pulda, malda mülkte gözü yoktu. Şimdi dolu cüzdanların peşinde koşar oldu.
*
Bazen evlenme programlarına katılıyor. Talip olanlarına: ”Katın, yatın, jipin, jetskin var mı?” diye sorular soruyor.
*
Eskiden onu tartacak terazi, onu satın alacak para icat edilmemiş diye övünür, kızımla gurur duyardım. Şimdi ise tanıdıklarla karşılaşmaktan, adını anmaktan utanır oldum.
***
Ya üçüncü kızım Asalet.
*
O, öyle değme insanlarda bulunmayan özelliklere sahipti. Kimse onu kandıramaz, cicili bicili hediyelerle, KDV’si %0 olan pırlantalarla gönlünü kazanamazdı.
*
Yakın durduğu insanların diplomasının, makam ve mevkisinin onun gözünde üç kuruşluk değeri yoktu. Tek ölçüsü vardı adamlık. Adamım adam olsun ,bana yeter derdi.
*
Şimdilerde bakıyorum, Asalet de kendisini hak etmeyenlere yanaşır; kendini hiç yakışmayacağı yerlere yakıştırır oldu. Onu lüks giysiler içinde, lüks taşıtlarda görenler:
*
”Asalete bak!” diyorlar ama arkasından küfrediyorlar. Demek ki ters giden bir şeyler var.
***
Kızlarımın sonuncusu Hürriyet doğduğunda epey yaşlıydım.
*
Bilirsin aile büyüklerinin baskısı işte. İlla erkek çocuk olsun diye niyetlenmiştik; ama o da kız oldu.
*
Önce biraz incindim açıkçası; sonra onun güzelliğini, hayata gülerek bakan gözlerini görünce düşüncelerimden utandım.
*
En az diğer çocuklarım kadar sevdim onu. Yalnız bir huyu vardı:
*
Başına buyruk gezmeyi çok severdi. Kuralları çiğnemekten özel bir zevk duyar gibiydi.
*
Sonra olgunlaştı. Ağırbaşlı bir kız oldu. Kendi özgürlüğünü başkalarının özgürlüğü ile sınırlamaya başladı.
*
Hürriyetin olgunlaşmasıyla mutluyduk; Ama mutluluğumuz kısa sürdü.
*
Nedense Adalet son yıllarda Hürriyet’e düşman kesildi.
*
Hürriyet’i sık sık evin en küçük ve en karanlık odasına hapseder ve kapısını kilitler oldu.
*
”Yapma kızım, etme kızım, ne günahı var zavallının? diyoruz. Yüzümüze bile bakmıyor.
*
Elinde bir cep telefonu hep birileriyle konuşuyor. Konuşulanlara bakılırsa talimat alıyor gibi.
*
Arada bir bize dönüp: ”Bunun yediği haltları bir bilseniz böyle düşünmezsiniz. Hem siz nereden bileceksiniz? Yediği haltları kendi bile bilmiyor olacak ki ikide bir ‘Suçum ne abla…!’diye bağırıp duruyor.”
*
“Deli gezegen olur, dertli söylegen olur.” derler.
*
Baktım Vatan Ana çok dertli. Susacak gibi görünmüyor.
*
”Derdi bulaşır. Derdine razıyım, kızı Adalet duyar, bana da bulaşır.” diyerek yanından ayrıldım.
*
Vatan ana arkamdan:
*
”Ben nerde yanlış yaptım, günahım neydi Allah’ım?” diye halâ söylenip duruyordu.
SALİH ALTUN