​ AH ULAN PARA…!

0
787

Kimilerinin gözünde büyük kaşif, gerçekte ise kanlı bir katil olan Kristof Kolomb,para hırsıyla dolu, İtalyan bir denizcidir.
Hedefi, İpek yolu, Baharat yolu üzerinden yapılan ticaretle varlığından haberdar olduğu Hindistan’a gerçekte orada bulunduğuna inanılan efsanevi zenginliklere ulaşmaktır.
Bunu sürekli batıya doğru giderek başaracağına inanır.
O buna inanmaktadır da İtalya’da ona inanan bir hayırsever(!) zengin bulamaz. Bu kez rotayı İspanya’ya çevirir. Bilahare Argonya prensi Ferdinand’la evlenip İspanya birliğini sağlayan ve Endülüs Emevi Devleti’nin ocağına incir dikilmesine vesile olan Kastilya kraliçesi İzabel’in kapısını çalar.
Günümüzün geçerli doktrini, olan ve muhterem yöneticilerimizin ustalıkla uyguladığı, ‘Nabza göre şerbet vermek’ o dönemde de geçerlidir. Kolomb, koyu Katolik olan İzabel’i, dindar damarına girerek avlar. Keşfettiği ülkelerdek insanları Hıristiyan yapacak, Tanrı’nın adını tüm dünyaya yayacaktır.
İnanır İzabel ona. 3 adet gemi donatır. Parasal destek sunar, tayfa devşirmesine yardımcı olur. İspanya’dan Atlas Okyanusuna açılan ve rotasını batı yönünde sabitleyen Kolomb, geceleri Hindistan rüyalarıyla uyumakta, sabahları da ufku gözlemekte ve elbette ki her gün gemi seyir defterini yazmaktadır.
Konumuz Kolomb’un yolculuğu ve yaptıkları değildir bu yazıda. Kolomb’un seyir notlarına işaret etmektir maksat. İzabel’i TANRI ile aldatan Kolomb’un aylar boyunca tuttuğu seyir defterini okuyanlar, orada şunu görürler.
Karşılaşılan tehlikelerin, zorlu fırtınaların çokluğuna rağmen bu güncelerde Tanrı adı yalnızca 26 kez geçer. Yani Tanrı’yı daha sık hatırlamamaya vesile olan en sıkıntılı anlar bile çok fazla etkili olmamıştır Tanrı adının anılmasında.
Kolomb’un seyir notlarında altın(para) adı kaç kez geçiyormuş biliyor musunuz? Tam 114 kez.
*
Kolomb’dan önceki yıllarda da var olan ve sonraki yıllarda da tüm insanlığın en acı gerçeğidir bu: Ucuna cennet hayali bağlanmış mızraklarıyla yola çıkan Haçlıların dilinde de hep Tanrı vardı; ama gerçek amaçları paraydı.
Müslüman orduların çıktığı seferlerde de gerçek amaç, sanıldığı gibi, Allah adını dünyaya yaymaktan çok ganimetti, esirdi, vergiye bağlamaktı
Yoksulların ilahi güçlerle bağları elbette daha içten ve daha masumdur, ancak onlar da yoksunluklarından, yani mecburi hizmet faslından böyledirler. Gücü ellerinde tutanlar ise her ne kadar Tanrı adına yola çıktıklarını söyleseler, kendileri için bir şey istemeyecek kadar namert olmadıklarını dillendirseler de onların gerçek Tanrıları, dünyanın en kirli, en kanlı madeni altın ve onun türevlerinden biri olan PARA dır.
Bu pis oyunda adına ister Tanrı, Rab, Mevla; ister Allah densin, yüce yaratıcı; onlar için sadece hedeflerine ulaşmalarını kolaylaştıracak, oyunun inanırlığını artıracak bir sahne süsüdür.
Bu oyunun başrol oyuncuları, parayı elde tutan bankerler ve sermayedarlardır.
Onların piyonları ise gerçek putları para olduğu halde ilahi söylemleri dillerinden düşürmeyen” Ya Allah Bismillah!” diyerek borsa açan muhterislerdir.
Bu gerçeği Fransız düşünür Voltaire şöyle dillendirir.“Londra borsasından içeriye bir girin. Orada her milletin, insanlığın yararı için toplanmış temsilcilerini göreceksiniz. Orada Yahudisi, Müslümanı ve Hıristiyanı birbirlerine hep aynı dindenmiş gibi davranır ve sadece iflâs edenlere kâfir derler.”
Ve elbette ki dünyanın en ünlü trajedilerini tiyatro aracılığıyla gözlerimize sokan Şekspir’in şu cümlesini pas geçmek olmaz:
“Şeytan bir günah işleteceği zaman, işe, bu günahı kutsallık zırhına sarmakla başlar.”
Çevrenizdeki insanlara, olaylara, özellikle kahramanlık sosuna, dini motiflere fazlaca bulanmış siyasi, askeri uygulamalara bu gözle bakınız.
Yüksek perdeden haykırılan yaldızlı sözler, gösterişli törenler; oltanın ucuna takılan solucanlardır. Görevleri, siz oltaya takılıncaya kadardır.
Birgün uyanmaya karar verip de hesap sormaya yeltendiğinizde, şimdilerde durmadan “KANDIRILDIK” diyenler; yüzünüze karşı; ” KANMASAYDIN KARDEŞİM. EVET SENİ KANDIRDIM, İĞFAL ETTİM; AMA RIZAN VARDI.” diyerek suçu yine sana atacak, yediğin kazıkların faturasını yine sana ödeteceklerdir..

Paylaş
Önceki İçerikMısır’ını Beğenmediği Mısırcı’yı Öldürdü
Sonraki İçerikSosyalleşme Projesi
İbrahim Halil Eroğlu
AJANS 3C isimli aylık hukuk bülteni çıkardı. FİKİR KULUBÜ isimli kitabı var. www.sende yaz.net te şiirve makale tarzı yazıları bulunmakta çeşitli yerel gazete ve meslek dergilerinde yazı ve makaleleri vardır. www.iheroglu.com adresinde hikaye-makale ve yaşam koçlugu hakkında yazıları bulunmaktadır. Uzun Köprü Lisesi Gaziantep Atatürk Lisesi Ankara hukuk fakülteinde okudu Dernek ve parti yöneticilikleinde bulundu.Futbol masa tenisi ve tenis oynuyor.