12 Eylül Üzerine Bir Değerlendirme

0
468

12 Eylül için yazdığım bir yazım. Darbeler tarihimizin özeti….

YILLAR SONRASINDAN 12 EYLÜL 1980’E BAKIŞ

12 Eylül 1980 darbesine doğru giden yolda, faşistliği(!)sadece Erzurum’da yüksek eğitim görmek ve birilerinin inadına Tercüman okumaktan ibaret olan idealist bir öğretmendim.
*
Dönemin kendine has zorluklarını elbette yaşadım. Güvenlikle ilgili kısmen haklı çıkan endişelerim de oldu elbet.
*
12 Eylül 1980 günü ise Maltepe 2. Zırhlı Tugay Keşif Bölüğünde 20 günlük yedeksubaydım.
*
Gerek darbe öncesinin gerek sonrasının yakın tanıklarındanım.
*
Tutuklanmadım, işkence görmedim. İntikam amacıyla ve rütbemin gücüyle kimseye tek fiske vurmadım.
*
Tutuklanan, işkence gören, çatışmada ya da işkencede can veren arkadaşlarım ve öğrencilerim ise oldukça fazlaydı.
*
Belki yaşadıklarımın yoğunluk ve yorgunluğu , belki de o günlerdeki bilinç düzeyimin yeterince gelişmiş olmaması nedeniyle anayasa referandumunda da “evet” oyu verenlerdenim.
*
Zaman zaman hata yapsam da o günlerde kişisel olarak yaşadıklarımdan dolayı ne pişmanlıklarım ne de kırgınlıklarım var insanlara.
*
Ama şimdi bulunduğum noktadan topluma yaşatılanları gözümün önüne getirdiğimde, güzel şeyler düşünmek gelmiyor içimden.
***
Öncelikle 12 Eylül Darbesinin asıl failleri, daha doğrusu emir kulları olan ABD’nin “Bizim Çocuklar” diye bağrına bastığı cuntacıları lanetlemek gerek elbette.
*
Ama altı ay boyunca cumhurbaşkanı seçiminde uzlaşamayan , köprüde karşılaşan iki inatçı keçi masalının kahramanları örneği tavırlarıyla cuntaya giden yollara taş döşeyen siyaset kurumunun da vicdanlarda yargılanması gerekir bugün.
*
Yargılanması gereken bir diğer kurum ise bu ülkenin siyasi tarihinde egemenlerin önünde eğilme,yanağını okşatma noktasında gayetle uyumlu(!) olan ve yağ stokları hiç bitmeyen hatta o günden bugüne giderek artan medya kurumudur.
*
O günün paşa sevdalısı postal yalayıcısı gazetecilerini, onların yağ damlayan manşetlerini dünmüş gibi hatırlarım.
*
Ve bugünün gazetecilerinin, sadece postalı noksan, haki giysili olmayan darbecilere karşı sergilediği esas duruşu ve o günleri aratan manşetlerini gördükçe ülkemin medyası adına eskisinden çok utanırım.
*
İnancım odur ki bu ülkenin gazetecileri adamca bir duruş sergileyebilselerdi;Türkiye’de kimse kolay kolay darbeye yeltenemez, demokrasiyi ikide bir gizli açık darbelerle askıya alamazdı.
***
12 Eylül’e bugünden bakınca onun gerçek planlayıcısının uluslararası sermayenin isteği doğrultusunda ABD olduğunu ve darbenin Türkiye’deki ekonomik, dolayısıyla asıl liderinin de Turgut Özal olduğunu görmemek için kör olmak gerek.
*
12 Eylül, Türkiye’yi üreten bir ülke olmaktan çıkarıp uluslararası sermayenin çiftliği haline dönüştüren 24 Ocak Kararlarının uygulanması için zorunluydu.
*
12 Eylül olmasaydı o dönemin bilinçli öğrenci ve işçi çoğunluğu, bu sömürgeci,emek,emekçi düşmanı, üretim düşmanı kararların uygulanmasına olanak vermezdi.
*
Ve yine buradan bakarak rahatlıkla şunu söyleyebilirim ki iktidarda, muhalefette günümüzün Özal sevdalısı yöneticileri, gazetecileri,
*
Özal’ın görevini tamamlamak üzere gönderilen, ve bugünkü siyasi ve ekonomik tablonun sorumlusu Kemal Derviş’e hayranlıklarını sunmaktan vazgeçmeyen zatlar;
*
Ayrıca Kemal Derviş’in ekonomik programını birebir uygulayan günümüz iktidar sahipleri de bizzat 12 Eylül’ün çocuklarıdır.
*
Hem Özal hayranı hem 12 Eylül aleyhtarı olmak ancak sirklerde görülebilecek türden bir maskaralıktır.
*
Birilerinin 12 Eylül yıldönümlerinde darbe aleyhtarı nutuk atmaları, Türkiye’yi dönüştürmek amacıyla tezgahlanan ve kasten darbe yıldönümüne getirilen ,ahı gitmiş vahı gitmiş darbecileri yargılama yalanıyla bazı kulağı kesikleri de alet ettikleri kirli 12 Eylül Referandumu da bu gerçeği değiştirmez.
*
Paşaların demokrasiye attığı en büyük kazıklar olan” Seçim, Yasası, Yök Yasası, Siyasi partiler Yasası”nı bunca yıl sonrasında bile gözleri gibi koruyan ve gönüllerince kullananlar, kendileri inkar etseler de Kenan Evren Paşa’nın uzantılarıdırlar.
***
Gerek 12 Eylül’ün, gerek maruz kaldığımız ondan önceki, sonraki darbelerin DARBEMSİLERİN gerçek nedeni ekonomiktir.
*
Destekçileri ve plancıları dışarıdadır. Darbelerden sonra izlenen ekonomik politikalar bunu doğrular niteliktedir.
*
12 Eylül’ün önemli gerekçelerinden biri olan Kudüs Mitingini Düzenleyen Konya belediye başkanıKeçeciler’in darbe sonrasının hiç vazgeçilemeyen adamlarından olması;
*
Darbede hiç darbe görmeyen, gerçekte özenle korunup kollanan ve günümüze hazırlanan; ama durmadan mağdur rolü oynayan bugünün ağlak iktidar mensuplarının, ABD sevdalısı ve ABD’nin en sevgili kullarından olmaları asla tesadüf değildir.
*
Bu gerçekleri göremeyenlerin başları hiçbir zaman askeri- sivil darbelerden, gizli-açık musibetlerden kurtulmayacaktır.
SALİH ALTUN