Hipermarketler, Bizi Sevmez…

0
383

Ülkenin öyle bir şehri var ki başından komple badireler geçmiş,ülkede ordu yok ,silah yok,Gazi Mustafa Kemal Tarafından görevlendirilmiş, bir yedek Subay,savunma organizasyonu için medeniyet Dediğin, tek dişli canavarlardan, birisinin askerleri ,şehri elegeçirmiş ve bir yıl süren savunmada şehir giriş çıkışları tutulmuş ve şehir  muhasara Altında kalmıştır.Yiyecek tükendikten sonra ,yerel özellik taşıyan, dayanıklı deriden yapılan, yemeni denilen ayakkabılar, kaynatılmış ,at pisliğin den diri arpa taneleri seçilmiş ve Açlığa karşı mücadele verilirken koca bir ülkesini ordusu bu şehir halko  Tarafından alt edilmiştir.

Bugün namus günüdür deyip namusuna el uzatan pislikleri bir  Mermi tanesi ile kafasını nar tanesi gibi parçalamasını bilmiş, ama hac yolunda ki geçişlerde,kimsesizlere, düşkünlere yardımcı oldukları gibi Köylerinde oda geleneğinde yoldan geçen çerçiyi bile yemek vakti doyuracak kadar da bonkör. Ve misafirperver  bir neslin torunuydular …

Savaş ın getirdiği kıtlıktan mıdır ? Yoksa daha Evvele dayanan bir Kültür’ün yansıması mıdır bilinmez yazdan bulgurlar – simitler ,salçanın, biberi- domatesi ,kayısının ,reçeli- şırası üzümün, pekmezi- bastığı -dilmesi- sucuğu yapılırdı .

Kazanda ,kaynayanlar kaynar, sonra damda ,koyulaşması için sahanlarda bırakılır..ipe dizilmesi gerekenler dizilirdi. Mesela ;Patlıcan biber- kabak,kurutulmuş gıda olarak, evin kilerinde yerini alır..

9 ayın Çarşamba’sı derler ya yaz geldi mi ,işler durmaksızın, başlar ..bütün Komşular bir evin ,hayat denilen avlusunda ,toplanır.Maniler-türküler eşliğinde ,kabaklar oyulur,küçük avuç içi patlıcanlar oyulur,o dolmalık biber ,ısırdığında “harp “diye dolmalığın çıkardığı ses ,oyacak ile oyulduğunda ,teneke ye benzer.

Sonra oyulan bu sebzeler ,Kıyık denilen çuvaldızlarla, yünlü yorganların dikildiği, ipe  dizilirler.

. Havaiili kızların, turist karşılarken , Karşılama töreninde taktıkları, Çiçek ebadında sebzeler. Kurumak için damlardaki ,çamaşır kurutulan iplere dizilir…

Bu kuru gıda ne Savaşı’n yokluğu ne Doğan’ın kıtlığı ne ülkenin enflasyonist baskısinı dinler ..Bunlar aynı zamanda ,Gurbetteki evlatların  ,nefesidir…

Tam “evin işi bitti” denirken, salçalık kırmızı biberler, çuvallarda gelir , hayata yine dökülür b ir taraftan Güzelce Hayattaki Çeşme altındaki kurnalarda yıkanır ,dip koçanları, içi ile beraber temizlenir ve Kıyma makinasýnda  çekilir.Biraz zeytin Yağı, biraz Tuzla karıştırılan salça, düz baklava tepsilerine, dökülür. Dam kenarındaki ,duvar üstüne ,tepsi içinde tahta kaşıkla bırakılan ,Güneşin büyüklüğüne bırakılır..Her gün karıştırılan biber salçası ,yaklaşık 10 günde kıvamına gelir ve yemek kaşığının  ucu ile konulduğunda Yemeğin tek başına görselliğine hizmet eder..eskiden bardak içi dondurmalar mı vardı biz ikindi arası karnımız açıkltığında içtiğimiz çayın adı beş Çayı değildi ama en az beş dilim salçayı ve Bana mısın demeden götürürdük…

Domates salçası yapmak ,biraz daha kolaydı .Kasalarla gelen domates ,yıkama işlemi sonrası sapından ayrılır,kök Bağlantı yeri alındıktan sonra, mezar boyutundaki havuzlarda, çuval içinde ezilir, çıkan sular ,leğenlerde biriktirilir ,tuzlanarak Damdaki duvardaki yerini alırdı

Ağustos ayında şenlik üzüm ve Fıstık la tavan yapardı .Yoksa o tahta kutulardaki Antep bekmezi, o hale gelinceye kadar,  Antep karası hömmüsü -hatun parmağı,gibi üzümü, yerken bile akortlu ses getiren üzüm çeşitlerinin, başına gelenler, nasıl preslendikleri,nasıl kara kazanlarda kaynadıklar ve soğutmaya alınıp o üzüm suyunun kaskatı kesildiðini acıklayamazsın..

Peki,O sucuk yapılırken, ağaç Altına Düşen ve toprak ısısı ve Güneşle pişerken lezzetin en dev hali, aðaç altı fıstığı bilmezsen,” sucuk der “geçersin..Ama o lezzet devi ,kadınların makinalı Tüfek gibi çalışan elleri ile pense benzeri Fıstık kıracağı ile kırılır.  iç haline gelen Fıstık, Dikiş  iğnesinin en büyüğü ,yorgan iğnesi ile iplere dizilir.ip Uzunluğu, yaklaşık 30 cm dir .alttan ip bağlanır, ilk dizlen Fıstık tanesi düşmesin diye,her ip bir oklavya yan yana dizilir .bu arada büyük kara kazanlarda üzüm suyu kaynamaktadır.Altında yine üzümün budak zamanı budanmış dalları ve odunlar Ateş’in harını eksiltmeksizin arttırmak için kullanılır..

Üzümler su haline gelirken ,çuvallar içinde çiğnenir.bu biriken su ,küvet gibi beton havuzun altın da bulunan boru ile kovalara doldurulurak ,ateş üstündeki kazanlara ,taşınrdı. Tüm gün bu şıra ,kaynar ,kaynadıkça koyulaşır,akşam üstü ,tam kıvamına geldiğinde, artık bizim sucuklar, gelir ,kazanlara daldırılıp çıkarılır.

Özel olarak hazırlanmış , ellerden uzak, güneş alan sahalara asılır.

Katı koyuluktaki şıra, yine âliminyum altı dar olan “satıl “Dediğimiz kovalara ,doldurulup Amerikan bezi serilen ,evin kullanılmayan az kullanılan ,odalarına serilmiş ,Amerikan bezlerinin üzerine ,o şıra kepçelerle ,aynı incelikte olacak şekilde ,dökülür ,fazla olan Kısımlar ,göz kararı ile yukarı kaldırılıp ,gerdirilerek, ayar cekilir .

En son kalan Kısım dilme olarak yapılır lokum kıvamýna gelen şıra lokum büyüklüğünde kesilerek saklanır Soğuk kış gecelerinde karnın acıktığında bunların hepsinin ayrı yeri vardır Bastık hani Amerikan bezindeki şıra vardı ya o kuruduðunda bezden ayrılır ince uzun zarf büyüklüğünde kesilir atlarına yapışmasın diye nişasta dökülür..Bastık arasýna ceviz sararsın Yada Fıstık koyup dürüm yaparsın bir daha acıkmazsın…Her evin olağan faaliyetleridir …Siyah kayalar vardı Etin siyah kısmı alınır bu kayaların üzerinde tahta tokmakla dövülürdü.Ortaya çıkan sinirler tek tek ayıklanır et Sakız haline dönüşürdü Sinirden arrındırılmış  yağsız et bulgur içindede Çiğ köfteye dönüştüğünde şimdiki etsiz köfte diye satılan hamurumsu yiyeceği ağzınıza bile atmadınız..Buğday Haziran la birlikte biçilir düvel taşlarında dövülürdü.iri taneli hale gelince pilavlık bulgur olur cok ince hale gelinceye kadar dövüldüðünde simit denilir Çiğ köfte bu simtten yapılır ..Simti ve bulgur birikintileri 10/20 kuð lik paketlerle yine gurbetteki evlatların kurtarıcısı olur…bu dübeklerde kurutulmuş kırmızı biberler yine tokmaklarda dövülür pul haline getirilinceye kadar karşılıklı  ahenkli iki kiþinin çalışması ile Sofradaki yeri alırdı .Sade yağ denilen yağ tereyağı nın kaynatılarak Üzerindeki köpüğün biriktirilmesi ile oluşur bu yağın özü tüm baklava ve yemeklerin esas lezzet kaynağıdır…Dana eti nedir biz bilmedik Kuzu etinin en hasını  koçun kuyruğunun Yağı ile Büyüdü dedelerimiz ..Sigara. Bile içse seksenden evvel ölmezlerdi..Biz karınca gibi Çalışır.bütün yaz kışlık yiyeceklerimiz hazırla nırdı..Biz bu Yüzden kafa tutarız enflasyona uluslararası şirketlere çok uluslu şirket lere bizim mutfağımızı  boğamazlar ..

Böyle bir aileyi çok uluslu şirketler (çüş’ler) çökertmeyeceði gibi öz sermaye birikimini hep uhdesinde tuttuğu için Dışa bağımlılık nedir bilmez Rafların azalması eksilmesi fiyatlara damping yaparken öbür reyondaki lerle geçirmecesi gibi satış taktiklerinin hiç birisinden etkilenmez..

Çünkü onlar Antepli bir şehir bilinci ile bir ülke Kültür’ünü Fransa yı ,yerle bir edip cumhuriyetin ilk anlaşmasını yaparak uluslar arası arenada tanınmasını sağlamıştır ..Onlar topa karşı tüfekle tüfeğe karşı Çatalla saldırıp  Fransız ların işini bitirmişlerdir…

Siz Onları dikkate almasanızda getirip Bir başka şehirleri oradan vekil etsenizde onlar kaygısız olarak Olanları izliyorlar .Onları açlıkla parasızlıkla,terbiye edemezsiniz onlar binlerce yıllıkk Kültür den aldıkları terbiye ile yeterince Hoşgörü ve bilgi sahibidirler Ama .Vurun Antepliler bugün namus günüdür denildiğinde iş işten geçmiş olur o zaman da  korkması gerekenler sadece namuzssuzlar ve ihanet edenler olacaktır ..:

Paylaş
Önceki İçerikTürkiye Neden Çöksün?
Sonraki İçerikEylül
3C Hukuk Dergisi
AKTÜEL HUKUK DERGİSİ.. Yaşamın içinden, yaşamın üstünden,, görünen yüz-görünmeyen yüz, gerçekleri-zahiri gerçekleri önünüze sunmaktır..