Darbe Teşebbüsü ve Yansımaları

0
413

Ülkemiz oldum olası sürprizlere açık bir ülke oldu. Bizde bırakın uzağı görmeyi birkaç gün hatta birkaç saat sonrasını görmek bile pek kolay olmasa gerek.

Devlette süreklilik esasken bizde bırakın eski siyasi erkin tasarruflarını, bizzat siyasi iktidarın kendi tasarruflarında dahi bir süreklilik beklenemez.

Siz ticaret erbabı olarak çekle senetle iş yaparsınız. Ödemesini aksatan borçluya dönük ciddi müeyyideler vardır çünkü. Bunlara güvenir ve birz sıkıntı çekme riski plsa da pektahsil endişesi yaşamazsınız.

Biz avukat olarak tahsil amacıyla bize verilen alacak belgelerini gönül rahatlığıyla işleme koyabiliriz.

Ancak  bilahare kötü yönetim, içi boş eğitim sistemi ekonomik sıkıntılar nedeniyle toplumsal yapı giderek bozulur. Hapishaneler kapasitelerinin iki katı bir hacme ulaşır. Dev adliyeler ve dev hapishaneler bile çözemez olur sorunu. Yeni tutuklu ve hükümlülere yer açmak gerekir.

Bu kez siyasi erk devreye girer. Birkaç yıl önce yaşadığımız gibi, tepeden verdiği bir talimatla, sözüm ona bağımsız yasama organı çek ve senetlerle bağlı işlemlerde hapis cezasını kaldırıverir. Elinizdeki ve icra dosyalarındaki evrak okkalık kağttır artık.

Konu bunun doğuracağı ekonomik yıkıntıyla da sınırlı kalmaz üstelik. Toplumsal yapı daha da bozulur. Zaten  birbirinin sözüne güvenemez olan insanlar, yazılı belgelere de güvenmez olurlar.

Toplumların birleştiriciliğinin, huzurunun en büyük kaynağı güven kaybolur. İnsanların birbirleriyle ilişkilerinde hep acabalar egemen olmaya başlar.

Üstelik dolaylı bir af niteliği taşıyan bu tür işlemler, kötülüğü, yolsuzluğu, borç takmayı özendirir. Buna karşın namuslu insanlar kendilerini enayi yerine konmuş hisseder, eneyi olmamanın yollarını aramaya başlarlar(!)

Ülkemizde yaşanan ve bir arınmaya, akıllanmaya vesile olmasını umduğumuz son darbe teşebbüsü de benzer bir sonuç doğurdu yazık ki.

Darbeyle ilişkisi olan, olduğu sanılan, hakkında bu yolda ihbar olan onbinlerce insan gözaltına alındı, tutuklandı.

Şimdilerde sayın Cumhurbaşkanı dahil, çok kişi “At izinin it izine karıştığı” yönünde yakınmalar dile getiriyorlar. Dünden bugüne yalnız bizde değil, tüm dünyada da olağanüstü durumların doğurduğu kaçınılmaz bir sonuçtur bu.

Ancak bizim gibi demokrasinin tabanın talebiyle gelmediği, liderin uygun göreceği ölçüde lütfen verildiği ülkelerde bu karışma daha fazla olur.

Hele demokrasiyi hedefe varıncaya kadar binilecek, sonra devrilecek bir tren olarak görenlerin elinde kalmışsa yönetim; işiniz daha da zordur.

Darbe şüphelisi terör örgütünün devlete karşı işlediği suç, ta 1980’lerde başlamış olabilir. 12 Eylül cuntası dahil, önceki iktidarların da bu konuda vebali olabilir. 14 yıldır bu ülkede tüm kurumları ve para kaynaklarını yönetenler, sanığa ne istedilerse vermiş olabilirler.

Ancak soruşturma suçun işlediği tarihe kadar uzanmaz, uzatılamaz. 17-25 Aralık 2013 tarihi alınır başlangıç olarak. Bu tarih, söz konusu örgütün devlete değil, iktidar partisine yöneldiği tarihtir.

İşe böyle başlayınca adaletten zaten söz edilemeyeceği için  yargı sürecinin de adil olarak yürütülmesine olanak kalmaz.

Göreve yeni başlamış bir yargıç olarak düşünün kendinizi. Karşınıza FETÖ üyesi olduğuna dair suçlamalar, ihbarlar olan biri getirildi. Sizin gibi genç, sizinle aynı kaygılarla davranmak durumunda kalmış bir savcının tutuklama talebi var. Deliller zayıf. Tutuklamaya yetecek ciddilikte değil. Tutukluluk koşulları yok kısaca.

“Tutuksuz yargılanması…” yolunda bir karar verebilir misiniz kolayca? Böyle bir karar verdiniz diye kurum içinden,  belki de fırsat kollayan birilerinin hakkınızda:” Bakın, bu da FETÖ üyesidir.Bu yüzden tutuklamadı.” diyerek destan düzmeyeceğinden emin olabilir misiniz?

Çoğunluk olarak bunu yapabilecek gücünüz, güvenceniz ve cesaretinizin olabileceğini sanmıyorum. Hâl böyleyken bırakın adaleti, hukukun, hatta kanunun bile egemenliğinden söz edebilir misiniz sahi?

Yazık ki son olaylarda yaşananlar yazılanların kat kat fazlasıdır. Yıllarını Fethullah gülenle mücadeleyle geçirmiş;  bu zat, siyasi gücün muhterem hocaefendisiyken, methiyelerine mazghar olurken bile onun kötülükleri hakkında kitaplar yazmış, örgütü deşifre etmiş yazarlar bile FETÖ üyeliği suçlamasıyla gözaltına alınıyor bu ülkede.

Malum örgüte her istediğini verenlerin garanti belgesi sağlam ama onların izin verdiği, destek verdiği yasal kurumlarla  az-çok ilişkisi olanlar, büyük bölümü dinle kandırılanlardan oluşan  küçük insanlar(!) av olarak görülüyor. Siyasi erki temsil eden, üstelik hukukçu kimliği olan bir grup başkan vekili şöyle diyor:” Cadı avı başladı diye, avdan vazgeçecek değiliz.”

Suçlular cezalandırılmalıdır. Soruşturmanın  gittiği yere kadar gidilmelidir elbet de bunu belirlerken hareket noktamız hukuk olmalıdır, siyasetin iki dudağının arası ve ağa keyfi değil.

Yenikapı ruhu diye söz edilen, birilerinin “inşallah… belki…” diyerek söz ettiği ruh erken öldü yazık ki.  Hukukla ilgisi yalnız tek harf benzerliğinden ibaret  KHK’ler aracılığıyla tüm muhalif unsurlar, safdışı bırakılmak istenmekte.

Şimdilerde darbeye maruz kaldığı düşünülenlerin de, darbecilerden pek farklı olmadığı sıkça konuşulur oldu.

Daha önce Egenekon-Balyoz Vb. soruşturmalarda dile getirilen ve  iktidarın bir türlü kulak asmadığı sulandırma işi FETÖ soruşturmasında da  had safhaya ulaştı.

Siyasetin yönlendirdiği, büyük ölçüde de korkuttuğu yargı:       Malum fıkrada olduğu gibi  ” Şuna değdi, buna değmedi” mantığıyla önüne geleni yemekte(!) şu sıralarda.

Bir de  bu soruşturmanın doğal sonucu olarak ortaya çıkan “ son infaz yasamız” var.” 6411 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.”

Buna neden gerek duyuldu? Cezaevleri kapasitesinin iki katı oranında doluydu çünkü. FETÖ soruşturması nedeniyle gerçekleşecek olası tutuklamalar için yer açılmalıydı.

Nitekim açıldı da şimdiye kadar 30.000 kadar insan  bu yasadan yararlanarak dışarı çıktı. Bir bölümü de çıkar çıkmaz geri döndü elbette.

Çıkanları gözlemledik TV ekranlarında. Hırsızlıktan, gasptan, cinayetten yatıyorlarmış çoğu. Dua ediyorlar yasayı çıkaran büyüklerine.

İnsan ister istemez düşünüyor. FETÖ’nün gerçek anlamda üyeleri için tutuklama  bir görev, sorumluluk hatta hak; ama haklarında “yasal bir bankada hesabı, yasal bir okulda çocuğu var.” türünden gerekçelerle tutuklama kararı verilenler ve çıkanların yerine konulanlar bunlardan daha mı tehlikeli?

Sonra yasanın birçok istisnası var. Bazı suçlardan hüküm giyenler yararlanamıyorlar bu yasadan. Hukuk mantığına uygun mu peki?

Yasa koyucu yasa yaparken bazı suçlara özelllikle ağırlaştırıcı müeyyideler öngörebilir.Yargıç karar verirken suçun vasfına göre vicdani kanaatiyle ağırlaştırıcı hükümler uygulayabilir. Bunda sorun yok.

Ancak infaz yasası bir tür idari düzenlemedir. Mahkemelerle bir ilgisi yoktur. Mantık olarak biz de bazı suçluların dışarı salınmasına karşı, bazılarına daha da tepkili olabiliriz ama konu hukuksa ve infaz yasasıysa böyle istisnaların anayasamızın eşitlik ilkesine ve hukukun temel prensiplerine aykırı olduğunu belirtmek durumundayız.

Olağanüstü halde yaşıyoruz. Uygulamalarda bu halin  sevimsiz de olsa olağan yönleriyle karşılaşmamız doğal. Ancak konu devletvatandaş ilişkisi. Konu hukuk. Dolayısıyla azami dikkat gerek.

Siyasi güç kendince haklı gerekçelerle darbe teşebbüsçüsü örgüte “ Banada mı lolo?” deyimindeki gibi öfkeyle saldırma hakkını kendinde görebilir ancak devleti temsil eden bir uyapının öfkeyle, nefretle, kinle işi olamaz. Hukuk hiçbir biçimde intikam aracı olarak kullanılamaz.

Bu genel ve evrensel ilkelere uygun davranılmayan her süreç sorunları çözmek yerine yeni sorunlara gebe ortamlar yaratır.

Yürütülemekte olan süreçte buna azami özen gösterilmesi umulur ve naçizane tavsiye olunur.

Paylaş
Önceki İçerikProf Abdullah Eroglu-Indiana
Sonraki İçerikSanatçının Korunması
İbrahim Halil Eroğlu
AJANS 3C isimli aylık hukuk bülteni çıkardı. FİKİR KULUBÜ isimli kitabı var. www.sende yaz.net te şiirve makale tarzı yazıları bulunmakta çeşitli yerel gazete ve meslek dergilerinde yazı ve makaleleri vardır. www.iheroglu.com adresinde hikaye-makale ve yaşam koçlugu hakkında yazıları bulunmaktadır. Uzun Köprü Lisesi Gaziantep Atatürk Lisesi Ankara hukuk fakülteinde okudu Dernek ve parti yöneticilikleinde bulundu.Futbol masa tenisi ve tenis oynuyor.