Handikap… Siyasi Partiler Yasası

0
459

Siyaset dönemsel yönetim aracıdır. Parti araç olarak kullanılmak sureti ile seçim denilen yöntemle yönetime gelinir ve dönemsel süreçte faaliyet gösterilir. Siyasi faaliyet de diyebileceğimiz bu süreçte hukuk, bu faaliyete meşruiyet sağlarken, iktisadi faaliyetlerle sosyal hayatın gelişimine katkı sağlanır.

Siyaset-Hukuk-İktisat-Sosyal Hayat şeklindeki zincirde oluşacak kopukluk kaos oluşumuna yol açar.

Dönemsel olarak ele geçirdiğiniz araç ile sosyal hayatın gelişimini hukukla meşru kılınarak iktisatla sosyal gelişimi sağlamanız gerekirken sizin bu yapıda oynamalar yapmanız bu süreci kendiliğinden kendi aleyhinize doğru yönlendirir. Zamanı geldiğinde oluşacak ilk kopuşla varlığınız sonlanır.

Siyaset gittikçe güçlenerek var olmaz.

Maksimum noktaya ulaştıktan sonra beklentileri gerçekleşmeyenlerin varlığı ve beklentisizlerin eleştirisi ile sürekli azalan verimler yasası gereğince sona yaklaşır.

Burada lider katkısı, maksimuma ulaşma sürecini, dolayısı ile iktidarda kalmayı biraz uzatır. Bu süreçten düşüş trendine girdiğiniz andan itibaren yok olursunuz.

Menfaat temini ve lider korkusu, birlikteliği sağlayan en büyük harçken bu halin zaman içinde haraç şekline dönmesi ve lider sultasının zayıflaması ile iktidar yanlısı güç odaklarının palazlanması, türlü menfaatlenmeleri-haraç sekline dönüştürerek yok oluşa ivme katarlar.

Günümüz Türkiye’sinde AKP, kuruluş-gelişme-genleşme trendini lider Erdoğan sayesinde uzun soluklu olarak sağlamıştır.

Liderdeki yaşlılık, yorgunluk ve işletme körlüğü ile tıfıl olarak alınıp palazlanan güç odakları kendi belirleyicilikleri, kendi alt birimlerinde haraçlarını yeme sürecine girmiştir. Dev sonunda kendi sonunu hazırlayacaktır.

Bu devin oluşumu gelişimi ve iktidar süreci uzunluğunu kendi iç dinamiklerinin yanında, istişareye açık olmakla beraber alınan karara sadakatle bağlılık ve aşağıda parti teşkilatlarının dışında oluşan/oluşturulan şartlardır;

a-Muhalefet Lideri Yokluğu:

Asıl olan bu süreçte muhalefet liderinin olmaması sebebi ile geniş halk kitlelerindeki umutsuzluk ve bu umutsuzluğa dayalı bireysel vurdumduymazlıktır. Tüm tahsilli kesimlerin %80 ini mevcut yönetimin ve anlayışını tasvip etmezken koordinesiz ve başsız olması sebebi ile hezeyan ve düşüncelerini bir sistem dahilinde yayamamakta ve geniş oy tabanına sahip, cahil halk kitlesinin uyanmasına sebebiyet verememekte bireysel serzenişler topluma aykırı davranış olarak Candaş medyaca öne sürülünce de inandırıcılığını yitirmektedir. Bireysel siyasetin yanında partilerce yapılan siyasete gelince… Solda yer alan bir parti, evvelden toplumun tümüne şamilken genel başkan değişimi ile üst kademede oluşturulan etnik ve mezhepsel yapı ile hayır ben toplama değil cüz’e talibim diyerek iddiasızlığını ortaya koymuş ve yıllara dayalı kronik partililerin büyük kısmını yaralayarak, toplumun daha da sessizleşmesine ivme katmıştır. Lider olmayan genel başkan salvoları, geçmişteki en baba sağ parti liderinden dahi gelmeyecek boyutta ve içerikte, güncel ama birbiri ile çelişen beyanları ile inandırıcılığını ve güvenirliğini daha da erozyona uğratmaktadır.

Mecliste yer alan diğer milliyetçi olduğu bilinen bir partiyse, evlere şenlik partilerle dumura uğratılmış, yetişmiş insan kaynakları mevcut iktidara kaynaklık etmeye başlamış ve bizzat organik bağı olanların oyları dahi yaratılan güvensizlik ortamı ile iktidar partisine yönelmiştir. Diğer sol partiye kızan ulusal nitelikteki oylar olmasa aslında %4’lerde kalarak baraj problemini bile yaşayabilir hale getirilmiştir. Sokaklar boş bırakılmış toplantı ve gösteri yürüyüşü kanunu kapsamında dahi nümayişler düzenlenmemiş, 40- 50 kişilik güruhlar sokakları talan ederken, benim partilim sokaklarda yer almaz diyerek memleketin talan edilmesine sessiz kalmış, benim oğlumun Trablus’ta Galiçya’da ne işi vardı demeyen köylü bir annenin metaneti gösterilmemiştir. Ama çok sıkışıldığında 12 Eylül 1980 öncesinde 5000 şehit verdik diyerek, itaat söz konusu olduğunda ülkücü kimlik öne çıkarılmış, sokak olaylarında eşkıya şehri talan ederken kanun yolu ile önce ülkem diyen insanlar ve tüm kurum başkanları tek tek içeri atılırken, sessizlik katsayısını arttırırken toplumun dinamiklerini de köreltmiştir. Elek altı insanları parti içi kadrolaştırırken, nitelikli olanları görmezden gelerek iktidar partisinin kucağına bırakarak bizzat onun omurgasının oluşmasına sebebiyet verdiğini de tarih elbette yazacaktır.

Mecliste bulunan diğer parti, ideolojik kamuflajlı duruşu ile etnik yapıdan uzaklaşamayan duruşu ve terörist kademesinden gelen emirle yönetimi bizzat iktidar partisinin elinin güçlenmesine yol açmaktadır. Yapılacak olanları önce dillendirip sonra közlendirdikten sonra iktidar partisinin önüne vererek siyasal dönüşümün kaynaklığını yapmakta ve her iki tarafından Atatürk’ün kurduğu devletten nefretini organik yapıya dönüştürmektedir.

Bu durumda aslında Türkiye, tüm muhalefetin ortak olduğu, görünmeyen gizli koalisyaonla, muhalefetsiz olarak yöneltirken, bizleri akıl yolu ile ilimle yetiştiren, başkasına saygı duyarak inanç özgürlüğü sağlayan, dağlarda yaşamaya mahkum edilen 3-4 kuşak öncesinin Türkmenlerini,(OĞUZların tümü Türkmendir.Türk adı vatandaşlık bagı ile baglı olan için kullanılmalıdır. ) devlet yönetimini sanat-sporla tanıştıran Atatürk Türkiye’sinin tarumar edilip, Suriye gerekçesi ile İslami Cihad-Müslüman Kardeşler gibi uluslararası terörist gurupların hücresel yapılanma için tohumlarının atıldığı bu dönemde her Türk Vatandaşı üzerine düşen görevi yapmalıdır.

Hedef bellidir. Siyasi partiler yasası. Bu yasa lider sultasını takviye edip hukuk düzenini tehdit etmektedir. Delege sistemi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, toplumun kendi kendini yönetmesi kuramlarına doğrudan aykırı olup Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi gerekir. Her partinin üyesi ülkem diye yüreği atıyorsa, 10.000 Ailenin mutlu azınlığına köle değilim diyorsa, 800.000 kişilik örgütlenmiş guruplar beni yönetemez diyorsa, Anayasal bireysel başvuru yoluna giderek sistemi klikleştiren bu yasanın ortadan kaldırılmasını sağlamalıdır.

b-Koordinesiz Davranışlar:

Nitelikli insan gücü ve beyaz yakalı diyebileceğimiz en az lise mezunu olan seçmen kitlesinin %80 ini mevcut iktidarı “şehrin iyi yerlerinde yaşamalarına rağmen” desteklememekte, iyi yerlerder okumuş, iyi yerlerde yaşayan yoğunluklu insan kitlesi ve aslında kendi bulundukları ortamlarda kanaat önderi olanlar a şıkkı yokluğundan davranış ve serzenişleri fevri hareket haline dönüşmektedir. Bu fevrilik geleneksel ve inanç noktasında körü körüne bağlılık düzeyindeki geniş halk kitleleri tarafından yobazlık olarak nitelendirilmekte ve genel kabul görmemektedir.

c-Siyaset Felsefesine Aykırı Yaklaşımlar:

Tüm ekonomik sistemlerde geçime göre hareket eden, emek ile kara göre hareket eden sermaye çatışmasını normal karşılamakta ve her iki yapıda kendi çapını genişletmek için diğerinin aleyhine olacak şekilde faaliyet göstermektedir. Sermaye için en büyük gider maliyet arttırıcı emek-ücret ilişkisidir. Karlılığı düştüğünde, tasarrufa gitmesi gerektiğinde ilk hareket ücret kısıtlaması yönünde olacağıdır. Buna rağmen Türkiye’de fakirin kolay dindarlığı, zenginin hoyrat dindarlığı siyaset dışında düşünülmesi gereken inancın belirleyici olması sebebi ile inanç merkezli siyaset yapan partilerin bu siyaset felsefesine aykırı olarak çatışan menfaat gruplarını odak noktasında birleşmesini sağmamıştır. Bu durumda eksik olan Müslüman sol, dindar sol tiplemesi ve kaygısı ile emek oyunu kendine çekecek partinin noksanlığıdır. Bu çelişkiyi ortadan kaldırmadıktan sonra AKP tandanslı partiler doğuştan 1-0 önde başladıkları maçı hep gelip götürecek ve demokrasiye olan inancın azalmasına yol açacaktır.

Paylaş
Önceki İçerikŞişli Başkan Cinayetinde Yeni Gelişme
Sonraki İçerikAdalet Bakanı Gül Şehit ve Gazi Aileleriyle Bir Araya Geldi
İbrahim Halil Eroğlu
AJANS 3C isimli aylık hukuk bülteni çıkardı. FİKİR KULUBÜ isimli kitabı var. www.sende yaz.net te şiirve makale tarzı yazıları bulunmakta çeşitli yerel gazete ve meslek dergilerinde yazı ve makaleleri vardır. www.iheroglu.com adresinde hikaye-makale ve yaşam koçlugu hakkında yazıları bulunmaktadır. Uzun Köprü Lisesi Gaziantep Atatürk Lisesi Ankara hukuk fakülteinde okudu Dernek ve parti yöneticilikleinde bulundu.Futbol masa tenisi ve tenis oynuyor.