Sanal Aşk,Sanılan Aşk

0
472

 

Tarih boyunca aşk yüzünden delinmeyen dağ  kevgire dönmeyen tepe kalmadı.

İlk edebi dille ebedileşen aşk Ferhat ın aşk dır.

Bu efsanede anlatıan o dur ki Sultan ın kız kardesine talip olan Ferhat’a engel olmak isteyen Sultan, Şahinkayası denilen uzaklarda ki dağdan su getirmesini ister.

Ferhat dağları delerek gelir.Su ve künk sesleri şehirden duyulur.İşi başaracağı anlaşıldıgından,oyunla şirin in öldüğü söylenir.Ferhat olduğu yerde, Ferhat ın öldüğünü kazı yapılan yerde gören Şirin kendisini boşluğa bırakarak hayatına son verir ..her ikisinin de sonu olur ama bir son, böyle efsane askın doğumuna sebep olur

Uğruna can verilen aşkların türlü fedakarlıklar ve acıların göze alındğı aşkların yerinde şimdi yeller esiyor.

Sevgiliye yazılan şiirlerin yapılan bestelerin yerine facete hazır klışeleşmiş hediye görünümlü çizgiler, dürt,göz kırp gibi sinyaller ,tüm duyguların yerini aldı.

Mimar Sinan’ı bile 50 yaşından sonra Dülgerlikten mimarlığa oradan da halen bile efsanevi eserlerine dönüşen çalışmalarını teknik bilgi ve görgüsüne bağlarsanız onun Mihri man Sultan’a ”OLAN AŞKINDAN BİHABER”  olduğunuz içindir.

O ne aşktır ki yüzüne bakmaya kıyamaz. O  ne aşktır ki gün doğumu ve batımına göre hesaplanarak her gün yeni bir doğumun haberini verecek şekilde inlerin cinlerin top oynadığı yerde cami hayratını yapmış ve iki minare arasındaki aşkı ve her gün yenilenen aynı noktadan doğup batan güneşle ”aşkın doğumu” nu eserleştirmiştir

Sevgilinin bir bakışına kesilen kurbanlardan akan kanları bir arada dökülse idi Kızıl ırmak onun yanında ufacık bir çay kalırdı.

Sevgili için alınan riskler uçaktan aşağıya paraşütsüz atlayanın riski yanında çerez kalırdı.

İnsan seciyesi ile aşk a verilen değer arasında doğrudan bir ilinti vardır. İman noktasında zaafiyeti olanların aşkları da küçük yada sanal olur.

Sanılan aşk ile sanal AŞK  arasında bile fark vardır. Aslında sanal olana aşk demeye dilim bile varmıyor.

En büyük aşk, ilahi olan aşk tır. İnsani aşkın,ilahileşmesi kamili mümin noktasında ortaya cıkar.

ŞEMS ile MEVLANAN’ın arasındaki bagımlılık noktasındaki duygunun adı, yek pare olarak, ilahi aşkın insani  boyut olarak ,kamili mümine duyulan baglılık olarak acıklanabilinir.

Şems in Konya’yı terk i dıyar eylemesi,müritlerin mevlena’ya karşı içten içe kaynamalarının ardında  ilahi aşkın,diğerlerince kıskanılması diye değerlendirilir.

Kıskançlık müminler arasında ki güven in ortadan kalkmasına sebep olur. Güven hayatın en önemli zorunlu unsurdur. Sevginin aşk boyutudur. Karşılıksız itaat gibi her şartta güveni ortaya koyar.

Sevda nın yanardağı hali olan aşkı bulduğun yerden yitimeyeceksin,yitirdİğin an, bittiğin an olmaması için işin içine iman giriyor.

Yanardağın patlamasını her yürek kaldırabilir mi? Yada her  yürek aşkla tanışmayı hak etmiş mi dir?

Keşke…herkes aşkla tanışmış olsa ..Aşık olduğuna fedakarlığın en riyasızı olan can vermeyi göze alsa  .Ama nerde..?

Sanal aşklar,sanılan aşklarla günümüzde at başı gidiyor. Sanal aşkta, tek tuşla sevgili yok edilirken ,sanılan aşklarda kadehin dibindeki ,kendi yüzünün yansıması, sevgilinin yüz yansıması olarak ,kabul edilerek sanılan aşk,kadeh de  yaşanılmış sanılıyor.

Mimar Sinan ın içinde taşıdıgı yanardağı kim taşırdı YALNIZLAŞIRKEN?

O sessizliğinde dünyanın sesi olan devasa eserleri nasıl yapar dı?

Kanuni Hürrem e duydugu aşk olmasa 3000 e yakın manzumeyi nasıl yazardı? Bu edebi yönünü kanunlaştırma hareketinde nasıl kullanırdı?Cenge giderken bile hep 18 lik delikanlı gibi nasıl giderdi?

Aşk ,anlayana insanın kırbacıdır…İlahi aşka tutuşan ibadetin de ierisindek zikirlerle tanrısallaşmakta,kendinde allahı bulmaya calışlmaktadır.İlahi tarafına geçemeyen le işinde maksimuma ulaşırken yalnızlıgında aşkı bulmakta ve aşk içselleşmekte iken..İman noksanı kalblerde şişenin dibinde göründüğü sanılan aşk taşkınlıklar ve aile yıkıntıları ile dışsallaşmaktadır.

Sanal aşka gelince , tek tuşluk sanal aşklar, olmayan kişiliklerin, bağlı gözüktüğü kişilerin, arasında birbirini yanıltılarak ulaştıkları uykusuzluk halleridir.

Uykusuzlukla geçen bu uygunsuz haller evli çiftler acısında aile faciasına dönüşmekte ve aslında olmayan aşklar,sönmüş de olsa olan aşkların köküne kibrit suyu dökmektedir.

Bekarlar acısından ise ha biri ha öteki anlayışının hüküm haline dönüşerek SADAKATSİZLİĞİN gerekçesi olma yönünde hız almakta ve ”süreli evlilikler ”şeklinde kendisini kutsal ,evlilik müessesini ,tahliye edilebilir ,kira sözleşmesine dönüştürmektedir.

Bu gidişle korkarım ,ugruna ölümü göze aldıgımız AŞK,  sadece yalnız kalplerde yaşayan bir ateş yada  sönmüş yanardağ muamelesi görecek ve Kalp sadece kan pompalayan bir alet olmaktan öteye gidip YÜREK  olamayacak….