Tapu iptali,bitirme oranı,emsal karar

0
510

YARGITAY
14. HUKUK DAİRESİ
E. 2000/4344
K. 2000/4548
T. 26.6.2000
DAVA : Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 8.2.1999 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.3.2000 günlü hükmü Yargıtayca incelenmesi müdahil ve davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin temyiz edenin sıfatı nedeniyle reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı, yüklenici B. P.’den diğer davalılara ait 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yapmakta olduğu binadaki 1 ve 2 nolu bağımsız bölümleri satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.

Davalı arsa sahipleri, satıcı yüklenicinin edimini yerine getirmediğini, bu nedenle de davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.

Davalılar yanında yargılamaya katılan müdahil O.D., taşın mazdaki dava konusu hisseleri satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, daha sonra da 8.9.1998 tarihli sözleşme ile yüklenciden inşaatı devraldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, yüklenici tarafından yapılan imalat karşılığı dava konusu dairelerin tescil olanağının doğduğu gerekçesiyle 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin mevcut tapu kayıtlarının iptaline karar verilmiştir.
Hükmü davalılar ve davaya katılan Osman Deniz temyize getirmiştir.
Dava, kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak arsa sahipleri ve yüklenici arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğinde, yüklenici sözleşmeden doğan kişisel hakkını Borçlar Kanunun 162. ve devamı maddeleri uyarınca arsa sahiplerinin onayını almadan, yazılı olması koşuluyla üçüncü kişilere devredebilir. Bu kişisel hakkı, gerek yüklenici, gerekse temlik alan kişiler ancak, sözleşme gereği
edimlerin tam olarak yerine getirilmesi koşuluyla arsa sahiplerine karşı ileri sürebilirler. Üçüncü kişiler, arsa sahiplerinden yüklenicinin payını temelluk ettiklerini ileri sürerek satın aldıkları yerlerin adlarına tescilini istediklerinde öncelikle, yüklenicinin edimini tam olarak yerine getirip getirmediğinin araştırılması, eksik kalan iş var ise, bu eksikliğin pek az ve arsa sahiplerince katlanılabilir boyutta olması koşuluyla yüklenici yada halefi olan davacılara tamamlattırılması veya bedelinin ödenmesi koşuluyla tescile karar verilebilir.
Somut olayda, yüklenici B.P. 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bina yapmayı taahüt etmiş ve bu binada payına düşen 1 ve 2 nolu bağımsız bölümleri de satış vaadi sözleşmesi ile davacıya satmıştır. Müdahilde, aynı binada dava dışı başka bağımsız bölümleri yüklenici ve arsa sahiplerinden satın almış, 8.9.l998 tarihinde de 28.3.1987 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesini arsa sahiplerinin onayı ile tüm hak ve sorumlulukları ile devralmıştır. Taşınmaz başında yapılan keşifte binanın %75 oranında tamamlandığı ve sözleşme uyarınca 3 dairenin tescil olanağının doğduğu saptanmıştır.
Davacının, satış vaadi sözleşmesinden doğan temelluk ettiği kişisel hakkını, arsa sahiplerine karşı ve kat karşılığı inşaat sözleşmesini tüm hak ve sorumlulukları ile devralan O.D.’ye karşı ile sürebilme olanağı vardır. Ancak tescile karar verilebilmesi için yukarıda açıklanan ilke doğrultusunda hareket etmek gerekir. %75 oranında tamamlanan bir binadaki eksikliğin arsa sahiplerince katlanılabilir boyutta olduğundan sözedilemez. Kaldı ki, iskan ruhsatının alınması yükümlülüğü de yükleniciye aittir ve ruhsat alınmadıkça yüklenici şahsi hak kazanamaz.
Mahkemece, davacıların dayandığı şahsi hakkı arsa sahiplerine karşı ileri sürme olanakları doğmadığı halde yapılan eksik imalat karşılığında davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, dava konusu taşınmazda kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmadığından, 1978 tarih 3/4sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca arsa payı belirlenmeden 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlere ait mevcut tapu kayıtlarının iptaline denilerek de infaza elverişli olmayacak şekilde HUMK.nun 388/son maddesine aykırı hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 26.6.2000 tarihinde oybirliğiyle karar