SESSİZ DEVRİMİN SESİ

0
424

Siyasal iktidarlar varlıklarını elbette hukuka bağlarlar.

Her iktidar, kendi hukukunu uygularsa uygulama, hukuktan öte emirler nizannamesi olur.

Evrensel hukuk normları kişiye,yere göre değişmeyeceği gibi zaman içerisinde değişiklik gösterebilir.

Bu değişim asla kendini inkar şeklinde değil dir.Gelişimle, doğan  eksikler  tamamlanır ve yasa uygulayıcıların fikri gelişimleri , toplumun önünü açar ve yeni hukuku oluşturarak bir devinim hareketi ortaya çıkarır.

Bu devinim ,aykırılıkları barındırıp var olan kuralların aksini barındırır ve bizzat onu güçlü kılarsa onun adı DEVRİM olur.

Tarih boyunca hukuki gelişim, toplumsal gelişimle at başı gitmiş ve yobazlıkların önü hep hak mücadelesi ile açılmıştır.

Tıpkı  kısa süre de olsa, yobaz olarak varlıklarını devam ettirmek isteyen baskıcı güçler de hukuki kisve yi kullanmışlardır.

Ama toplumsal uyanış ve başkaldırılarla bu GEL-GEÇGÜÇ ler  ortadan kaldırılarak,hukuk yine kaldığı yerden varlığını devam ettirmiştir. Çünkü asıl olan hayatın gerçeği HUKUK  tur. Kısa süreli sekteler , onun daha güçlü ve toplumun önünü açıcı olarak gelmesini sağlar.

Avrupa  ver Amerika kıtasındaki insan hak ve hürriyetlerinin gelişimi izlendiğinde , en işkenceci moddan  bugünkü demokratik ve insana saygı duyan hukuka gelindiği  daha iyi anlaşılır. ABD  de 1970 li yıllara varıncaya kadar zenciler belediye otobüslerinin önüne oturamazken,Almanya da Yahudilere uygulanan engisizyon yöntemleri hala hafızamızda yerini tutmaktadır.

Türkiye Cumhuriyetinin hukuki gelişimin mercek altına aldığınızda hukuk,ilahi  iradeden insani iradeye cumhuriyetin kuruluşu ile köklü ve yasal zeminde geçiş sağlanmıştır.Tabi ki Türk tarihinde töre kuralları,insani iradenin toplumsal irade olarak her zaman var ola gelmiştir. Ama burada inceleme konusu  HUKUK  olduğu için Türk tarihindeki varyasyonlara ayrıca değinilmeyecektir.

Batılı anlamdaki yasa ve hukukun oluşum ve uygulanış şekline geçiş  CUMHURİYETLE  olmuştur.

Cumhuriyetle insani iradenin uygulanması,ilahi kurum ve kişilerin varlığı ve sempatisi ,HUKUK  için kolay olmamıştır. Tıpkı ABD  ve Avrupa ülkelerinde olduğu gibi HUKUK  için hukukta sapmalar olmuştur.

Şalvarı ile köyden gelen çiftçilerin şalvarlarının orta yerleri kesilmek sureti kıyafet kanunun uygulanırlıgı sağlanırken,bir kısım din alimleri fakirleştirilirken, Osmanlı soyundan gelip cumhuriyete alternatif yönetim oluşturabilir, partileşerek yönetimi değiştirme ihtimalleri ile vatandaşlıktan cıkartılmış ve beş parasız olarak ülke dışında olmalarına zemin sağlanmıştı .

İttihat Terakkinin kanatları arasındaki mücadele Cumhuriyetin kuruluşu ile had safhaya ulaşmış kesişim noktasında alkol kullanımı olanlar ile alkol kullanmayan muhafazakarların avlanması süreci baskı ve tahakkum, bugunlerin hazırlayıcısı olmuştur.

Atatürk ün hayatta iken manevi varlığının  gücü, gerçek bir lider olarak olaylara yaklaşımı Atatürk ün hukuku olarak toplumsal kabulle olağan karşılanmışken sonradan kurulan cumhuriyet hükümetlerinin elitleşmesi ve millete ragmen yönetim usulleri bizleri,bugünlere getirmiştir.

AKP iktidarı,varlığını başlangıç noktasında, hukuksuzluktan almıştır. Yani 28 Şubat denilen süreçte inananlara karşı  yapılan zulüm niteliğindeki genel hukuksuzluktan yada Saadet partisi içinde Erbakan ın  saltanatı gibi daha özel nitelikteki hukuksuzluktan varlığını AKP almış ve heyecanlı kadroları ile başa geçmiştir.

HUKUKSUZLUĞA  KARŞI TEPKİ  olarak ortaya çıkan AKP, öyle heyecanla işe başlamıştır ki duyguları düşüncenin önüne geçerek,günümüzde  BİZZAT HUKUKSUZLUK  kaynagını oluşturmuştur.

Cem UZAN,Doğan Medya gibi gibi karşı guruplara hukuki motiflerle kurulan özerk kuruluşlar aracılığı ile ÖZEL  nitelik taşıyan hukuksuzluk yapılarak,yargı kararı olmadan özerk kuruluş yetkisine tanınan ama bizzat siyasi otoritenin emri ile ile siyasallaşan hukuk kuralı ile adamların mallarına el atıp çoğunu bitirmişlerdir. Ve devam eden sürecte GENEL  nitelik taşıyan ve siyasi muhalefeti ortadan Ergenekon terör örgütü altında ortadan kaldırarak hukuksuzluğu olagan hale getirmiştir. Bu konuda da özel yetkili savcılık makamını arac olarak kullanmış tır.

İddianame denilen şey ATİN adlı internet sitesinde MİT  içindeki cekişmelerle zamanında

-ABD  de yaşayan Mehmet EYMÜR  adlı şahsın nitelendirmeleridir. Bizzat kendisi tarafından yazılan kitap yada Soner YALÇIN  tarafından MİT  içerikli kitaplar incelendiğinde bu çekişmelerin 12 EYLÜL  sonrası dönemde yaşandığı ayan beyan ortadır.

Yasal yetkilerini,gayri yasal olarak kullanan ve geçim derdi ile zengin olma derdine düşen devlet görevlileri milletin menfaatini bırakmış,kendi menfaatlerine yönelmiş ve birbirini besleyen menfaat şebekeleri oluşmuş ve suç işlemişlerdir. Elbette suç işleyenler uyuşturucu kaçakçılığı nı yapan ,göz yuman ,arac ve vasıta tedarik eden ,yakalayıp salan, gibileri cezalandırılacaktır .

Ama böyle soysuz uygulamaya karşı, hukuku ortaya koyup mücadele ederken ,bu mücadeleyi yönünden sapıtıp da muhalefeti susturma anlamında  genele yayıp hukuksuzluktan medet umarak inceden varlık mücadelesi yapmak AKP  ye yakışmıyor.

Yarın AKP  kapanır kapanmaz Anap gibi bir başka partiden birleşir kurucuları yurtdışına gider, ama olan millete olur. Bilenerek gelen inanç noktasında dindar olamayan kesim alim Allah iktidar olursa vay halimize …

Bu sebeple herkes aklını başına alıp biran için bile hukuktan ayrılmamalı dır.

Eğer hukuk uygulansa idi Adnan Menderesa Asılmazdı ,eger hukuk olsa idi 1946 da CHP  acık oy gizli sayım yapmazdı

:Asıl olan hukuk dur.

Hukuk evrensel kurallara dayanır ama yerel nitelikler kazanarak uygulanırsa ,vicdanlara yabancı gelmez.

ABD,  hukuk ve demokrasi merkezi diye bilinir ama 1970 li yıllara kadar zenciler, belediye otobüsünün önünde oturamazlardı.Hayatın bu gerçeğine ragmen ABD  nin sunumundaki başarı,hukuk ve demokrasi havarisi olarak kendisini  dünyaya ,kabul ettirmesinde yatar.Sunumdaki başarı ,gerçekteki ayıbı örter.

Günümüz dünya konjonktörü ve tarihsel sürecinde , kızılderililere ve spanik denilen latin kökenlilere karşı SOYKIRIM  uygulayan ABD,demokrasi havarisi olarak ,çok uluslu şirketlerin yönetici kisvesindeki ajanları aracılığı ile dünyanın her yerinde çeşitli demokratik ritüellerde bulunmaktadır.

Niçin Demokrasi ve onun uzantısı özgürlük anlayışı, metodik olarak ABD ve AB tarafından gelişmemiş dünya yerellerine uygulanmaktadır?

Yerel bazda, yerel nitelikler öne çıkartılarak ,coğrafyalar buna göre şekillenirken asıl amaç, burada yerel demokratik  halk anlayışı mı geliştirmek, yoksa devlet yerine, devletcik modelleri ile kontrol edilebilir alanlar mı oluşturmak tır.?

Yada ordusu ve siyasal yapısı güçsüz ve tek başına bir anlam ifade etmeyen…

Sürekli ihtiyaç duyduğunda aga babanın eline bakan…

Halkı fakirleşmiş ve sadece yaşam mücadelesi içerisinde olan…

Montaj üretimle,agababanın sahipliğindeki şirketlerine üretim yapan…

Ürettiği malları,distribütör pazarlama şirketleri ile %100 ü ihracaat gibi gösteren…

Gerçekte ise ihracat ın sadece  %2 komisyon bedeli olarak alan….

İhracaat tutarının %100 ünü ve GSMH nin  %50 sini ithalat ve faiz ödemesi  yolu ile  ağababaya iade eden…

ÇOK ULUSLU ŞİRKET YÖNETİCİLERİNİN dahi siyasal yapıyı belirleyebilecekleri  devlet modelimi oluşturmaktır?

Ukrayna turuncu,Gürcistan mavi Kırgızistan pembe devrim diye GÖKKUŞAĞI renkleri ile kodlanan demokrasi varyasyonları , yörünge ye yerleştirilen uydular gibi agababanın uydu yöneticileri olarak yerlerine yerleşmekte ve cografyalar buna göre mi şekillenmektedir.?

Azerbaycan da dahi,agababanın istediği yönetim iş başına seçim gibi demokratik bir yöntemle geçtiğini göstermek için Haydar ALİYEV in ölümü bile gizlenmiştir.

Asıl olan kapitalizm ve çok uluslu şirketlerin sahiplerin etnik kökenlerine ve bunların varoluşlarından beri ideasına baktığınızda durum kendiliğinden ortaya çıkar.

Yoksa ne  AB ne de ABD  yaşayan insanlar  Türkiye de yaşayan insanlarda n daha özgürdüler. Eğer özgürlüğü , ev içerisinde çamaşır makinasının calıştırmak olarak kabul ederseniz Amerika da bunu calıştıramayan vatandaş, sizden daha az özgürdür.

ABD de,Mahallesinden öteye geçemeyen Çin li içinse özgürlük ve yaşam sartları sadece kendi mahallesindeki fakirlik şartları kadardır.

Yoksa ABD   yada AB  nini derdi az gelişmiş yerellerde, daha çok demokrasi değil daha uygun şartlarda az maliyetle üretimin gerçekleştiği ülkelerle, kendisine TEDARİKÇİLER  yetişirmektir.

Tüm bu sebeplerden, Milli konularda uluslararsı şebekelerin oyuncağı olmayacak dirayetli yönetimleri secmekse dünya yerellerinde bilinçili vatandaşların, secim hakkı değil  topluma ve vicdanlarına karşı ödevleridir.

Neden ..? Sessiz devrimin sesi..

Devrim ne ?

Ses ne?

Ses iki parcacığın biribirine sürtmesi ile ortaya çıkar .

Kelime dağarcığında hiç kelime bilgisi olmayan için bile DEVRİM ,devrilmek gibi bir şey ..Doğru tanımlama sayılabilinir. Eskinin devrilerek yıkılıp, yerine yenisinin konulması gibi bir şey…

Devrilen bir şey nasıl olur da ses çıkarmaz?Altına yumuşak süngerimsi bir şey koyduğunda ses çıkmaz..sünger sesin en kolay emildiği zemin .Tıpkı atış poliganlarının, sesi yutması için süngerle kaplanması gibi…

Tarih yazan bir millet nasıl olur da dokusunda meydana getirilen bunca fecaate  karşı tepkisiz kalır? Sünger vazifesi ni ne yada kimler nasıl görüyor?

Ekonomi ve hukuk, iki güçlü enstrüman..İnsanlar bu iki şeye önem veriyorsa, hayatları bu algıya göre ise siz bu algıyı kullanarak, adamın ayagındaki donu bile alırsınız. İktisadi davranarak bir mala sahip olursun, hukuklada sahip olduklarını/olamadıklarını korursun . O da ses çıkarmaz.

Büyük şehirlerde yaşayan ve yek diğerinin giyimi- kuşamı ,sac boyası yada tıraşı dahi aynı olan marangozhane cıktıları, günlük yaşayarak ,yarını düşünmeyenler hariç  olan Türk insanı ,ac kalsa da birikimini yapar.Yaptığı birikimi, altına sonrada başını sokacağı bir eve dönüştürmek için davranır . Bu insan tipine iktisat ilminde  HOMO EKONOMİKUS denir .  Dünya üzerinde en homo ekonomikus  kimdir diye sordugunuızda bunun cevabı TÜRKLERDİR.  Almanya da yapılan bir araştırmada aynı şartlarda yaşayan bir Alman geçimini dahi zor sağlarken bizim Türkler her yıl ülklerine gelip gittikleri gibi ev arsa yatırım yaptıkları konusunda nasıl başarı sağladıkları konusunda  araştırma dahi yapmışlardır. Bu çalışma bile bizim tesbitimizin doğruluğuna karine teşkil eder.

Yine,Genlerine işlemiş töre kuralları ile hukuk onların hayatların en büyük ideleridir. Tarih boyunca emir devletlerinin gereği olarak kurallar ve kurallara ittaat toplmsal yaşamının ayrılmaz bir parcası olmuştur.

Merkezi otoritlerin giderek güçlenmesi ve halkın bazen ezilen olarak birbirine destek çıkması ile de ufak tefek kural lara uymamak ve uymayanlara bu konuda destek sağlamak halkın genel karekteristik özelliklerindendir.

Osmanlı zamanında yüksek vergiler sebebi ile  dağa çıkan eşkiyaya sağlanan, lojistik destekler günümüze kırmızı  ışık ihlallerinin ihbar edilmemesi ,yollarda trafik kontrollerinin selektörle hiç tanımadığı karşı taraf haber edilmesi,çocuk yaşlı tecavüzlerinde şüpheliye karşı linç girişimleri aslında hukukun kendisi olduğundan bahisle kanunun yerine kendini koyma isteğidir.Yani hukuk bizzat bizim insanımızın kendisidir. Literatürde olmayan homo ekonomkusun hukuksal şekilde görünümüdür. Buna hukuki insan da diyebilirsiniz.

Ekonomi ve hukuk bunu 2002 seçimleri ile çözenler, iktidar ele geçirdiklerinde DÖNÜŞÜM için geldiklerini biliyorlardı. Bilmeyen geneli oluşturan  sade vatandaşlardı. Zaman Gazaetei ilk çıktığnda 30.000 satıyordu. Tek tük uhrevi destekli dersaneler, oluşmaya başlamıştı. Kanal 7 ve Samanyolu nun yanına diğer TV  kanalları kondu.Sızıntı Dergisi ,Bilim Teknik dergsine alternatif olarak sektördeki yerini almıştı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü ne giren ögrencilerin %90 ı erkek ve İmam Hatip kökenli idi. Anakara Üniversitesi  Senatosu,-1990 yıllarda- o zaman bu işe uyanmıştı. Ama yöntem olarak nasıl yasaklarız da sayıyı azaltırız çözümü bulmuşlardı. Oysa Bu çözümsüzlğün ta kendisi idi. Halkla bütünleşmek için onların dönüşümünü nasıl yaparız?Yada asgari müştereklerde ötekileştirmeden nasıl buluşuruz cevabını çözüm olarak bulsa idiler bu işler yine buralara gelmeyecekti.Ama SBF  nin solcu elit proföserleri,kelimelerle oynayarak uydurulmuş Türkçe yaratmaya calışarak milletten uzaklaşan proföserleri ,Çarşamba dan perşembeyi görseler de zorlaştırarak yasak dışında çözüm üretemediler.

Dönüşümün valığını hissedenler,dönüşüm gerçekleşene kadar mevcut sistem içinde SBF  de ki gibi GÜÇ  olanlar  ile gerçekten ülkesine ve milletine samimi duygularla baglı olan hiçbir zaman ülke yönetiminde  doğrudan bulundurulmayan insanlardı.

Gücü elinde bulunduranların, bu dönüşüme ayak diremesi ellerinden kaçacak olan egemenlik vei lintili tüm imtiyazlarlardı.Cumhuriyet tarihi boyunca geldikleri aile,bitirdikleri okul yada mensup oldukları dernek veya sosyal kuruluşlar sebebi ile doğuştan gelen bir imtiyaz gibi görüyorlardı.  Bu sebeple onlar Peşembe nin gelişine karşı koymak istemeleri gayet normal di.

Ama ülkesine ve milletine  ,samimi duygu ile baglı olanların neden böyle davrandığı, fakirlikte eşit olan insanların neden böyle davrandığının açıklanması lazım gelir.Aslında bu sorunun cevabı içindedir.  Teşkilat-Doktrin-Lider üçlemesinde sadakat ve  itaat belirleyicidir. TAVAN dakilere sadakat ve itaat bu sonucun asıl müsebbibi idi. Tavandakiler de kendi egemenliklerini yitirmemek için cumhuriyetin ELİT  leri gibi davranarak kendi milleti ile aykırı duruma düşmüş ve kendi tabanını zaman içinde ilişki ve ilkelerin zayıflaması ile  kaybetmiştir. AKP  nin tabanınan eş değer olan tabanını bu şekilde kaybetmiş ve kendi iktidarlarını parti içinde sürdürmek için eriyip gitmesine sebep olmuşlardır. Samimi duygu ile baglı olanlar sa hala yukarıdaki üçlemeye uygun şekilde davranmaktadırlar.

Hukuk ve ekonomi…

Yaratılıştan beri ilk insanla var olan davranış modellerine dayanaklık teşkil eden iki ilim…

2002 seçimlerinden sonra GELENLER ekonomi ilminin gerçekleri  ile VEREREK kazanmışlardır. Toplumun için de en iyi örgütlenmiş  sivil toplum örgütü günümüzde cemaatlerdir. Hem toplarken hem dagıtırken antrenmalı olan partililler,homo ekomikusa en iyi şekilde ulaşmayı başarmışlardır .

Hukukla da sahip olduklarına kaybetmemek için meşruluğuna destek sağlayacaksın. Bu öyle bir destek olacak ki yeri geldiğinde meşru olmayan uygulamalar dahi evvelden gelen toplumun şuur altına itilmiş ezilmişlik psikolojisinden yararlanarak,gayri meşru uygulamaları bile meşru göreceksin..

Orduevlerinde kendi oğlunun yada kızının düğününe başı örtülü olduğu için alınmayan anne  o emri  veren paşanın haksız tutuklanmasında sessiz kalmayı kendisine hak görecek ve belki de  içinden sevinecektir. Ya da ikna odaları ile kazandığı üniversitesine giremeyen başı örtülü kız çocuğu ikna odaları kurduran rektörün haksız olarak tutuklanmasında da sesinin çıkarmayacak ve hatta belki de içten içe sevinmiştir. Topuzu ile oynadıgın kantar gün geldiğinde seni tartmıştır.

1946 yıllarından sonra ağırlıklı olarak ABD  iklim suyuna  giren TC hükümetleri ve özellikle TSK  Amerikan güdümü nü yaptıkları ihtilaller uyguladıkları muhtıra ve yayınladıkları genelge ve çıkardıkları kanun larla bunu delilli olarak ispatlamışlardır.

Öylesine ki 1974 de Başbakanlık yapan Bülent ECEVİT  dahi özel harp dairesinin maaşının nasıl ödendiğini ve ABD  tarafından verildiğini ögrendiğinde hayretler içerisinde kalmıştır. Hatta bazı kitaplarda  istihbaratın bir kısmının ABD  tarafından finanse edildiği dahi kaleme alınmıştır.

Mossad her Türk subayı için bir kart oluşturmuş ,görev için kendisine gelen her subayın sevdiği yemeğe kadar  kayıtlamış ve üst kadroyu tamamı ile çözmüşken mevcut hükümetle bu sistemin ayaklar altına alınması ile ne yapacağını şaşırmıştır?Bu memlekette böyle bir devinim hareketi ile DEVRİM  yapılırken Adalet Bakanlığı bir genelge yayınlayarak şimdiye kadar yayınlanmış bütün genelgeler ortadan kaldırılmıştır diye bir genelge yayınlamış ve SİYASİ  olan ama hukuki olmayan bu davranışı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü aracılığı ile bütün Cumhuriyet savcılarına göndermiştir.

 

Bu genelge,Neden hukuki değildir? Her işlemin dayanak alındığı bir genelge vardır. Bu genelgeler müktesep haklar vardır. Konulduğu şekli ile kaldırılması gerekir.  Gittiğin yoldan dönersin. Yani her birinin ayrı ayrı  kaldırılması gerekir.

Yargı Bagımsızdır denmiş ama cumhuriyet Savcılarına aynı Bakanlık soruşturmayı dahi nasıl yapacağını nasıl davranacağını savcılara emreder nitelikte genelge  yayınlalmıştır. Savcılar öyle bir hale getirilmiştir  ki sadece yazı işleri müdürlerinin amiri pozisyonuna getirilmiştir.  Oysa savcıyı sınavla alıp stajla yetiştirip yurtdışı eğitimlerini yaptıran aynı bakanlık bunları egitim olarak vermesi gerekirken emrederek yargı bagımsızlıgına da ası l darbeyi vurmuştur.

2002 seçimleri,Türkiye yi, öyle bir hale getirmiştir Ki  1923 ten beri yapılan uygulamaları ve cıkarılan kanun ları bir spor müsabakası haline getirip izleyicinin önüne koysan 2002  ilk yarısı biten macın ikinci devresi gibi gelecektir.

Apo nun yakalanıp,yargılanması ve karargah gibi cezaevi şartlarının uygulanması  ve bizzat bunun MHP  nin hükümet olduğu,  döneme denk getirilmesi ,sadece satranç oynamasını bilip, 10. Hamleyi bile öngören yabancı müttefiklerimizin, özel harp taktiğinin gereği idi.

O günü iyi okuyamayan siyasi yöneticilerimiz  ,içeriye dönük  siyasetlerinin gereği APO  yu kucaklarında bulmuşlar ve bu kucağa almalarını bugun bu millete şevkatten mi  yoksa şehvetten mi aldıklarını açıklayamamışlardır.Sadece bu davranış dahi  Türkiye nin en eski iki partisinden biri olan MHP  nin sinerjisini bu davranış ortadan kaldırmıştır.

Apo nun yakalanması senaryosundan,evvelde siyasi rakipler yaşlılık –hastalık gibi gerekçelerle bitirilmiş yeni bir jenarasyonun daha rahat hareket etmesi ve alternatifisizlikle seçmen davranışı yönlendirilmiştir.

Süleyman Demirel in ne kadar yaşlandığı ,Ecevitin yürüyemediği Erbakan ın yasaklı hali ile SİYASİ ARENA BOŞALTILMIŞTI. Geriye doğuştan muhalif olan Deniz BAYKAL  ile kendi parti si içinde çekişme konusu olan Devlet BAHÇELİ  kalmıştı. Yeni yetmelerden ve çıkışları ile ümit var eden Cem UZAN  7 ayda %7 oy alınca iktidar bu korkuyu özerk kuruluşlar aracılığı ile bertaraf edmişdi..

Böyle Rakipsiz  bir siyasi arena da ,sivilleşme gerekçesi  ve AB  uyum yasaları ikilisi,enstrimantel hukuki davranışların, ana gerekçesi olmuş ve bir kanun- bir kanun derken Türk HUKUK  tarihi ana kanunları ve detayları ile sıfırlanmıştır.

2002 sonrası  yönetimlerinin,İstanbul ve Konya gibi şehirlerdeki, yerel yönetimlerdeki başarısı ,hizmet üretim çabaları,halkla ilişkilerin doğru kurulması ,beyaz masalar teyzecim -amcacığım diyerek baş örtülü kızların hizmet erbabı gibi  vazife görmeleri,yine İstanbul Büyükşehir Belediye sinin bir devlet adamı ve siyaset adamı yetiştiren akademi gibi kullanılması  sadece sessiz devrimin melodisi olarak hafiften kulaga hoş gelmesini sağladı.

Paylaş
Önceki İçerikNasıl Ticaret Yapamam?
Sonraki İçerikÖlüm makinaları
3C Hukuk Dergisi
AKTÜEL HUKUK DERGİSİ.. Yaşamın içinden, yaşamın üstünden,, görünen yüz-görünmeyen yüz, gerçekleri-zahiri gerçekleri önünüze sunmaktır..