Cari Hesap kayıtlarının delil Olması

0
999

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
2016/8893 E.,2017/1980 K.T. 10.04.2017
Mahkemesi: Ticaret Mahkemesi
KONU: Cari Hesap

ÖZET: Taraflar arasındaki “Borç İkrarı ve Taahhütname” başlıklı belgenin davalıların kabulünde olduğu, davalıların bu belgenin gerçek bir borcu yansıtmadığı ve davacı şirketin baskıları sonucunda imzalanmak zorunda kalındığını savunmalarına delil gösterilmediği ve belgenin iptali yönünde bir talepte de bulunulmadığından itibar edilemeyeceği, davacı şirketin ibraz ettiği cari hesap dökümü ve faturaların alacağı doğruladığı, davalı tarafından ticari defter ve kayıtlar ibraz edilmediğinden karşılaştırma yapılamadığı, bu haliyle davacı şirketin yürütülen ticari ilişki kapsamında dava tarihi itibariyle davalılardan alacağının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

KARAR: Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinin tur operatörü gezi işletmecisi ve acentesi olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıların müvekkili şirkete borçlandığını, imzalanan 17.12.2008 tarihli “Borç İkrarı ve Taahhütname” si ile davalı şirketin ve kefilinin müvekkiline 08.12.2008 tarihi itibariyle toplam 1.237.245. Euro borçlu olduğunun ve bu borcun 05.01.2009 tarihinde ödeneceğinin davalılar tarafından taahhüt edildiği, aynı zamanda faturalandırılan borcun kısmen ödendiğini, davalının faturalara itirazda bulunmadığını, ödenmeyen 175.176.00 Euro’nun tahsili amacıyla davalılar aleyhine takip başlattıklarını, davalıların haksız ve dayanaksız itirazı ile takibin durdurduğunu ileri sürerek, 175.176,21 Euro alacağın icra takibi tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı şirketin İspanya’da faaliyet göstermekte olup, yabancılık teminatı yatırması gerektiğini, iddiaya konu borç protokolünün davacının baskısı sonucunda ve sadece teminat amacıyla imzalandığını, tarafların ticari defterleri incelendiğinde böyle bir borcun bulunmadığının anlaşılacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi kök ve ek raporları ve tüm dosya kapsamına göre davacının yabancılık teminatı yatırması gerekmediğinden bu yöndeki davalı itirazının kabul göremeyeceği, taraflar arasındaki “Borç İkrarı ve Taahhütname” başlıklı belgenin davalıların kabulünde olduğu, davalıların bu belgenin gerçek bir borcu yansıtmadığı ve davacı şirketin baskıları sonucunda imzalanmak zorunda kalındığını savunmalarına ise, delil gösterilmediği ve belgenin iptali yönünde bir talepte de bulunulmadığından itibar edilemeyeceği, davacı şirketin ibraz ettiği cari hesap dökümü ve faturaların alacağı doğruladığı, davalı tarafından ticari defter ve kayıtlar ibraz edilmediğinden karşılaştırma yapılamadığı, bu haliyle davacı şirketin yürütülen ticari ilişki kapsamında dava tarihi itibariyle davalılardan 175.176,21 EURO tutarında alacağının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 17.05.2011 takip tarihi itibariyle davalı-kefilin ise dava tarihi itibariyle temerrüde düştüğü kabul edilerek ve bu tarihlerden itibaren yabancı para alacağına 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi hükmü gereğince faiz işletilmesine karar verilmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalının temyiz itirazları yerinde değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 10.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.