Nasıl Ticaret Yapamam?

0
398

İnsan oğlunun ben merkezci yaklasımı nefislerini yenemeyenler için bir hayat gerçeğidir. Kerdisine dünyanan merkezinde gören bu anlayıs Nasrettin Hoca nın fıkrasında da kendisine  hocam dünyanın ortası nere diye sorulduğunda tüm nüktedanlığı ile tam ayağımı bastığım yer olarak göstermistir

Çocukken ana babanın dikkatini cekmek isteyen küçük ,öğrenim hayatına basladığında öğretmenin ve diğer arkadaşlarının dikkatını çekmek için yogunluklu ders çalısma yada kıyafetle b u merkezi olustururken yaş ilelrledikçe ben merkeze ait davranıs larda çeşitlililk gösterir.

Kapitalizmin in çarkları insanı yalnızlastırırken ,sermayeyi toplulastıranlarsa o kadar zenginliğe rağmen içsel dünyalarında fakirleşmektedirler

Hayatın bu çeliskisi aslında yaratılışın çelişki gibi gözüken ZITLIKLARINDA,çözümü vardır. Denge modelide denilebilecek bu yapıda hayatın gizemi zıtlıklarda sağlanan denge ile çeliskiler ortadan kaldırılabilmiktedir.

Dergah yaşantısını ve oradaki paylasımcılık, gönül zenginliği içerisinde kaybolan maddeten fakirlik günümüzün insanının yalnızlığının çözümüdür.

Kişisel hırsıları törpülenmemiiş,kaspitalizime ürtmese bile tüketerek hizmeti şiar edinmiş bir gurup insan da var ki devreden zenginlik olarak gelen malvarlıgını çalışarak temin edieceeğini düşünür. Tıpkı bir kebap salonunda yevmiyesi ile calısan bir kebao ustasının kendisi olmadan işin dönmeyeceğini

ve patronunun kendi sırtından pra kazandıgını düşünerek hemen kendisine dükkan açmak istemesi yada diğer zanaatkarlıga dayalı meslek kollarında durm pek farklı değil 3 kuruş parayı biriktiren kendi dükkanını acarak zengin olacagı düşünür.Dükaknı acıncada 3 kuruş hava olur gider

Ticaretin kendine has kuralları vardır. sadece bilgi birikimi ,fiziki mekan istemez. Müşteri prtföyünün olması gereki,r. Bir büfenin bile müşeri protföyü vardır. Sigara alma alışkanlıgını müşerilereine sağladıgın andan itibaren bu porfföy oluşmaya başlar ve 6 aydan itibaren onlarla ifade edilmeye başlanır. O bakımda iyi maaşla garantili bir işte calışan ustanın nefsani terbiyesini kendi bünyesinde gerçekleştirerek sermaye birikimini çocuklaırının eğitimi ve ya kendi hayat şartlarının düzeltilmesi anlamında kullancağı yerde KAYBETMEYE MAHKUM  şekilde riske edilmesi ustanın cahillğinden öte bir anlam ifade etdmez.

Türkiye şartlarında 1980li yıllar  ne satarsan kazanırsın ticaretinin şartları ortadan kalkmıştır. O günlerde insanlar memurlara ev kiraya vermezken esnaf en kıral dönemini yaşamış rafta duran mal enflasyonun FAİZ  etkisi ile tüccarın karına kar katmıştır

1990 yıllarına gelindiğinde ne üretirsen üret kazanırsın ticareti alıp satanlarında daha cok kar ederim düşüncesi ile sanayiye kaymalarına sebep olmuş ve üretmeden faiz gelirine dayalı hayali zenginlikleri  1994 kırızı ve 1998 kırızleri ihtisas sahibi olmadıkları alanda çöküşleri hızlandırmış ve babadan gelen üretici firmalar ayakta kalmış, kaliteden ödün vererek maliyet hesabı yapan ve öz sermayesi güçlü olmayıp borçla yani hayali paralarla bu işleri yapanlar gümlemiştir.

2000 li yılların ticareti artık kalite standardizasyonuna ve üretimde kullanılan teknolojiye bagımlı olarak düşük maliyete endekslenmiştir. Artık bu dönem de al-satcı esnaf en kara dönemini yaşamakta değil dükkanının evinin bile kirasını ödeyemez hale gelmektedir. Sanayicinin ihtisaslaşmış devasa showroomları,perakendeci zincirleri bu olumsuzluklara daha ivme katmış ve tüketici, sigara alacak büfe bulamayacak hale gelecektir.

İki satta, emek yoğun-sermaye  ikilisini tarif eden esnaf tiplemesi her halukarda kaybetmeye mahkumdur. Bu sebeple nefsani terbiyesini sağlamış usta kalfa ilişkilerinin en iyi düzeye cıkartılarak kendi çalıştıkları iş yerinin ayakta kalmasını sağlamalarını kendi yaşam kaliteleini ve iş güvenliklerini  arttırmaları gerekir.

Yanında emekçi çalıştıran tüccarlar da kendi aralarında sermaye birikmlerini sağlayarak ara toptancı ya dönüşerek büyük perakendecilerin tedarİkçisi ve onların stok maliyetlerini düşürerek vazgeçilmez olmayı sağlayacak girşimlerde bulunmalıdır. Aksi takdirde rekabetin doğasında bulunan yok edicilik beklenilmez sonu getirecektir.

TİCARİ FAALİYET İÇİN  GEREKLİ OLAN UNSURLAR

1-BİLGİ BİRİKİMİ 2-SERMAYE   3-MÜŞTERİ PROTFÖYÜ 4-FİZİKİ MEKAN

1-BİLGİ BİRİKİMİ…………….:Bilmediği aş,ya karın agrıtır ya baş atasözündeki gibi bilmediği bir alanda yatırm yapmayı düşünen sahıs sadece pazarlamacıların tapon mallarının yıkıldıgı hedef olmak durumundadır.

Parası bol aklı kısa gibi gördükleri bu kişileri pazarlamacılar çok sever. Bu şekilde kota doldururken kendi pirimi için bin bir meşakatle acılmış dukkanı ve yılların birikimi yada miras gibi 3.unsurun etkisi ile sağlanan birikimi  KEDİYE YÜKLERKEN  hiç acımaz.

Malı yıkar, vadeyi yayar sende ilk gün heyecanı ile nasıl olsa iş yapacağım düşüncesi ile vadeye yayılmış malı alırsın ve ÇAKIYI  orada yersin. Geçmiş olsun…

Satılmayan malları sana kaktıran pazarlamacı 3 yıl boyunca satacağın tuzu misal kolillerce sana satmış,rafta aylarca dursa parmagı kesilmeyecek kimsenin almayacağı yara bandını kaktırmış geçmiştir,sana..Yada kebapcı olarak kullanacağın peceteyi sana öyle ballandıra ballandıra anlatır ki nerdeyse bir kamyon pecete alasın gelir.Yanında iki kilo hediye verdiği kıymayı aslında senden aldığı, kaporadan kendi cebinden sana aldırtmaktadır. Ama sen bunu anladıgında geçmiş olsun..

Bilgi birikimi sadece ilgili oldugun alanda üniversiteyi okuyarak kazanılmış teorik bilgiler içermez.Ameliyeden gelme uygulamaları da bilmeyi gerektirir.

O sebeple ”cıraklıgını yapmadığın işin ustalığına soyunmayacaksın” diye atalarımız veciz sözler söylemiştir. Polis astsubay subay  emeklisi olup da emekli ikramiyelerini alıp 3-5 çakala kaptıran arkadaşları gördüğümde hep için sızlamıştır.

Evine ekmek götürmek ,cocuklarını daha rahat yaşatmak için 25 yılın birikimini bir sene içinde nasıl buharlaştıgını bu bilgi sahibi ama ameliyeden yoksun arkadaşlar bile anlayamamıştır. O sebeple siz siz olun çamurlu sahada dolaşmayın…

2-Ticari faalyetin en önemli unsurlarından biriside SERMAYEDEİR.  Sermayenin somut elle tutulur var olan bir para olması gerekir.

Bazı kimselerin olmayan paralarla var olan ilişkilerini kullanarak ya da kredi çekip borçlanarak bir nevi olmayan paralarla yatırım yapmaları diğer 3 unsur kendi lehlerine olsa bile neticenin hüsran olması sonucunu doğurur. Borçlanarak büyümeyi secen firmalar er-geç patlama noktasına cari işlemerin de ivme kayıb ile borçlanma yükünün artması ve borc vadesinin gelmesine baglı olarak giderek yok olurlar.

Borçlanmadan ,öz sermayesi güçlü olan firmalar faaliyete girdikten sonra en az 6-12 ay arsı kendilerini taşıyacak kudrette olmaları gerekir.

6-12 aylık sürede müşteri portföyünu hatasız olarak hazırlamaları sartı gerçekleşirse bu fırmanın sırtı yere gelmez. Ama müşterisine köpek muamelesi yapar hizmet yada malda kusurlu tedarikçilik ederse zaten bu firmada kaybetmeye mahkumdur.

3-MÜŞTERİ PROTFÖYÜ……….:Ticaretin olmasa olmazı mal veya hizmeti satın alaca kişinin varlıgıdır. Babadan kalma ticareti devam etmiyorsanız ,bu protföyünüz yok demektir. İğne ile kuyu kazmak gibi bu portföyü hatasız olarak siz oluşturacaksınız… Öyle anlar olacak ki başkasından peşin alan dost akraba ve arkadaşlarınız gelip sizden veresiye isteyecekler vermeyeceksiniz..Yoksa sona daha kolay yaklaşırsınız.

Sizin  işletmenizi sürekli müşteriler ayakta tutacağı için sahtecilikten uzak güler yüz,mal veya hizmette kalite,fahiş olmayan kar marjı,ürün ve hizmet çeşitliliğiniz,reklam ve promasyon uygulamaları bu portföy oluşumuna katkı sağlayacaktır.

Müşterilerin için den 50 kuruş verip alış veriş yapanlar sizin dükkanınızı satın aldıklarını sanıp size eziyet etmeye bile kalksalar asla güler yüz ve samimiyetinizden ödün vermemeniz gerekir.

Daha evvelden tanıyor olmanız yanında kimse varken ona hürmet etmeniz müşterinin sadakatle size baglanmasına sebep olur.

Moralinizin bozuk oldugu anda ödemelerinizin sıkışıklıgın da dahi o hürmeti göstermezseniz müşterinin kaçtıgını ve bir daha yanınıza ugramaması sizi şaşırtmamalıdır.

Müşteri portföyü yıllara baglı olarak artacaktır. Hiç kimse yakınızdakiler bile sizin actıgınz işle ilgili kuyrukta beklemiyor.

Yanlış verilerle hareket yanlış sonuçları doğurur.  Bu sebeple doğru ayakları yere basan hedefleri belirlediğiniz de ve asgari 6 ay öz sermaye ile finanse edip veresiye vermediğiniz takdirde işlerinizin yola girdiğini göreceksiniz.

4-FİZİKİ MEKAN………………….:Doğru yerde doğru işi yapmazsanız veya bakkal mantığı ile hiper market acarsanız yok olursunuz. Seçtiğiniz iş kolu ile ilgili olarak insan sirkülasyonunun en yoğun olduğu yerler göze hitap edecek şekilde tefrişat ,satış miktarlarını etkileyecektir. Kuyumcu dükkanı acaçak kişinin kenar  mahalle içerisinde acması ne kadar olanaksızsa ,otoparkı şehir dışında acmak o kadar mümkündür.

İnsanların sizin ulaşılabilir yerde oldugunu bilmek bile sizin müşteri portföyünüzün artmasına sebep olur.Kenar da %50 daha ucuza tutacagınız bir yer seçimini kesinlikle aklınızın ucundan bile geçirmeyin,uzun vadede  o  %50 size misli ile geri dönecektir.

Dogru koordinatları yakaladıgınız da dukkan içi tefrişatıbda tüketimi arttırır mahiyette yaptıgınız da ticari faalliyetinizde kazanc katmerleşerek artacaktır.

SONUÇ                                   :Bu 4 unsurun dogru olarak bir araya getirdiğiniz farz etseniz bile ZİHNİYET BOZUK sa sonuç yine hüsran olacaktır. Rızkın 9/10 u ticarette ise ticaret %100 güven esasına dayalı yapılmalı, el taşı ile el kuşu vurma modun da olundugunda bir gün gelir sizin kusu da vurulacağını unutmayın .

O bakımdan kesinlikle kurnazlık boyutundaki ticareti insanları hasısleştirirken üretimi ve ticaretin de önüne ket vurur. Bu sebeple kontolu elden bırakmadan iyiniyetin esas olduğu ticari anlayış bu 4 unsurla beraber bulunmalıdır