Yok Değil Sen Yök’sün…

0
453

İnsanlık tarihini karanlık dehlizlerden aydınlık günlere çıkaran bilim ve bilim adamlarının insan üstü gayretkeşlikleri ile bilimsel alandaki ahlak sahibi olmaları ile doğrudan ilgilidir…
Newton evine temizliğe gelen kadını düdüklese idi.Sokrates ,eleştirdiği yöneticiler gibi eşine Sadık olmayıpda ibne sevgilileri olsaydı insanlık hala karanlık dehlizlerde Gücün hegomanyasında olup mum Işığında aydınlanacaktık

Bilim,ahlakı Içerir
Türkiye de bilim adamları vardır ve yokluk Döneminde düşme dışına gönderişmiş ve gayrtkrşliklerle üniversiteler evrensel nitelik kazanmıştır ..Çünkü o dönemlerde Dr olmak Doç olmak Prof olmak ordinaryüs olmak çok meşakkatli işlerdi .Bugün hala hukuk referans kitabı olarak 1969 ların Ord Prof Sulhi Dönmez erin ciltler Doluusu ceza hukuku kitabı kullanılıyorsa dediklerimiz daha iyi anlaşılacaktır
1982 yılında YÖK kurulmuş ve üniversiteleşme hareketi Yürkiye de Başlamış üniversite mezunlarını 1990lardan itibaren emflAasyonist bir etki ile olağanüstü sayısı artmıştır.2002 yılından sonra vakıf üniversitelerinin önü açılmış bu seferde yetersiz Akadamik kadro eksikliği ile yerden biter gibi profösör /doçentler de Sayısal bir artış olmuştur… Basına yansıyan bir kaç haber de bunların bir kesiminin dil bile bilmediğini Brezilya gibi kenar ülkelerdeki tezleri çevirerek kendilerine aitmiş gibi göstererek kadro aldıkları bilinen bir gerçektir..Bu bilimsel ahlaksızlığın Yanımda bu ünvan hırsızlarının insani olmayan ortalama bir insan da bile bulunan ahlaki değerlere sahip olmadığını basına yansıyan haberlerden öğrendiğimde dehşet içinde kaldım…Örneğin ;Malatya da bir profösör evli olup evlilik dışı gebe kalan kadına masıl sekse zorladığını,kendisi ile beraber olursa 3 Ay’ı geçkin gebelik işini kürtajla sonlandırabileceğini,banka hesabında 3 trilyon üzerinde Hesabı olduğunu,geçkin kürtajı 10.000 TL ye özel hastanede hallederken kayıtları idrar yolu iltihabı diye gösterip hastane sahibini de dolandırdığını okuyun ca Yuh ki yuh dedim Hem doktor hem profösör hemde bir insan görünümlü yaratık diye düşündüm…Sonra bu payelerin kadro doldurmak için devletin aracılık ettiğini düşününce bir kere daha üzüldüm ..Devlet kendi vatandaşının başını tutuyor..Bizzat beceren profösere de peçete tutuyordu..Hastaları üzerinde güven tesis etsin diye üniversite hastane makamlarını kullandırtıyor,hastaların ikna olmasından sonra da hocanın dah iyi becermesi için tüm hastane yataklarını seferber. Ediyordu…
Konya daki kimya proföserübü unuttuk sanmayın .Kızı ayarlamış kız ayrılıp da daha genç birisi ile beraber olunca da kovboyculuğa özenmiş di..Kızı öldürmüştü…
Üniversite ve Akadamik kariyerlerin Ne kadar alt seviyelere düştüğünü Gösteren bu olaylarda asıl suçlu bu payeleri büfe acma ruhsatı gibi görüp dağıtan YÖK e aittir….YÖK hakemli dergilerde yayımlanmış makale bilimsel veri ve çalışmaları kontrol etmeden Culus usulü bu akademik kariyerleri dağıtmış ve hasta bir gürühün üniversal yapı olan üniversitelerde yuvalanmasına sebep olmuştur ..
Konya da,sevgili yaptığı ögrenci işleri sektereteri ni Öldüren kimya profösörünü de unutmadık..Faili meçhul gibi durup sonradan çözülen ve diğer akademik personele de sevgili olan sekreter….Okul hademesi yapsa anlarsında akademik kariyeri olan birisinin kariyerine yakışmıyor bu stil …Haricen meslek icabı tıp profösörlerinin içinde bile çeviri ile paye verilen bende Cerrahpaşa da bile bu tarz profösör olduğunu boşanma davasında karşı tanık olarak dinlenen akrabalarından duyduğum da şok olmuştum

o zaman bize de toplum olarak şu soruyu sormak hakkı doğar

Yök sen ne iş yaparsın ?