PKK Deaş Terörü

0
469

ABD, 50 yıldır Irak’ı parçalayıp kukla bir Kürt devleti kurmanın altyapısını yapıyor. Son olarak 1996’da 5 bin peşmerge ve PKK’lı, Guam Adası’nda gayrinizami savaş, sabotaj ve istihbarat konusunda eğitildi. Saddam saldırıları bahane edilerek yapılan nakillerde hep İncirlik Üssü kullanıldı.

PKK ve Peşmerge, CIA-MOSSAD’ın Guam’daki terör kampında eğitildi (Bernard Henry Levy eğitim kampında)

Türkiye, Irak ve İran’ı İsrail’e bağlı kukla devletçikle parçalama planı uzunca bir geçmişe dayanıyor. 25 Eylül referandumuyla somutlaşan terör devleti senaryosu için ABD onlarca yıldır çalışıyor. Peşmerge ve PKK’lıların, Kuzey Kore’nin füzeyle tehdit ettiği Guam Adası’na götürülüp ABD üssünde eğitilmesi, buna ilişkin birçok örnekten yalnızca biri. Pasifik’te bulunan Guam Adası’nda 5 bin Peşmerge ve PKK’lı terörist, ABD’ye ait Andersen Askeri Üssü’nde özel olarak eğitildi. 1996 yılındaki nakil işlemine ‘Pasifik Sığınağı’ adı verildi.

Saddam’ın saldırılarından kurtarılma bahanesiyle başlatılan operasyon kapsamında 5 bin Iraklı Kürt, İncirlik Üssü’nden Guam’a götürüldü. Nizami-gayrı nizami harp, siyaset, istihbarat, sabotaj vs gibi konularda yoğun bir eğitimden geçirilen grubun üyeleri, 2003 yılından itibaren Irak’a kafileler halinde geri gönderildi. Kuzey Irak’tan Büyük Okyanus’a uzanan organizasyon, Fransa eski Cumhurbaşkanı François Miterand’ın eşi Danielle Miterand ve Ortadoğu’nun modern Lawrence’ı olarak bilinen Cezayir doğumlu Siyonist-Yahudi Bernard Henry Levy öncülüğünde gerçekleşti.

Irak’ın kuzey bölgelerinden seçilerek Guam’a taşınan ilk kafilede 2 bin 500 kişi yer aldı. İlk etapta ‘kimliksiz’ durumdaki bu Peşmerge ve PKK’lıların sayısı daha sonra MOSSAD ve CIA ortaklığıyla yapılan sevkiyatlarla birlikte 5 bin oldu. ABD’nin Irak işgali sonrası yüzde 85’i yeniden Irak’a dönen Peşmerge ve PKK’lıların geri kalan kısmı ise Fransa, Almanya, Danimarka, İngiltere, ABD, Kanada gibi ülkelerde lobi faaliyetleri yürütmek ve Kürt Diasporası oluşturma amaçlı Batılı ülkelere yerleştirildi.

ABD ve Avrupa ülkelerine 1975-1996 arası taşınanlar arasında Kubat Talabani (Celal Talabani’nin oğlu), Lahor Ceng Talabani (Celal Talabani’nin oğlu), Mesrur Barzani (Mesut Barzani’nin oğlu), Necmeddin Kerim (Kerkük’ün korsan valisi) gibi isimler bulunuyor. Ayrıca PKK üst yönetimi arasında ve Peşmerge komutanları arasında yine Batılılar tarafından özel eğitilen birçok isim var. ABD’nin 1996’da Guam’a götürdüğü militanlardan 1500’ü daha sonra PKK saflarına döndü. Kandil’den Suriye’de PYD, İran’da ise PJAK’a gönderilen birçok üst düzey terör örgütü yöneticisi de yine Guam’da özel olarak eğitilen militanlar arasından seçildi. Suriye’de ABD işbirliğiyle ülkenin kuzey ve doğusunda birçok bölgeyi işgal eden Suriye PKK’sı PYD’ye komuta eden Redur Halil, Zuhat Kobani, Hüseyin Koçer gibi isimler de 1996 aynı eğitim sürecinden geçen teröristler arasında. Ayrıca Sincar, Kamışlı, Afrin, Ayn el-Arab sözde kanton yönetiminde yönetici sıfatı taşıyan PKK’lıların da önemli bir kısmı yine Guam’da eğitildi.

ABD’nin Suriye işgalini meşrulaştırmak için ürettiği Demokratik Suriye Güçleri isimli tabela örgütün komutanlığına getirilen Mazlum Kobane kod adlı terörist Abdi Ferhad Şahin de Guam Adası’nda MOSSAD ve CIA tarafından eğitilenlerden. Türkiye’nin kırmızı bültenle aradığı Şahin, TSK’nın Sincar ve Karaçok’u bombardımanı sonrası ABD’li üst düzey komutanlarla poz vermişti. Şahin, Pentagon tarafından Suriye’de ‘birincil muhatap’ olarak görülüyor. PYD elebaşısı aynı zamanda ABD Başkanı Trump tarafından Suriye’ye sömürge valisi olarak atanan Brett McGurk’ın da en yoğun görüştüğü kişi

Irak istihbarati Taa ciktigi zaman yazmistim. Uzun bir analizdi. Baskilarini bile Colombia universitesi fonluyor demistim. Davutogluna cakmistim. Yilanin in basini ezmek gerek diye.
Cunku 2013 senesiydi Cia nin farkli kanadinda analiz yapan bir cia ajani notlarini okumustum. Biz okuyoruz ama istihbarat okumuyor oylemi ???uc bes ofkeli cocuk iste !!!

Irak istihbaratı ortaya çıkardı… Özel görüşme yaptılar

Irak istihbaratının imzasını taşıyan 2001 tarihli bir belgeye göre, DEAŞ’ın çekirdek yapısı olan “Tevhid ve Cihat” örgütü, CIA ve Mossad işbirliğiyle kuruldu.

Suriye’de PKK, Irak’ta ise Barzani’ye korsan devlet kurma zemini hazırlayan DEAŞ’ı MOSSAD ve CIA kurdu, Barzani destekledi. Irak istihbaratı tarafından 18 Eylül 2001 yılında hazırlanan belgede, DEAŞ’ın çekirdek yapısı olan ‘Tevhid ve Cihad’ örgütünün CIA-MOSSAD işbirliğiyle kurulduğu ve Barzani’nin bu sürece destek verdiği bilgisi yer alıyor. Dönemin Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in sekreteri Abed Hummud’un imzasının yer aldığı belgede Barzani ve Ortadoğu’nun ‘modern Lawrence’ı olarak nitelendirilen Bernard Henry Levy’nin bu amaçla görüşmeler yaptığı kaydediliyor. Resmi belgede “Tevhid ve Cihad isimli yeni bir örgüt kurulmasına dair Bernard Levy ile Mesud Barzani’nin özel görüşmeler yaptığı istihbarat birimlerimiz tarafından tespit edilmiştir” ibaresi yer alıyor.
PEŞMERGE VE PKK’YA ÇALIŞTI

2013 yılında Suriye’de ‘Irak Şam İslam Devleti’ ismiyle savaşa katıldığını duyuran örgüt 2014 yılı başından itibaren önce Suriyeli muhaliflere ait alanlara saldırarak ülkenin yüzde 34’lük kısmını ele geçirdi. Esed ve PKK-PYD’ye ait bölgelere saldırmaktan özellikle uzak duran DEAŞ, 2016 yılı başlarından itibaren muhaliflerden gasp ettiği bölgelerin yüzde 78’lik kısmını PKK’ya teslim ederek çekildi. 2014 yılı Mayıs-Haziran aylarında Irak’ta başta Musul-Kerkük olmak üzere ülkenin birçok bölgesinde kontrol sağlayan DEAŞ, yine 2015 sonlarından itibaren işgal ettiği Türkmen ve Araplara ait bölgeleri de büyük oranda Peşmerge’ye teslim etti.

BARZANİ’YE HİÇ SALDIRMADI

Irak Parlamentosu’nda 2 dönem görev yapan eski bir milletvekili, DEAŞ’ın Duhok, Erbil, Selahaddin, Zaho gibi Peşmerge kontrolünde olan bölgelere özellikle saldırmadığına dikkat çekti. Iraklı siyaset bilimci ve eski vekil, Yeni Şafak’a yaptığı değerlendirmede “DEAŞ içerisinde CIA ve MOSSAD etkisi çok güçlü idi. Örgütün ilk oluşum süreci ve büyümesinde bu gizli servislerin çok büyük katkısı oldu” diye konuştu. “DEAŞ’a hedef çizen yine MOSSAD ve CIA oldu” diyen Iraklı vekil, Erbil’in bu sürece ciddi destek verdiğini ve karşılığını fazlasıyla aldığını vurguladı.