0
600

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı belirlenen Akıncı Hava Üssü’ndeki eylemlere ilişkin 486 kişinin yargılandığı davanın görülmesine sanık savunmalarıyla devam edildi.

‘Hain olamam’ diyen yüzbaşıyı şehit ettiğini itiraf etti
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları kampüsündeki salonda görülen duruşmanın öğleden sonraki bölümünde savunma yapan tutuksuz sanık Yavuz Çevrük, Hava Kuvvetleri Komutanlığında görev yaptığını, halen görevinin başında bulunduğunu söyledi.

Darbe girişimi sırasında Akıncı üssünde uzman çavuş rütbesiyle şoför olarak çalıştığını anlatan Çevrük, üssün nizamiyesi ve kulelerde nöbet tutan uzman çavuşları görev yerlerine bıraktıktan sonra Sincan ve TAİ nizamiye kapıları arasında devriye görevi yaptığını, devriyeden sonra da Sincan nizamiyesine geçtiğini belirtti.

Saat 21.00 sularında üssün içinden nizamiye kapısına doğru bir aracın yaklaştığını dile getiren Çevrük, şöyle devam etti:

“Kontrol amacıyla aracın yanına gittim. Araçtan rütbeleri sökülmüş, tam teçhizatlı iki kişi indi. Biri kendini Binbaşı Fatih (Koçak), diğeri de Yüzbaşı Halil (Konya MAK timinden eski Astsubay Halil Burak Balcı) olarak tanıttı. Kendini Yüzbaşı Halil olarak tanıtan kişi, birliğin girişindeki sürgülü bariyerin bulunduğu yerde askerin yanında beklemeye başladı. Binbaşı Fatih, nizamiye bölgesinde kaç kişi olduğumuzu sordu. Ben de nizamiyede iki subay ve bir er bulunduğunu söyledim. Binbaşı, bana giriş ve çıkış kontrollerinin artık kendilerine ait olduğunu söyledi. Dinlenmek için kullandığımız konteyneri kolaçan ettikten sonra geldiği araçla üsse döndü. Bizim yanımızda kendini Yüzbaşı Halil olarak tanıtan kişi kaldı.”

“Bunlar halkı öldürebilir”

Saat 23.30 sıralarında bulundukları yere İnsani Yardım Tugayı’ndan bir aracın geldiğini, araçtan inen 1 yarbay, 1 yüzbaşı, 3 teğmen ve 1 erin nizamiye bölgesinde tam teçhizatlı beklemeye başladığını anlatan Çevrük, bu sırada Hava Kuvvetlerine ait Muhabere Arama Kurtarma (MAK) ve Deniz Kuvvetlerinden Su Altı Taarruz (SAT) timlerinin de nizamiye bölgesinde olduğunu ifade etti.

Çevrük, şöyle dedi:

“Askerler, mizamiyeye bir araç geldiğinde kendini Halil yüzbaşı olarak tanıtan şahsa bilgi veriliyordu. SAT ve MAK ekipleri bu bilgi üzerine mevzi alarak gelen araçları kontrol ediyordu. İlerleyen saatlerde içeriye araç alınmayacağı haberi geldi. SAT ve MAK timleri bir araç yaklaştığında havaya taciz atışı yaparak araçların uzaklaşmasını sağladılar.

Saat 02.00 ile 03.00 sıralarında ellerinde Türk bayrakları bulunan vatandaşlar, bir araçla üssün önüne, bariyerlerin yanına kadar geldi. Devlet lehine sloganlar atmaya başladılar. Halil yüzbaşı olarak kendini tanıtan kişi, havaya ateş açınca nizamiye bölgesinde oturan ve İnsani Yardım Tugayı’ndan gelen Yüzbaşı Özkan Hekin, vatandaşları sakinleştirmeye çalıştı. Vatandaşlar bölgeden ayrıldılar.

Kendini Halil yüzbaşı olarak tanıtan şahıs bize elimizde ağır makineli tüfek olup olmadığını sordu. Komutanlardan izin almadan bunu söyleyemeyeceğimizi beyan ettik. Özkan Hekin yüzbaşı, bize, kesinlikle bu kişilere ağır silah vermememizi, bunların halkı öldürebileceğini söyledi. Bir süre sonra TAİ bölgesinde bulunan lojman nizamiyesinde olayların çıktığı, vatandaşın nizamiye bölgesine geldiği, MAK ve SAT’çıların vatandaşa ateş ettiği, ölü ve yaralıların olduğu yönünde Sami Asan uzman çavuş telsizden anons geçti. Daha sonra bizim nizamiyeye sivil araçlar gelmeye başladı. MAK ile SAT timleri yine ateş ettiler.”

“Bu benim savaşım değil”

Hava aydınlanmaya başlayınca Yüzbaşı Özkan Hekin’in, “Bu benim savaşım değil. Benim birliğim, benim kışlam değil.” diyerek nizamiye bölgesinden çıktığını belirten Çevrük, şunları söyledi:

“Bu sırada Halil yüzbaşı olarak kendini tanıtan kişi, içeride oturan İnsani Yardım Tugayı’ndan Ali Eraslan’a benzettiğim albayla soyismini Zelbey (Mustafa) olarak gördüğüm yarbayın yanına giderek, ‘Özkan Hekin giderse bizim istihbaratımızı dışarı aktarır.’ dedi. Albay ve yarbayın, Halil’e ‘Siz bilirsiniz, Ne yapmanız gerekiyorsa yapın.’ dediğini duydum, ama hangisi dedi bilmiyorum. Bu esnada yanlarında bulunan teğmenler ‘Komutanım bizim personelimiz. Ne yapıyorsunuz?’ dedi, ancak engel olamadılar. Özkan Hekin, nizamiyeden çıktıktan sonra virajı döndü ve kayboldu. Halil yüzbaşı olarak kendini tanıtan şahıs ile SAT ekibinden bir kişi, Hekin’in arkasından gitti. Bir el silah sesi duyuldu. Albay ile yarbay, nizamiyede bulunan İnsani Yardım Tugayından gelen askeri, bir araçla bunların arkasından gönderdiler. Araç geri geldi. İçinde Halil yüzbaşı vardı. Özkan Hekin sırtından vurulmuş bir şekilde arkadan plastik kelepçeyle kelepçelenerek nizamiye bölgesine getirildi. ‘Yaralıya bir de kelepçe mi takıyorsunuz?’ şeklinde tepki gösterdim. Nizamiye bölgesinde bulunan konteynere gittim. Güvenlik Hareket Merkezi’ni aradım. Yüzbaşının vurulduğunu belirttim, bölgeye ambulans göndermelerini istedim. Ambulansı beklemeye başladık.”

Ambulans gecikince Yüzbaşı Hekin’i kendi imkanlarıyla hastaneye götürmek istediklerini ifade eden Yavuz Çevrük, TAİ fabrikasını geçtikten sonra G nizamiyesinde emniyet ekiplerinin kendilerini durdurduğunu, Hekin’in hastaneye götürüldüğünü, kendisinin de gözaltına alındığını söyledi.

Şehidin yakınları tepki gösterdi

Mahkeme heyeti sanığa, kendini yüzbaşı olarak tanıtan Halil Burak Balcı’nın fotoğraflarını gösterdi. Çevrük, Balcı’yı fotoğraflarından teşhis etti.

Salonda bulunan sanıklardan Fatih Koçak’ı teşhis etmesi istenen sanık, ayağa kalkan Koçak için “Bu kişiye benziyor. Bu kişi olduğunu tahmin ediyorum. Kısa boylu. Binbaşı Fatih, soyadını Koçak olarak biliyorum.” dedi.

Çapraz sorgu sırasında Çevrük’e soru sormak için söz alan sanıklardan Ali Eraslan, “Hekin’i öldürme talimatı veren kişi olarak geçiyorum. Kollukta verdiğiniz ifadede benim adım hiç geçmiyor. İddianamedeki ifadeniz ise farklı. Aradaki çelişkinin sebebi ne?” diye sordu.

İzleyiciler arasında bulunan şehit Özkan Hekin’in yakınları, Eraslan’a, “Kendini haklı çıkarmaya uğraşma. Silah arkadaşınızı nasıl vurdunuz? Katiller. Kanınızda boğulun. Hesabını soracak, mahşerde sizi bekliyor.” sözleriyle tepki gösterdi.

Sanıklardan Mustafa Zelbey, söz alarak sanığa, “İfadende geçen Yarbay Zelbey ben miyim?” diye sordu. Çevrük, Zelbey’e “Evet sendin.” karşılığını verdi.

Çevrük, Hekin’in gündüz saatlerinde vurulduğunu, ancak “vurun” talimatını kimin verdiğin tam olarak bilmediğini söyledi.