Kurşun Gibi Ağır Bir Hava Çöktü Umutlarıma

0
554

 İnsan bir şeyleri değiştirmeye kendinden başlamalıymış.
*
Ben de bir süredir bir yandan kendimi değiştirmeye çalışırken bir yandan da toplumu değiştirmek gibi haddimi aşan bir uğraşa soyundum.
*
Bunu yaparken bu toplumun, dizlerine kapandıklarını bir süre sonra linç ettiğini, bir yandan Allah’a inandığını iddia ederken diğer yandan onun peygamberlerini taşladığını ;
*
Kendi eliyle, düşüncesiyle putlar yapıp taptığını; gerçek tanrısının para olduğunu; üstelik bunun yıllardan beridir böyle sürdüğü gerçeğini unutmak gafletinde bulundum.
*
Parmağımı uzattım hırsızı göstermek için. Onlar hırsıza değil parmağıma baktılar.
*
Kendimi şarkısı olan bir kuş sanmıştım. insanlık şarkıları söyledim kendi dilimce, dinleyen olmadı pek.
*
Daha güzel bir dünya hayali kurduğum günlerin sabahlarında hayal kırıklıkları topladım hep.
*
Ben birilerinin sırça köşkünün camlarına taşa attım uyansınlar diye; kırılan kendi canım oldu. Ve can kırıkları, cam kırıkları gibi süpürünce gitmiyor, durmadan içimi kanatıyor.
*
Vakit öğlen üzeri. Dışarıda kurşun rengi gökyüzünü delerek toprağa ulaşan yağmur taneleri.
*
Ve ben yorgunum. İnsanlardan yorgun. Bir tohum ektim düşünce toprağınıza, yağmur olmadınız. Yeşermedi tohum.
*
Ben de Ozan Ahmet Telli’nin dediği gibi son bir ümitle:
*
”Baktım yağmurun yere ineceği yok, tohumu buluta ektim.”
*
İçim buram buram sitemle dolu. Sözü bugünlük bir başka sitemkara, yıllar önce insanlığın beynine insanlık tohumları ekmeye çalışan Lübnan asıllı bir Amerikalı olan Halil Cibran’a bırakacağım.
*
Bu yazıdaki “kavmi” nefsinizi bir kenara, elinizi vicdanınıza koyarak iyi inceleyin. Eminim kendinizi göreceksiniz.
*
Göremezseniz eğer ya insan olma uğraşında bir nebze olsun başarıya ulaştınız ya da manevi anlamda görme engellisiniz.
*
EY KAVMİM!
Ey Kavmim,
Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
Dönüp de bakmazsın ölülerine.
Lut kavminden de değilsin sen, hazdan olmayacak mahvın.
Acıyla karıldı harcın ama acıya da yabancısın.
Ağıtları sen yakarsın ama duymaz kulakların kendi ağıdını,
Bir koyun sürüsünden çalar gibi çalarlar insanlarını ve sen bir koyun sürüsü gibi bakarsın çalınanlarına.
Korkarsın kendinden olmayan herkesten.Ve sen kendinden bile korkarsın.
Hazreti İbrahim olsan, sana gönderilen kurbanı pazarda satarsın.
Hazreti İsa’yı gözünün önünde çarmıha gerseler, sen başka şeylere ağlarsın.
Gündüzleri Maria Magdalena’yı ‘fahişe’ diye taşlar, geceleri koynuna girmeye çabalarsın.
Zebur’u, Tevrat’ı, İncil’i, Kuran’ı bilirsin. Hazreti Davud için üzülür ama Golyath’ın tarafını tutarsın.
Ey kavmim,
Sen ki peygamberlerinin dediklerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
Acıyla karıldı harcın ama sen kendi acına da yabancısın.
Kadınların siyah giyer, kederle solar tenleri ; ama onları görmezsin.
Her kuytulukta bir çocuğun vurulur, aldırmazsın.
Merhamet dilenir, şefkat dilenir, para dilenirsin.;ama nefret edersin dilencilerden.
Utancı bilir ama utanmazsın.
Alah’a inanır ama firavunlara taparsın.
Bütün seslerin arasında yalnızca kırbaç sesini dinlersin sen.
Ey kavmim,
Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
Sana yapılmadıkça işkenceye karşı çıkmazsın.
Senin bedenine dokunmadıkça hiçbir acıyı duymazsın.
Örümcek olsan Hazreti Muhammed’in saklandığı mağaraya bir ağ örmezsin.
Her koyun gibi kendi bacağından asılır, her koyun gibi tek başına melersin.
Hazreti Hüseyin’in kellesini vurmaz; ama vuranı alkışlarsın.
Muaviye’ye kızar ama susarsın.
Hazreti Ömer’i bıçaklayan elde bıçak olursun.
Ey kavmim,
Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
Hep arkana baktığın için taş kesileceksin.
Ve sen kendine bile ağlamayacaksın
Komşun aç yatarken tok olmaktan haya etmezsin.
Musa önünde Kızıldeniz’i açsa o denizden geçemezsin.
Allah’a inanır ama firavunlara taparsın.
Ey kavmim…
Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
SALİH ALTUN