Yalanları deşifre etmek, ilahi bir yetenek mi gerektiriyor?

0
1333


Gün boyunca insanlar 6 ile 200 kez arası yalan söylüyorlarmış. İster iş hayatında, ister kriminal suçlarda, politikada veya ilişkide; farketmez. Her yerde bizlere yalan söyleniliyor!
Fakat bu yalanları nasıl açığa çıkaracağız?
Neden bu konuda biz bu kadar kötüyüz?

Çünkü; biz bunu öğrenmiyoruz !!!

Yalan söylemek insanın doğasında vardır.
Bunu açığa çıkarmanın bir parçası, öğrenmek ve yetenektir.
Hâkimlerin yalanları açığa çıkarma konusunda, vatandaşlardan daha kötü olduğu söyleniliyormuş, çünkü ignorenin üzerine onlarda bir de kibirlilik ekleniyormuş.
Peki o zaman günümüzde çok iyi yalan mı söyleyebiliyoruz?
Bunu tespit etmek için:


1) Yalanları tanımak
2) Gerçeği bulmak, gerekiyor.

Buna hizmet eden bazı tekniklere beraber göz atalım.


Yalan söyleyen insanlar
korku hissederler. Bu da erken çocukluk yalanlarını anımsatır; “Ben değildim! Ben yapmadım!”

Erken çocukluk yalanları:
1. Cezadan kaçınmak ve avantaj kazanmak için gerekli olduğu için söylenir.
2. Korkulduğu için söylenir.


Korku:
1. Bir şeyi alamamaktan, yakalanmaktan ve yalancı olmakla suçlanmaktan korkulur.
2. Kendimizde ve başkalarında hayal kırıklığı yaratmaktan korkarız.


Korkuyu nasıl tanıyabiliriz ?
Yöntem 1:

  1. Yüz ifadesinden (gözler açılır, ağız geriye doğru gider..)
  2. Sık göz kırpmalardan
  3. Kekeleme, tekrarlamalar, daha yüksek ses titreşiminden…vsb.

    Korku, ‘evet’ ile keşfedildikten sonra;
    Korkunun uygunsuz olup olmadığını merak etmelisiniz; buna da evet uygunsuzdu derseniz =% 90 zaten doğrudur. Bu korku daha da güçlendirilebilinir. Özellikle kadınlar bu konuda çok iyilerdir.
    ”Yalanla yaşayabilirim; eğer ama ortaya çıkarsa o zaman herşey biter.” ; cümlesi bir çok insana hiç de yabancı değildir. Normalde gözden kaçmayacak işaretler vardır. Fakat korkuları güçlendirmenin bir tehlikesi de vardır; bu da suçsuz insanların da korku gösterebilme olasılığıdır.

Yöntem 2:

– Yalanları keşfetmekte olağanüstü yetenekli olduğunuzu karşınızdakine söyleyin. Hatta onlara sizin bir ”yalan deşifre etme Papa’ zı” olduğunuzu söyleyin. İnandırıcı olmanız kaçınılmaz bir durum olmalı ve
– Yalanın korkunç sonuçlarına dikkat çekin.

Aslında insanlar korkuyu görmek konusunda mükemmeldirler.
Korkunun yanısıra ikinci duygu da suçluluktur.
Bu insanlar kendilerini suçlu hissederler.


Suçluluk:
– Üzüntülü bir yüz ifadesi (ağız kenarları aşağı çekilmiş, boş bakışlar..)
– Kişisizleştirmek (“Ben” veya “benim” sözleri pek kullanılmaz)
– Davranışsal kontrole hakimdirler: İnsanlar yalan söylediğinde başkalarına değil, kendilerine odaklanırlar. Sürekli nasıl oturacaklarını, ellerini nereye koyacaklarını düşünürler..
– Fiziksel özelliklerse neredeyse hiç hareket etmemektir, odunsu- katı bir vücut dili oluşur.
– Dialog içerik açısından; az ayrıntı verirler, herhangi bir komplikasyonları anlatmazlar, hikayeler kesinlikle kronolojiktir.

Diğer iki teknik daha vardır:

  1. Cennet ya da Cehennem tekniği:
    Şu soruyla ilgilidir: “Hayatını mahvetmek mi, yoksa hakikatin yolunu mu seçmek istersin?”
  2. Ahlaki af/ bağışlama tekniği ise: ” Eminim, kim olsa böyle yapardı!”, cümlesiyle affetme ve doğruyu söyleme şansı verir.Size yalan söylediklerinden eminseniz, onlara yukardaki iki alternatif arasından bir şans vermelisiniz. Fakat şayet itiraf ettiklerinde onları affedin ve onlara sakın küfretmeyin, hakaret etmeyin.

    “Seni pislik, Allah belanı versin….”, gibi cümleler bir itiraftan sonra çok yersiz olacaktır.

    Eğer itiraf etmezlerse..


    “Eminim bunu herkes böyle yapardı!”, deyin. Böylece ahlakına alkış tutarak ona son bir itiraf şansı vermiş olursunuz. Hepsinde de olaya bütüncül bakılmalıdır.

    Hiç biri fayda etmiyor mu?

    Mümkünse o insandan koşarak uzaklaşın!!!

    Aşk ve ışığınız daim olsun…