Prodüktivite ve İnsan Faktörü

0
953

Ben ev ödevlerini yapmazdım arka sırada cetvele avuç açan tip bendim.
Ev ödevi yapmak sahteciliktir. öğretmenin ben derste öğretemedim, öğrencinin derste öğrenemedim itirafıdır.
Ev ödevini yap karnedeki notların iyi olsun herkes seni sevsin. Güzel ve sinsi bir anlaşma.
Ama gerçek hayat öyle değil ödevini yapınca karne iyi gelmez kimse seni sevmez.
Çünkü gerçek hayatta ödevin tanımı değişir ve ödevi tanımlayan vicdan yapan sorumluluk duygusudur.
Oyun öylemi oyun öğrenmenin esasıdır insan eşyanın tabiatını oynarken öğrenir.
Dişinle tırnağınla kavga etmeyi küsmeyi barışmayı zayıfa tolerans göstermeyi hep beraber alınmayan hazzın başarı olmayacağını…dürüst olmazsan oyundan atılacağını
Zekanı nasıl kuralına göre kullanacağını…………….
Oyun haktır ve oyun oynamayan çocuk 100 alır ama yüzsüz olur sinsi olur yalancı olur
İnsanlıktan nasibini alamaz.
Vicdanı ile kendisine ödev tanımı yapamaz , sorumluluk duygusu geliştirmediği içinde tanımlama gereği görmez.
Onun iş yaşamı da aynı olur. Uydurulmuş ev ödevini yapan öğretmeninin gözüne giren idareciler zinciri……
Ben mühendis değilim ama hep fizikten bir almama rağmen üniversite sınavında bütün fizik sorularını eşyanın tabiatını bildiğim için tam olarak doğru cevapladım bütün bildiğim lise fiziğidir.
Ama insanı iyi tanırım 20 yıllık doktorum bilgimde var tecrübemde
Şimdi size şaşıracağınız bir tespit yapacağım.
bir otomotiv elektronik aksam fabrikasında çalışırken ki gözlemimi anlatayım.
Önce işin niceliğini eleştirelim
Ürünler standart değişmez. son kalite kontrol programı ve bilgisayarını işletmede bıraksak montaj hattındaki tezgahlardaki sistem arabanın sistemini simüle eden elektonik feedback(geri bildirim) yapan devrelerden ibaret.
Bugün herkesin evinde program yüklendiğinde onay sinyali verebilecek bir bilgisayar var
Her eve halı tezgahı gibi montaj tezgahlarını kursak her işçi en az 2 tane getirir.
Buda 3000 çalışan olduğuna göre 6000 parça eder.
Yüzlerce parça üretiyoruz diyerek öğünüyorlar
E bizim gibi oyuncu değil ev ödevciler.
Kurnazlar baştan az başlamışlar her sene lineer grafik çiziyorlar üretim artışı.
Tabi ki ev ödevi yapmanın inceliklerinden oyuncular gibi yaratmak yerine taklit edecekler tertip, düzen …lazım öğretmen aksini söyleyene kızar düşündüğünü bile belli etme.
Fabrika dediğin üretim hattı demektir. Oda tezgahların yürümesi demek o zaman öyle olacak…..
Ödevini yap göz boya herkes seni sevsin
Oyuncu olan ben ilk gün daha üretim hattını görmeden vertigo vakalarından aksayan bir şey olduğunu anlamıştım ama tasavvur edememiştim.
Üretim hattını yaparken ergonomik açıyla masaları dikmişler buraya kadar mantıklı ve zincir sistemi ile sirküler dönecek halde dizmişler.
Masalar işin gereği çok büyük olduğu için ve işçi bir metreden yakın olduğundan masa tüm periferik görme alanını kaplıyor ve ayakları üstünde sabit duran işçinin iç kulağından gelen sinyalle gözden aldığı sinyal farklı olduğu için baş dönmesi oluyor hat uzun olduğu içinde vertigo insidansı gereği neredeyse her hatta o gün bir nefer düşüyordu. tezgahlar şeffaf veya ızgaralı olsa biraz fayda etse de yine de başka dezavantajları var.
E üretim hattı bu hareket olacak
Düzen 3 boyutlu parçaların bulunduğu ekipmanın taşınmasının zor olduğu zaman verimli olur.
İki boyutlu tezgah üstünden yapılan ve el montajı gerektiren işlerde hareketli tezgah derinlik algısını bozar çünkü el harekete başladığı zaman ki parça konumu hareketin bitiminde farklı yerdedir. tezgahı takip etmek ve dengesini sağlayıp parça ile arasındaki verimli çalışabileceği ergonomik pozisyonu sabit tutmak için tüm bedeni ile çalışır aşırı efor sarf eder. Kas eklem ağrıları oluşur . nitekim tanılar hep öyle….
Eğer 75 kilogram işseniz ve kol yüksekliğinizi değiştirmeden bir kibrit çöpünü aldığınız noktadan bir metre yukarıdaki başka bir noktaya merdivenle çıkarak koyarsanız .bedeninizle merdivende bir metre yükseklik çıktığınızdan bir kibrit çöpü için ek bir joulle enerji kaybedersiniz.
Parça horizontal(yatay) düzlemde linear(çizgisel) ilerlemektedir. Çalışan parçanın ve önündeki tüm periferik görmesini kaplayan masanın hareketine karşı vertigosu olmasın diye iç kulağını dolayısı ile başını bir adım mesafesine denk bir mesafesinde horizontal olarak linear harket ettirecek sonra adımı ile açığı kapatacaktır. Buda ağırlık merkezini değiştirdiği için eğilme sırasında fazladan enerji sarf edecektir. merdiven çıkmaktan farkı yoktur anında vücut sıcaklığı yükselecek termal konfor ölçümlerinde ortam sıcaklığı normal çıksa da terleyecek elektrolit kaybı (Na) iritabilitesi artacak epilepsi hikayesi varsa konvuzyon geçirecek, tansiyonu düşecek ve nitekim öyle olduğu gibi gebe ve anemikse hemen bayılacaktır.
Bu gibi ortamlardaki üretim bantlarında parça çalışanın önüne gelince durmalı işlem bitince işçi parçayı sirkülasyona sala bilmelidir.
Peki bunu nasıl yaparız bu benim konum değil mühendisler üretim bandının nasıl tasarlanacağını belirler , benim görevim insanı tanımaktır. Mekanizmaya insanın vereceği tepkiyi söyleye bilirim. baştan makine insan uyumu olur mu ona faydası olur…..
Dengenin sürekli kaybı efor demektir yorgunluk demektir, sebebini bilmediği korku hissi demektir, anksiyet demektir iritabilite demektir çalışma barışının bozulması demektir. Dikkat azlığı demektir, adrenalin ve aşırı refleks kaza demektir.
Havalandırma çıkışları ve üretim hattı ayrı zamanlarda ayrı ev ödevi olarak yapılmış ne geometrik nede işçinin eforu ile uyum var. Oturan işçinin üstünde koşan işçiden nerdeyse kaçıyor. yaz ayında bronşitte gördüm terden dehidratasyona girmiş hastamda oldu ya sıcak ya soğuk çarpması şamarlayıp duruyor işçiyi molada kim nerde çalışıyor anlıyorsun biri ilk tuvalete koşup kafayı ıslatıyor diğeri güneşleniyor.
E üretim hattı bu hevesle performans ödevi bitirilmiş evde nereye koysak acaba? şu kadar metre kareye şu adet hat sığar mantığıyla dizmişler hatları çıkış kapısının önünde hat ve hattın malzeme askısı …..
Önce ödevlerini yapıp çıkan metanla balon kariyerlerini şişirmişler. şimdi üstünde yuvarlanıp dururlar. Beya
Ben Deliormanlıyım ne kendimi kandırırım ne başkasını. ne kadar ekmek o kadar köfte
Nerden gelir bilir misiniz.
Eskiden Kırkpınar gibi turnuvalar olduğunda ekmekte köftede güreş ağasında egerçeyrek ekmekle gelirsen mangalın başına çeyrek ekmeklik yarım ekmekle gelirsen yarım ekmeklik köfte alılrsın.
Teklif bizden talep senden ne kadar talep edersen o kadar hizmet alırsın.
İşle ilgili uzmanlarınız mühendisleriniz varken İnsan kaynaklarınıza hizmet alımını bırakırsanız işle ilgili hizmetin kalitesinin öneminin ne olduğunu anlamaz .anlamadığı içinde ne önemi var sadakat yerine çeşitli ilişkiler kurarak OSGB hizmeti alır.
Osgb de profesyonel hizmet vereceğiz git diye doktoru sadece işverene karşı sorumlu iken ve hatta 3 lü sözleşme ile işverenin haklarını kendi osgbsine karşı koruma görevi olan doktoru insan kaynaklarının cahil cesaretinin insafına bırakır. hem doktoru hem işvereni dolandırır.
Fabrikanın mali veya pazarlama ile ilgili sıkıntılarını diğer idari problemlerinden ben anlamam
Ancak konu en sonunda insana dayanıyorsa bizim örneğimizin değişik ama neden sonuç ilişkisi açısından benzeri olduğuna eminim.
Esas sıkıntı yukarıdaki sebepken vicdanın geçek ödev tanımını belirlediği konusunda birkaç örnek verirsek….
ilk dönem ödevinde tehlike sınıfımızı zamanında düşük göstermeyi başardık ya bütün tehlikelerden kurtulduk efsunlandık. ağır düşecek parça yok çalışma bakanlığının yönetmeliğindeki çelik burunlu ayakkabıya gerek yok. Aferin pappy hadi koş bi daha getir.
Dar gelirli olduklarından herkesin ayakkabısı sürekli ayakta çalışmaya işe uygun olmadığı için ve aslında bir çoğunun ki çocuklarının eskisi olduğu için hepsinin ayağı mantar hastalığı dolu yarıklar nasırlar kanamış askerde bile böyle olmamıştı diyen mi dersiniz….
İşçi dar gelirli olduğu için acı çekerek , işverende bunun bedelini üretimde düşüş olarak ödüyor. sürekli kanayan bir yara…… ve insan kaynakları, insan pınarı gibi akıp gidenin yerine yenisini buluyor…….mevcut işçideki verim düşüşü…..
İshal vakaları almış götürmüş. Kaynağı sebil mi, yemekhanemi bilemem çünkü geldiğimizden beri kontrolleri yok ev ödevci kadrolu hekim sorumlu olacak diye sözleşme yaparken insan kaynakları anlaşma yapmış ….biz poliklinik yapıyoz…
Oyuncu birinin eline yetki geçmesi ezber bozan sorular demek….ama ishal yerleşmiş kalmış hemde kliniğe göre bakteriyel ben bile 2 kez oldum mecbur olunca tedavi başka yolu yok.
Ateşi olanı ishali gribi olanı ayıralım yayılmasın demek yok rapor grafiği yükselir kırık not alırız .üretim veriminin grafiği başkasının ödevi…
Eski dünya gibi tabaklar düz. Yuvarlak olmalı desek Galileo gibi tecrit olursun revirde işçinin yediği kalori ile üretim kapasitesi, protein ve meyve ile el becerisi arasında direk korelasyon vardır. Bir çok kadına demir tedavisi verilmesine rağmen anemisi var ağızlar aft dolu harita dil bile gördüm evdeki beslenmeye güvenip iş beklenirse….
Sağlıklı olan hızlı çalışıyor ve kenarda yavaşı bekliyor üretim bandının ne önemi kaldı.
El bilekleri ganglion dolu sürekli aynı hareketi yapmaktan parmaklarda istemsiz hareketler ağrı, ….
Ama herşey den önemlisi psikosomatik rahatsızlıkların çok oluşu çalışma ortamlarında fizyolojik dengelerinin yanında ruhsal durumları da bozuluyor. Burada da ödevcilerle oyuncular ayrılıyor oyuncun adamın ateşi var, kaşı yarılmış yok devam diyor. ödevci yapmacıktan hasta gelip kaleci gibi revir yatağına atlıyor nezaketle anlat anlata bilirsen bir şeyin yok…. .dosyaya bakıyorsun oyuncu ilk okul ödevci üniversite mezunu …
sorumluluk duygusu oyun oynayanda gelişir.
Her meslekte bu böyle Tıp fakültesini birincilikle bitiren kız geçici görevle kasabaya gelmiş ve ilk bulduğu hastayı gereksiz yere ambulansa atıp şoför mahallinde çekirdek yiye yiye kasabadan ile gidiyor. kasabada başka ambulans yok gidiş geliş 4 saat ihtiyacı olan gelse ölecek.

Ödevle yetişmiş birisine ne derseniz onu yapar ama siz demeden de bir şey yapmaz.
O evödevini yaptığı için taktir görmüş kendi olduğu için taktir görecek kadar kendisini tanı mamıştır. oyuncu düşe kalka takdir ve azar göre göre kendini yaşaya yaşaya kendi olup kendi kendini takdir edebilmiştir. kendi ödevini kendi kişiliği ve vicdanı ile tanımlar.
50 milyon Euro luk teşhiste evden getirdiğimiz aletlerle muayene yapıyoruz. aletin kullanılıp atılan plastik parçası için naz yapıyorlar. Kendilerine sorulacak soru değilse soruda sorunda yok .
Sağlık kayıtları insan kaynaklarının eline yasal olamasa da geçsin yeter. aslında bir şey anlayacakları yokta çürüttükleri elmaları yeni dönemde ayıklayacaklar yenilerini alacaklar.
Kim fazla rapor aldıysa onu çıkart yeter ama neyi iyileştirirsem bu insanlar bu yola kaçmaz diye birine sormak yok.
Ev ödevi gereği bir soruya mantıklı bir cevap olabilecek bir durum bulundu önlemimiz budur. Fazlasına gerek yok…
Ödev tamam peki bir sorun vardı ve siz bunu insanların azınlıkta kalan bir kısmının mesaiden raporla kaçarak çözdüğünü fark ettiniz. sorundan kaçanları ayıkladık sorun ne oldu ve sorunla hala yüz yüze çalışan çoğunluğun iş verimindeki düşüş acaba rapor alanların yokluklarından dolayı olan iş gücü kaybından büyük mü sorunla yüzleşmeden nasıl bileceksin.
Doktorun revirindeki hastası eskiden maden ocaklarında gaz detektörü olarak kullanılan kanarya gibidir bir sorun varsa hastalanır. Bu yüzdende kötü haber veren baykuş muamelesi görür. Sorunla yüzleşmek yerine görmemezlikten gelerek tehlikeyi bertaraf edenler boyahanede sorun var diyen doktora sen ne anlarsın boya haneden diyecektir. Mesele doktorun boyahaneden ne anladığı değildir. Doktorun kitabında şunu görürsen şurada sorun var yazmaktadır. Oradaki sorunun tespiti ve çözümü mühendislik işidir. Bizim fabrikanın örneğinde dönersek vertigo üretim bandından kaynaklanır yazar mantıklı açıklamasını insan fizyopatolojisini anlatarak açıklar. Üretim bandının ergonomik olarak insana ne şekilde uyması gerektiğini anlatır. Makine nedir nasıl çalışır anlatmaz, insan nedir nasıl çalışır onu anlatır.ve derki” insanı yönetemeyen makineyi de yönetemez çünkü dönüp dolaşıp iş insan faktörüne takılıp, kalacaktır.”
Eğer sadece emir vererek insan yönetilseydi şu anda verilen emri yerine getiren programlar ve makinalarla tam robotlaşmayı da çoktan sağlamış olurduk.
İnsan biopsikososyal kompleks bir canlıdır ve maalesef onun fonksiyonunu yerine getirecek, onun işgücünün yerini olacak teknolojimiz hali hazırda bulunmamaktadır.
Nasıl makine fişini takınca daha iyi çalışırsa, çarkına dişlisine parça düşünce bozulursa. İnsanda fizyolojik ihtiyaçları sağlanırsa daha güçlü, psikolojik ihtiyaçları sağlanırsa daha dikkatli, azimli ve verimli, sosyal ihtiyaçları karşılanırsa daha sadakatli çalışır.
İnsan çıkarı, korkusu yada sevgisi nedeni ile saygı gösterebilir gerçek nedeni tam olarak bilemeyiz ama saygı yoksa sevgide kesinlikle yoktur. Çalışan temel haklarına saygı gösterilmediğini gördüğü anda insan ne düşünürse onu düşünür ve ondan sadakat ve verim bekleyemezsiniz.
Ev ödevciler üniversite mezunu ve yüksek matematik muhasebe bilirler. İş problemleri ilk okulda kalmıştır ve bir işçi bir işi….diye başlayarak sorar sanız hesap asla tutmayacaktır.
Çünkü iş süre giderken işçinin tabiatı değişmektedir . Beden aynı ruh farklı çıkan işte farklı….
işçi seçerken moral değerlere sahip olmayan kişiler seçim yaparsa işçinin bedensel sağlıklarını gözetecektirler. çünkü her bedenin çürüyeceği bir ortama alınan bir insanın sadakat sorumluk duygusu ve vicdan gibi kalıcı değerlere sahip olmasının bir önemi olmaz. Aslında kendilerinde de yok ki! kendilerinde var olmayıp başkasında var olan bir şeyin ne önemi olabilir ki.
Yine de seçim yaparken çeşitli testler yaparlar ve ev ödevi gereği çağımızın yeniliği bilgisayar algoritmalarını takip ede biliyor mu denerler. Ödev süslü püslü olmalı balon kariyerle daha da şişmeli. Halbuki o insanın düşünme algoritması değildir. İnsan sadece kortesi ile düşünmez. haz ve elem öğretilmeden yapay zekada oluşturamazsınız. Elinizde daima en gelişmiş bilgisayar ve programı var olacaktır. Şu ana kadar bildiklerimizle bu böyledir ve insanlık bunun yolunu açacak yeni şeyler bulmadan da bu böyle kalacaktır. Makina algoritmasıyla insan seçemezsiniz makine seçersiniz. İnsan biopsikososyal bir canlıdır. Ancak yaşarken ve ona yaşaya bileceği bir çalışma ortamı verirseniz seçebilirsiniz.
Risk raporlarınızı alın ve karşılaştırın aynı OSGB ye bağlı her fabrikaları risk raporlarıda aynıdır. Her yere ait fotoğrafı çeker kopyala yapıştır aynı cümlelerle (ki bunların bir olumlu birde olumsuz kopyaları vardır) resmin yanına yapıştırır size sunarlar ev ödevi gibi….
Fabrikanın kendine has risklerini arayacağına sektörün genel risklerini genel cümlelerle sırala
ve kendi riskini azalt hem bir şey olursa ben uyarmıştım der bilgiçlik taslarsın.
İnsanlar anksiyetelerini teskin eden şeye daima inanma eğilimindedirler.
İnsan kaynakları defteri kadrolu iş güvenliği uzmanına teslim eder. Oda yastık altında durdukça kendisini güvende hisseder. Bir şey olursa hemen yazacak kendisine kalacak nüshayı yırtıverecek.
E müfettiş öyle dedi. Peki müfettişi hikmet dinleyecek mi kaza olmayacak mı. Müfettiş seni bir şekilde dinledi bir şey olunca hâkim dinleyecek mi.
İşyeri tespit ve öneri defterinin tutanak olduğunu unuturlar. Kendilerinde taşımak
teskin edici ilaçlarıdır. Doktor bir türlü ulaşamaz doktora defterin yapraklarını ayrı ayrı imzalatıp hukuken geçersiz sakat bir belge ile ev ödevini yapmış olmanın gururuyla hem kendilerini hemde sizi uyuturlar
Zaten doktor anlamayacakları şey yazacak bu korku ve anksiyete getirip defterin tılsımını bozacaktır.
OSGB yede işçiye de ödemeyi işveren yapıyor yapmacık ev ödevlerine bağlanmış prodüktivite artışı grafikleri yerde sürünürken .insan sağlığının dolayısı ile üretimde en büyük faktör olan insan emeğinin koruyucusu olan hekim, akla bilme fenne dayalı bir çalışan sağlığı yerine ,insan kaynakları müdürünün çeşitli ilişkilerinden dolayı OSGB ile yaptığı sözleşme hekimin mesleki prensiplerinin ticari sözleşmede yazmasa da sözlü pazarlık konusu edilmesiyle ihanet ettiği işvereninin dolaylı olarak kat kat zararına sonuçlanmakta ve işin garip tarafı işveren tarafından da önemsenmemektedir.
Öyle bir zarar veriliyor ki
Revirin ne gereği var doktorun niye yetkisi olsun diyen cahil zihniyete insanın cevap olarak insan kaynakları departmanı olmasa o gün yoldan gelip geçen çalışsa daha verimli olur diyesi geliyor.
50 milyon Euro yatırım yap ev ödevinden idare ve üretim bandı kur, eğitimli ve yeterli malzemesi, çok sofistike teknoloji gerektirmeyen günümüzde modüller halinde evde imalat üniteleri kurulsa işçi başına evde bir kişinin bir parça üretebileceği bir işi, fabrikada üretim bandında işçi sayısının altında üret ve ilgili sanayi fabrikalarının üretiminin durmasına neden ol işte ev ödevciliği sonu böyle olur. idarecilere ev ödevi değil işçilere ödev verin güle oynaya yaparlar.
Sağlık Hizmetleri Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere bir çok bakanlığın kanunlar esas olmak üzere çıkardığı yönetmelikler esas olmak üzere kompleks bir iş bir mevzuatlar kompleksi ile yönetilmekte olup
Temel Sağlık kanunu esas olmak üzere mevzuatın hiyerarşisi bulunmaktadır. Bir bakanlığın mevzuatına göre yaptırım uygulanması diğer kanun ve yönetmeliklerin (ki buna ceza kanunuda dahildir ) uygulanmasını ve yaptırım güçlerini ortadan kaldırmaz.
Hekimin hak ve sorumlulukları Çalışma Bakanlığı Mevzuatında açıkça ve konu itibarı ile amacına uygun olarak belirlenmiştir. Ancak bu durum Temel Sağlık kanunu ve Sağlık Bakanlığına ait mevzuatı geçersiz kılmaz ve birçok konuda esastır.
Hekimlik ile ilgili kanun ve yönetmeliklerimiz değişmez hekimin mesleki otoritesi kanunla yönetmelikle belirlendiği gibi , sorumlulukları, meslek etik kuralları ve moral değerleri mevzuatın dışında deontoloji adı altında ayrı bir bilim dalıdır.
Hekim mesleki uygulamaları ve sorumlulukları açısından Anayasa ve Temel Sağlık Kanunu nedeni ile Çalışma Bakanlığından önce Sağlık Bakanlığı Mevzuatına bağlıdır.
Çalışma standartlarının mevzuattan önce mesleğinin gereklerine, akla, fenne ve vicdanına uygun olması gerekir.
Mevzuatımıza göre “Hastalar; hiçbir dış etki altında kalmadan, özgürce klinik ve etik kararlar veren bir hekim tarafından bakılma hakkına sahiptir”
– “Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kantatına göre hareket eder.” HÜKÜMLERİ BÜLÜNMAKTADIR.
Her şeyden önce hekimin bu hakları aslında hastanın da haklarıdır.
Egemenliğin Kayıtsız Şartsız Millete ait olması Sadece Temsil ve Seçimlerle
İlgili bir düzenleme değildir. Millet adına seçilenlerin yaptıkları kanunların egemenlik sınırımız yani Misakı Milli sınırlarımızda Kayıtsız şartsız geçerli olduğunu bildirir.
Zaten yargıda bu sebeple hüküm verirken “TÜRK MİLLETİ ADINA” ifadesini kullanır.
Fabrikaların özel mülkiyete sahip olması ve hatta yabancı sermaye kuruluşu olması
Fabrika ve eklerinin sınırında idareye kanunlara aykırı düzenleme hakkı ve özgürlüğü vermez.
Çalışma hayatı yaşamın bir parçasıdır. Her ne kadar işyeri olsa da orası işçilerin yaşam alanıdır. İşçilerin sadece özlük hakları değil kişilik hakları da vardır bu haklar vatandaş olmalarından kanunla beden sahibi olmalarından doğayla, insan aklı ve ruhuna ve tabi ki ortak kültürleri olduğundan inanç ve moral değerleri ile kompleks bir bütündür. Dokunulamaz pazarlık konusu edilemez, ihlal edilemez….
Aksi durumda kişilikleri tanınmamış olur varlıkları tanınmamış olur. Egemenlikleri tanınmamış olur.
Bireyin bunun farkında olup olmamasından ziyade ortak aklın bilincin bunun farkına varması kendi reflekslerini geliştirmesi kanun ve yönetmelikler ve bunların uygulanması esastır. Milli egemenlikte bu demektir. Memleket sınırları içinde Adaletin geçerli olacağına söz birliği edilmiş yerdir.
T.B.M.M sinin çıkarttığı kanunlara uyulmadıktan sonra ne seçmene, ne seçilene, ne Milli iradeye ,Ne Vatana ,Ne millete Nede Allah’ın bizden Müslüman olmamızı, insan olmamızı beklemesine saygı kalır.
Unutulmamalıdır ki işverenler bu Milletin bir parçasıdır ve önderlik ederler ve bu sebepten dolayı ürünleriyle tüm Dünyanın rekabet ettiği pazalarda ortak markayı temsil ederler. Dünya itibar pazarındaki geçer akçelerinin bir yüzünde kendi markaları diğer yüzünde made in Turkey yazar.
Bir ürünün değerini belirleyen en önemli faktör hangi verimlilikle üretildiğidir
Ve tabi ki bir ürünün kalitesini belirleyen onu üreten emeğin kalitesidir.
Emeğin kalitesini de Biopsikososyal olarak tam bir iyilik hali ile işçi sağlığı belirleyecektir.
Hemde sadece fabrikanızda çalışan işçilerin değil tüm işçilerin sağlığı hepinizin ürünlerinin kalitesini ve Pazar payını belirleyecektir.
Madalyonun bir yüzünde made in Turkey yazar
Ne kadar ekmek o kadar köfte…
Dr.Özgür Eker

Paylaş
Önceki İçerikKene
Sonraki İçerikOyun İçinde Oyun
3C Hukuk Dergisi
AKTÜEL HUKUK DERGİSİ.. Yaşamın içinden, yaşamın üstünden,, görünen yüz-görünmeyen yüz, gerçekleri-zahiri gerçekleri önünüze sunmaktır..