Albay Rüstem (Abd ‘ye rest çeken ilk Türk)

0
922

Amerika’ya ilk rest çeken diplomatımız (Ahmet Rüstem Bey) Alfred Rüstem’i anmanın tam zamanı
“Bu yere serdiğiniz ve çiğnenmesini istediğiniz halı, benim ülkemin onurudur. Üzerinde dini inancımızın hem de bayrağımızın ay yıldızı var. Onun yeri ayakların altı değil, ellerin erişemeyeceği yükseklerdedir. Bu halı buradan kaldırılana kadar sarayınıza adım atmam mümkün olmayacaktır.”

Ahmet Rüstem Bey (Alfred Bilinsky)“Bu yere serdiğiniz ve çiğnenmesini istediğiniz halı, benim ülkemin onurudur. Üzerinde dini inancımızın hem de bayrağımızın ay yıldızı var. Onun yeri ayakların altı değil, ellerin erişemeyeceği yükseklerdedir. Bu halı buradan kaldırılana kadar sarayınıza adım atmam mümkün olmayacaktır.” diye abd gazetlerine demeç vermiş sonrası büyüyeğen bir krize dönmüştür..

1914 yılından itibaren Türkiye hakkında ABD’de büyük bir karalama kampanyası başlamıştır. Alfred Rüstem diplomatik kaideleri bir tarafa bırakarak bu hareketleri protesto amacı ile 8 Eylül 1914 tarihli Evening Star gazetesine şu beyanatı vermiştir:

“Gazetelere göre, Büyük Britanya, Fransa’nın yolunu takip ederek Birleşik Devletlerin gözü önüne Türkiye’deki Hıristiyanların katliamı hayalini ortaya koyarak onları tahrik etmiş ve Türk limanlarına harp gemileri göndermesini Amerika Birleşik Devletleri’nden talep etmek bahanesiyle hakikate tam ehemmiyet vermeyerek geleceğin bu korkunç resmini yapmıştır. Türkiye’de bir katliam olduğunu maalesef inkar edemem. Müslümanlar elinde eziyet çeken kurbanlar Hıristiyanlar olmayıp Ermeniler ve Marunîlerdir. Fakat hakim ırka ve hükümetin yüzüne karşı İngiltere, Rusya ve Fransa’nın desteğini gördüklerini açıkça söyleyerek siyasi fesatçılar gibi Osmanlı Devletini zayıflatmak için birleştiler. Masum bir ırka karşı dünyanın gözü önüne sadece bir değil 20 program seren Rusya; memleketinin özgürlüğü için dövüşen Cezayirlileri mağaralara doldurup dumanla öldüren sonradan büyük eserleri “Commune” yüzünden sevinç duyan Fransa ( Hint isyanındaki asiler ) cezalandırmak için hepsini kurşunlayan İngiltere, aynı tahrikler karşısında kalsa ne yapardı? Birçok gazetelerin bu işte İngiltere ve Fransa’nın tarafını tutmasından beri, kendimi, şunu söylemeye yetkili buluyorum ki, Amerika Birleşik Devletleri’nde her gün vuku bulan linçleme düşüncesi ve Filipinlerdeki Water Cure denilen işkence hatıraları Türkiye’ye hücumda onu itiyatlı yapmalı idi. Çünkü İtalya’nın iktisadi rekabeti veyahut Filipinlilerin katledilmesi ve hatta zencilerin tecavüzü ile mukayese edilirse, onun tahrik neticesinde yaptığı vahşilik hiç kalır. Hakikatte hiç vuku bulmayan bir şeyi sadece münakaşanın hatırı için olduğunu farz edelim. Zencilerin, Amerika Birleşik Devletlerinin istilasını kolaylaştırmak için Japonlarla gizli anlaşmalarla birleştiği keşfolunsa, onlardan kaç tanesi bu hikâyeyi anlatmak için hayatta bırakılacaktı? Büyük Britanya ve Fransa Türkiye’ye karşı yeni bir tahrik mücadelesine bağlamışlar, bu memlekette kendi kötü kehanetlerini teyit edecek münasebetsiz bir şeyin vukuu neticesinde Amerika’nın nihayet Akdeniz’e Harp gemileri göndermeye sürükleneceğini, böylece İtilaf Devletleri safında Avrupa arbedesine karışmış olacağını gizlice ümit ediyorlardı. Fakat hükümetin böyle adi bir tuzağa düşmeyecek kadar zeki olduğuna inanıyorum. Bununla beraber Amerika Birleşik Devletleri Türkiye’de vatandaşlarından hiç birinin hiç bir zaman eziyet çekmediği halde neticesi sadece onun tahrik edecekse ve hiçbir surette kontrol edilmeyecekse neden bu memleketin sularına harp gemileri göndersin? Hıristiyanların çoğunlukla yaşadıkları İzmir, Beyrut’u neden bombalasın? Buna ne dersiniz? Daha ne yapabilirdi? Hiçbir şey fakat bu kadarı harp için kafidir. Amerika Birleşik Devletleri halkı harp istiyor mu? Türkiye’ye karşı İngiltere’nin yeni harekâtı beceriksiz bir harekettir. Bu, Amerika Birleşik Devletleri’nin kendi hareketlerini tadil etmeye sebep olmayacaktır. Fakat Türk Elçiliğine New York’dan aşağıdaki telgrafı çekilmesi intaç etmiştir: “Eğer Türkiye İngiltere’ye karşı harbe girerse, Hindistan’daki Müslümanlar ve Hindular ve başka yerlerdeki Müslümanlar onu her şekilde destekleyecektir. Binlerce gönüllü hazırdır”
ABD özür talebini yinelese de Rüstem Bey bunu umursamayarak ülkeyi terk eder. Birinci Dünya Savaşı sonrası Anadolu’da başlayan Milli Mücadeleye ilk katılanlardan biri odur. Sivas Kongresi’ne katılmış ve burada Mustafa Kemal’in dış siyaset danışmanlığını üstlenmiştir. Bu görevi sırasında Heyet-i Temsiliye’nin dış ilişkiler danışmanlığını üstlendiği gibi Mustafa Kemal’in General Harbord ile yaptığı görüşmede de çevirmen olarak yer almıştır.

Ahmet Rüstem Bey Millî Mücadelede önemli bir yere sahip olmuştur. Bu önemi anlamak açısından şunu belirtmek gerekir ki; 24 Mayıs 1920 tarihinde padişah iradesi ile Mustafa Kemal Paşa ve bazı arkadaşları idama mahkûm edilmiştir. Bu listede Mustafa Kemal başta olmak üzere Kara Vasıf, Ali Fuat Cebesoy, Adnan Adıvar, Halide Edip Adıvar ve Alfred Rüstem Bey yer almışlardır.

Alfred Rüstem yani Ahmet Rüstem Bey bu ülkenin tarihinde onurlu duruşa sahip biri olarak yerini almakta. Görevini layığıyla yerine getirmiş ve adını tarihe geçirmiştir. Onun gibi onurlu geçmişe sahip insanların mücadelelerini asla unutmamalıyız. Bu bize tarihimizin verdiği en büyük görev olmalı.

Ahmet Rüstem Bey (Alfred Bilinsky)

Kaynaklar:
OSMANLI TOPLUMUNDA AİDİYETLİK DUYGUSUNA BİR ÖRNEK: AHMET RÜSTEM (ALFRED BİLİNSKİ) BEY- Erdal Açıkses ve Osman Kubilay Gül

Osmanlı’da Onurlu Bir Diplomat ve Milli Mücadele’nin Önemli Siması: Ahmed Rüstem Bey- Dr. Şenol Kantarcı

Türk Ermeni Meselesi- Ahmet Rüstem Bey

The New York Times http://query.nytimes.com/gst/abstract.html?res=9E05EFDE123FE53ABC4D51DFBF66838F629EDE&legacy=true