” Ithal damat “

0
836

En güzel ihtimal bir Aşk evliliğidir.

Fakat, “ithal damat” çoğunlukla ebevynlerin münasip bulduğu kişidir.

Verilen isimden de belli olduğu üzere aslında sonraları pek de menmun değildir, gelin ve çevresi ‘ithal damat’ tan!

İthal= 1. içine alma
2. bir ülkeye, yabancı ülkelerden mal getirme, veya satın alma; ticari anlamda kullanılan
bir tabirdir.

Aslında çok ağır bir itam ve küfürdür!

“Aaa evlendin mi sen?”
-“Evet canım evlendim!”
“Damat kim?”
-“Türkiye`den, tanımassın!”
“Hmmmm…ithal damat desene!”, diye aşağılayıcı dialoglar kurulur.

Bundan 20 sene öncesine kadar almancıya kız/erkek vermek çok gurur duyulan bir meziyet gibi
yansıtılırdı. “Gelinimde almancı, komşum!”, diye böbürlenirdi tüm kaynanalar.
Eskiden bu şekilde kurulan yuvaların kör-topal da olsa, halen belki 70%`i devam etmektedir. Fakat son yıllarda artık ne kimse almancıları beğeniyor ne de almancılara ne kız ne de oğlan vermek istemiyor. Belki bu da insanların daha çok bilinçlendiklerini gösteriyor?
Bu tür yapılan, dağılmış ve boşanmış evliliklere bakıldığında ise şöyle bir tablo ortaya çıkabiliyor:

Aslında Tr`de yüksek eğitim alan erkek, Almanya`da orta derecede eğitim almış veya da işci olarak çalışan bir kızla, babasının yaldızlı mercedesine veya iki katlı TR deki bahçeli, müstakil evine bakarak, maddiyatlarının çok iyi bir derecede olduğunu düşünerekten “evet” diyor!
Sonra Almanya`daki beraber yaşantıda eğitim farklılıkları kendini gösterdiğinde, damat bazı şeyleri anlamaya başiıyor.
Dil eksikliği olan, mesleği ve eğitim statüsü Almanya`da tanımlanmayan damat zorunlu bir dil kursuna gittikten sonra bile kendi eğitimine uygun bir iş bulamayıncada en iyi ihtimal, bir fabrika işcisi olarak veya herhangi bir işte çalışmaya başlıyor.Tabii ki bu en iyi ihtimal, uzun dönem iş bulamayanlar akşam geç vakitte eve işten yorgun argın gelen eşinin kendisiyle ilgilenmediğinden şikayetci oluyor.
Boşlukta ve kendini tamamiyle herşeyden dışlanmış hisseden damat depresif oluyor veya da gittikçe hırçınlaşıyor. Nur topu gibi bir şiddetli geçimsizlik çoktan başlamış bulunuyor. Sekiz saat dışarıda çalışan gelin ise tüm görevleri üstlenmekten bıkmış ve yorgun düşmüştür. Dışarıda iş, evde yemek, bulaşık, çamaşır, temizlik, tüm devlet dairelerindeki kağıt kürek işlemleri onun omuzundadır.O şimdi tüm bu yüklerle ne tam kadındır, ne de erkek! Herşeyi onun halletmesi ve yöneltmesi zorunluluğu artık onun kocasına çemkirmesine neden oluyor! Kendini eksik, yersiz ve değersiz hisseden damat, o yaldızlı mercedesin hayalini halen kurduğu için gizli gizli para biriktiriyor ve diğer üçte birini de Tr deki ailesine gönderdiği için gelin isyan bayrağını çekiyor. Helede damat dışarda arkadaş çevresi edinip eve gelmeleri ihmal etmeye başladıysa eğer…mmmmmmhhhhh yeme de yanında yat kıvamında kavgalar gövde gösterisinde bulunuyor. Bunları kabullenemeyen gelin artık etrafa damatı şıkayet etmeyi de ihmal etmiyor. Bütün bunların suçlusu hep o şerefsiz ‘yaldız’ tabii ki!
Dişini sıkan damat 5 senelik oturum müsadesini aldığının ertesi günü evdekini, olduysa da çocuklarını arkasına bakmadan…..hoooppp terkediyor!

Başta fedakar olan ‘ithal damat’ kendini feda ederken aceba kar mi yapıyor ?

Fedekâr = bakınız Feda-kâr
İthal= bunu ayırmak istemiyorum! Çok ayıp!!

Yorumu sizlere bırakıyorum….

Paylaş
Önceki İçerikEski savcı yeni mehdi
Sonraki İçerikCepsiz de Güzelsin Fahriye Abla
Nagihan Andug
Devletçe sınanmış Psikoterapist- Sınanmış Psikolojik Danışman- Aile, Çift ve Evlilik Danışmanı- Hipnoterapist- Eğitmen- Mediator- Yazar-