Cinsel İstismar

0
496

Cinsel istismar suçu hassas bölgelerle alakalı bir suç olduğu için dengeli cümleler sarf etmeyi gerekli kılar. Cinsel istismara maruz kalan mağdurların psikolojik olarak etkilenme durumlarına göre cezai işlem yapılmaktadır. Cinsel istismara neden olan tecavüz, saldırı, fiili livata gibi eylemlerde mağdurun psikolojik durumu sanığın alacağı cezayı belirlemektedir.

Cinsel istismar suçlarında bir tarafta ömrünün sonuna kadar oluşan travmayı an be an yaşamak zorunda bırakılan mağdur, öte yanda tüm toplumun intikam saiki ile cezalandırılmasını talep ettiği gerçek fail. Her olaya bir kanun maddesi yapılamayacağına göre ceza yargılamasının konusu, var olan maddeyi olaya uyarlamak ve olabildiğince adli hatadan kaçınmaktır. Cinsel istismar suçu, kadına karşı, çocuğa karşı işlenebileceği gibi erkeğe karşı da işlenebilen bir suçtur. Şehvet duygusu ile şefkat duygusunun karıştığı bir anda Hz. Ömer’in adaletini sağlamakla görevli hakim, manevi unsurunu oluşturan niyetin şefkat mi yoksa şehvet mi olduğuna karar verecektir. Kanun 15 yaşını sınır ettiği için 15 yaş çocuk sayılmış, şiddet uygulanması çocuk yaş gibi hükümde açıkça sayılan haller, bu suçta cezanın ağırlaştırıcı sebebi olmuştur. Her suç gibi şikayet ya da ihbar halleri ile dosya haline dönüşür. Savcılık makamının amirliğinde kolluk görevlileri tarafından soruşturma dosyası tamamlanır. Bu aşamada mağdur ve şüpheli ifadeleri ile tıbbi raporlar en önemli delillendirme araçlarıdır. Görgüye dayalı şahit ifadeleri, taraflar arasındaki evvele dayalı ilişki varlığı, dosyanın içeriğini şüpheli lehine olumlu yada olumsuz, oluşturulmayan –var olan delillerle tamamlanarak dosya ilgili mahkemeye gelir. Artık sanık olan şüpheli, suç işlemediği iddiasında olabilir. Gönül ilişkisine dayalı bir ilişkiden ayrılmak zorunda kaldığı için ya da fazla mesaiye kaldığı için ek ücretini tahsil edemeyen, fahişelikle geçimini sağlayan bir kadının iftirasına uğranıldığı iddiasında ise yandı gülüm keten helva. Kanuni terimi fiili livata olan dince de yasak olan ters ilişki hali yada psikolojik denge bozukluğu gibi haller zaten mağdurda önceye dayalı ilişkilerden var olan bir gerçek ise ayıklayamazsın pirincin taşını. Mağdur kişi gerçekten mağdur mu? İntikam saikiyle mi nakit kazanımlar elde etmek için mi yoksa hukuki kılıf içersinde şantajla bir kısım ifalara zorlamak için mi faili kullanıyor? Mağdur kişi gerçek manada mağdur ise araştırılması gereken diğer bir husus, cezanın ağırlaştırılarak verilmesine yol açan şartlar gerçekten yargılama konusu dosyada cereyan etmiş mi? Türk Ceza kanunun 102/5 “suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığı bozulması halinde 10 yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur” demiştir. Bu durumda zaten hakim, teknik ve fenni bir rapor varsa mecburen kanun hükmünü uygulayacaktır. Peki mağdur gözüken şahsın evvele dayalı olarak psişik bozukluğu varsa mesela “kekeme olduğu için ya da annesi babası tarafından öldürülmüş ve kendisi de kaçtığı için ölümden kurtulmuşsa” gibi acı halleri yaşayan insanların tekraren bir de cinsel istismar suçunun ya da hürriyetten alıkoyma suçunun mağduru olursa durumu ne olacak? Psikolojik bozukluk hali varsa bu hal yine ağırlaştırıcı sebep olarak uygulanacak mı?

Cinsel istismar ile ilgili tıbbi literatürü incelemeye kalktığımda Vietnam savaşı sonrası Amerikan askerlerinin yaşadığı psikolojik bozukluluklar sebebi ile Amerikan Psikiyatri Birliğinin DSN denilen başvuru kitabının en son 4.sünün 1994 yılında yayınlandığı ve bu tanı kitabının referans olarak tıp tarafından kullanıldığını öğrenince yargılamada gelen bu psikiyatri raporlarının 1 yıl sonra verilen randevu ile 1 gün içinde oluşan tanıya göre verilmesinin tıbbi imkansızlığını görünce cezaevinde bir kısım hükümlülerin boştan yere yattığı düşüncesi beni rahatsız etti. Cinsel istismar suçunun failleri zaten kaldıkları cezaevinde bile 2. sınıf insan muamelesi görür. Diğer mahkumların ahlak abidesi tavır davranışları ile sopa dahil işkencelere maruz kalırlar. Tabi bu suçun failinin maruz kaldığı durum işlemiş olduğu suç sebebi ile mağdur ettiği kişinin ömür boyu çekeceği acıların yanında hiç kalır. Ama iki yanlış bir doğru etmeyeceğine göre doğru verilere göre karar alınmalıdır. Yani mahkeme önüne gelen rapor doğruyu yansıtmıyor ya da eksik bilgiye dayanarak hazırlanmışsa ne olacak? Ya da gelen rapor bir çocuk veya kadına ilişkinse gördüğü şiddet veya uğradığı tecavüz sebebi ile nasıl olsa psikolojik arıza olmuştur şeklinde düz mantık gereği raporlar veriliyorsa ne olacak? Bizler hukukçu olarak asıl olan hukukun hüküm sürmesine çaba sarf etmiyor muyuz? Psikolojik bozukluk gerekçesine dayalı olarak cinsel istismar suçuna orantısız şekilde olağan üstü cezalar verilmesi karşısında vicdan sahipleri herhalde sessiz kalmayacaktır. Post Travmatik Stres Bozukluğu(PTSB) denilen olaylarla ilgili cinsel istismar suçunun mağdurları için 1 sene sonraya verilen randevularla 1 saatlik tedavi ile tanı konamayacağına kesinkes kani oldum. Hatta bu zamanlama hatası gereği güçlü kişilik sahibi olanlara sağlam raporu verilebileceği gibi anlık rol yaparak tıbbi hatalara yol açarak mahkemeyi yanıltacak raporların verilebilmesi de muhtemeldir. Bu raporlara göre verilen mahkeme kararlarının da adli hatalara yol açması kaçınılmazdır.

Cinsel istismar ile ilgili olarak Yargıtay bir ceza genel kurul kararında “mağdurun ruh ve beden sağlığının bozulmasının ceza artırım sebebi olması için kalıcı bir hasarın varlığı gerekmektedir. Kalıcı hasarın varlığı doktor raporu ile ortaya çıkar. Mağdurda oluşan bu hasar bir kere ortaya çıkar” şeklinde görüş oluşturmuş ve buna göre zincirleme ceza verilemeyeceğini öngörmüştür. Bu hukuki sonucun yanında burada ortaya çıkan diğer bir sonuç: önceden başından bir olay geçmiş ve bu olay sebebi ile psikolojik travmaya uğramış kimsenin ceza yargılamasına konu olan eylem sebebi ile karşılaşacağı yaptırım için teşhiste bilimsel gerçeklere göre hazırlanan rapora dayanmak gerekmektedir. PSTB, travma yaratan önemli bir olay sonrası ortaya çıkan ve kişide aşırı uyarılma hali, travmayı hatırlatan veya çağrıştıran uyarılardan kaçınma ve kişinin travmatik olayları rüyalar ve flaş bellekler yolu ile yeniden deneyimlenme bulguları ile seyreden ve en az 1 ay boyunca süregelen bir mental bozukluk hali olarak tanımlanmıştır. Her kişi farklı reaksiyon verebilir. Güçlü karakterlerde PTSB bulgusuna rastlanabilinirken bazılarında rastlanmayabilinir. Vietnam Savaşı sonrası (1970’lerde) asker kişilerde post travmatik olayların görülmesi üzerine PTSB ilk kez Amerikan Psikiyatri Birliğinin 1980 yılında yayımlanan başvuru, tanı, referans yayını DSM 3 de tanımlanmıştır. Daha sonraki tıp kongrelerinde PTSB -Olağan insan yaşamı dışında kalan ve hemen herkes için önemli sıkıntı kaynağı olabilecek olay şeklinde tanımlanmıştır. Tedaviye dönüşme hali denilebilecek klinik tanımlama olarak da “yeniden deneyimlenme -kaçınma davranışları – aşırı duyarlılık hali” şeklinde 3 en belirgin hal olarak tanı getirilmiştir. Buna göre kişi uyanıkken travmatik olayları tekrar tekrar hatırlar ya da rüyalarında olayı yaşar. Kişi bu durumda bir kaç saniyeden bir kaç saate kadar süren anlık çok kişilik bölünmesi yaşar. Sürekli uyarılmış haldedir. Olay cereyan edecekmiş gibi gergindir. Zor uyur ya da uyku halini zor sürdürür. Kişi iletişim kopukluğu yaşar, sevdiği kişi ve şeylerden uzaklaşır. Konsantrasyon bozukluğu sebebi ile uyum sorunu yaşar, okul, iş ve evlilik hayatı uzun süreli olmaz. Travmadan önce var olmayan panik duygu, karamsarlık hali suçluluk duygusu yaşarlar. PTSB’nin panik bozukluk halinden ayrılması önemli olup tanıya götürücü en önemli nokta, belirtilen travma ile zamansal ilişkinin kurulabilmesidir. PTSB, adli psikiyatrik değerlendirme açısından maddi kazanç beklentisi, elde edemediğini elde etme güdü ve saiki ile semptomlarını taklit ederek gerçekleştirebilirler. Bu sebeple gözlem altında tutularak izlemeyi gerektirir. Amerikan Psikiyatri Birliği en son 1994 yılında yayınladığı DSN 4 de tanı kriterlerini geliştirmiştir. Şu anda başvuru kaynağı en son bu olduğu için ceza yargılamasındaki bütün olaylar bu referans yayına göre belirlenmektedir. Buna göre:

A-Kişi travmatik bir olay yaşamıştır.

1-Gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi altında ağır bir yaralanma kendisinin yada başkasının fiziksel bütünlüğüne karşı bir tehdit yaşamı böyle bir olaya tanık olmuş yada böyle bir olayla karşı karşıya gelmiştir.

2-Kişinin tepkileri arasında aşırı korku – çaresizlik – dehşete düşme vardır.

B-Duygu, düş yada rüya ile travmatik olayı yaşamaktadır.

C-Travma sebebi ile kaçınma davranışları görülür.

D-Uyarılmış halde bulunmaktadır.

E-İşlevsel bozukluk oluştuğu için sosyal, mesleki alanda zaafiyet meydana gelmektedir.

Cinsel istismar suçunun failinin karşılaştığı 10 yıllık ceza yaptırımına uğradığı filinin tıbbi literatürdeki hali kabataslak bu şekildedir. Bu seklin pratik yargılama aşamasında 1 yıl sonrasına verilen randevularla anlık tanı çabaları ile oluşturulan raporlara göre karar verildiği hukuki bir gerçektir. Anlık tanı ile raporun ortaya gerçek durumu çıkarmayacağı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasamızda yer alan adil yargılama hakkı ile beraber değerlendirildiğinde meydana çıkan kesin ve somut delillere göre karar verme zorunluluğu gelen raporların bilimsellikten uzak bir şekilde hazırlanması gerektiği gerçeği ile çatışmaktadır. Bu durumda yargılama aşamasında müzekkerelere ruh ve beden sağlığının alınması şeklinde genel bir rapor talebinin hukuka aykırı olduğu ortaya çıkacaktır. Onun yerine DSM 3-4 de yer alan hususların tek tek değerlendirilerek zamana yayılı olarak gözetim altına alınarak ruh ve beden sağlığının yerinde olup olmadığı ve bozukluk sebebinin olay öncesi depresif haller yaşayıp yaşamadığının sorulması ile gerçek durum ortaya çıkacaktır.

Ötesi sadece “dostlar alışverişte görsün” den ibarettir.

Paylaş
Önceki İçerikPasaport ve Ehliyet Emniyetten Ayrılıyor “Güle Güle”
Sonraki İçerikİnsan önce kendini bilme özgürlüğüne kavuşmalıdır.
İbrahim Halil Eroğlu
AJANS 3C isimli aylık hukuk bülteni çıkardı. FİKİR KULUBÜ isimli kitabı var. www.sende yaz.net te şiirve makale tarzı yazıları bulunmakta çeşitli yerel gazete ve meslek dergilerinde yazı ve makaleleri vardır. www.iheroglu.com adresinde hikaye-makale ve yaşam koçlugu hakkında yazıları bulunmaktadır. Uzun Köprü Lisesi Gaziantep Atatürk Lisesi Ankara hukuk fakülteinde okudu Dernek ve parti yöneticilikleinde bulundu.Futbol masa tenisi ve tenis oynuyor.