Günlük

0
397

İnsanoğlunun nefes aldığı, büyüdüğü ve yaşadığı ortamın sesi ile yaşayıp giden bir varlık olduğunu söylemek, çok da iddialı bir varsayım olmaz. Bulunduğu ortamın rengini alan bukalemunlar gibi, gündemin sesi ne diyorsa onunla yaşayıp giden varlıklarız.

Gündemimiz bayram ve uzayan tatil idi; gidebilen gitti, kaçabilen kaçtı, gidemeyen ve kaçamayan ise evinde, barkında, semtinde zamanını geçirdi.
Şimdilerde gündemimiz ise bayram tatili boyunca kaç kişiyi trafik kazalarında yitirdiğimiz olacak. Ne kurallar ne cezalar ne de duble yolların çare olabildiği kazalara ve ölümlere rakamlardan ibaret haberler olarak bakıp duracağız. Tıpkı terörde yitirdiklerimize bakıp kaldığımız gibi. Tıpkı yanan ormanlarımıza bakıp daldığımız gibi.
Birkaç “yetti artık” sesi, bolca çok sosyal medya paylaşımı ve ana haber bültenlerinde ilk sıralarda yer almak gibi bir özelliği var bu çağda ölümün ve yitip gitmenin.
Çağın etkili yetkilileri ölümle ve ölenlerle ilgilenmez. Tüketim çağıdır yaşadığımız ve ölüp gidenlerin ardından yapılacak zorunlu giderler, tazminatlar ve bildik demeçler dışında kimse aklını yormaz ölümler ve nedenleri için. Ödenmesi gerekli taksitleriniz, kredi borçlarınız, faturalarınız, okuyacak çocuklarınız, iş bulamayan evlatlarınız, yapacağınız alışverişler ve harcayacağınız emeğiniz için kafa yorar bu çağın egemenleri. Ve “hayat devam ediyor” sloganını beyninize kazır her defasında günün güncel sesleri. Hayat her şeye rağmen güzeldir, vesaire.
Sokağa çıkmadığınız ve haykırmadığınız sürece eylem özgürlüğünüz vardır. Oturun çok sosyal medya ortamlarının başına ve elinizdeki akıllı cihazlardan ne dilerseniz onu yapın. Acıkırsanız yemeğiniz telefonun ucunda, marketiniz sokağın başında ve içeceğiniz de unutulmadı.
Arabasındaki çizik ile evladının yüzündeki çiziği bir tutan insanlar olduk; farkında mısınız?. Dünyası kararıyor arabası çizilince günümüz insanının. Bu bir maldır, metadır, alettir ve sadece benim hayatımı kolalaştırmak için icat edilmiş bir makinedir, demiyor günümüz insanı. Sahip oldukları ile kendini bir tutan günümüz insanının insan olmama savaşının zaferidir bu.
Yanılsamalar çağında yaşıyoruz.
Kendimizi ve hayatı tüketiyoruz, zamanın sarkacında gidip gelirken.
Sorunlara çözüm aramayan ve sorulara yanıt bulmaya gayret etmeyen günümüz insanının kendine yarattığı hapishaneler var artık. Tüketim kültürü içinde kendimizi, hayatımızdaki insanları ve zamanı tüketiyoruz. Yanılsama batağı içinde gerçekleri değil görüntüsüne alışıyoruz. Birilerinin bize haber, gündem, olay diye sunduklarını sorgulamadan kabulleniyor ve bu kabulleniş ile yaşıyoruz.
Aylık ve yıllık planlar yapıyoruz hayatımızda ama gerçekte günlük yaşıyoruz. Bir gün daha bitip giderken, kendimizden gidenleri görmüyoruz.