Bir Evlilik Neden Biter?

0
460

Evlilikler gün geçmesin ki yeni bir bahaneyle bitirilmekte ve sebep sonuç ilişkisine bakılmadan yeni bir geleceğe doğru gidilmektedir. Oysa ki evlilik kutsal bir müessesedir. Evliliğin her iki tarafı da yeterli bir durum değerlendirmesi yapmadan evliliklerini bitirmemelidir.

Allah’ın yaratığı bir dişi bir erkek varlık, diğer varlıklardan farklı olarak dünya evlerine girişini cümle aleme duyurup, seremonili bir şekilde bu işi icra ederler.

Hiçbir canlıda bu tarz bir seremoni yoktur. “Evlendiğimi cümle alem duysun” diyenler, ayrılırken “aman kimseler duymasın” diyerek, “cümleten Allaha ısmarladık” demeden sadece kendisinin ve eşinin bunu bilmesini hatta çocuklarının dahi duymamasını isterler.

Zaten hayat hep bu değil midir? Çelişkiler yumağında herkes, bir ilmek çözmek isterken, aslında yumağa bir ilmek attığının farkında değildir. Yani, her kim ki dünya derdine düşüyor, dünya kadar derdi oluyor. Allah yaratırken, geceyi – gündüzle, dişiyi – erkekle yaratmış ve çerçevenin içine salmış. Bu çerçevede hayatı basitleştirerek yürütenler, dergah misali huzuru bulurken, iş ve ilişkilerini karmaşıklaştıranlar var olan huzurlarını da yitirmektedir.

Evlilik akdinin seremonisinde verilen sözler, hastalıkta ve sağlıkta, bakım yükümlülüklerine canı gönülden biat etmeler, ansızın mutasyona uğrayabiliyorlar.

Nasıl mı?

1-Evlilik sonrası oluşan ülke ekonomisinin karanlık girdapları, aile bütçesini tarumar etmesi,

2-Beklenmeyen bir kaza halinin eşi yatalak hale getirmesi,

3-Aşırı stres ve yorgunluktan kan dolaşımının beyne bir enboli atıp eşi felç etmesi

4- Erkek üzerinde diğer eşin onulmaz dırdırları

5-Psikolojik eksiklikleri ile oluşan olağan üstü kıskançlık krizleri

6-Ekonomik doygunluk ya da iş bilmezlikle erkeğin aşırı alkol bağımlılığı, evde kaybettiği huzuru alem saydığı ve aslında alemden sayılmayan zafiyet yerlerindeki davranış bozuklukları.

7-İletişim kanalarının sanal seks ve sanal aşk ortamları ile gerçek olmayan kimliklerle gerçek olmayan aşk benzeri davranışlar.

8-Erkeğin kadınsı, kadının erkeksi davranışları ile karşılıklı beklentilerin karşılanmaz psişik etkileri

9-Eşler arası sosyal yetişme şartlarındaki uyumsuzluk

10-Görünürde eşler arası sosyal uyumluluk olmakla beraber üstsoy aileler arasındaki sosyal uyumsuzluk

11-Yöresel kültür farklılıkları

12-Seks davranışlarındaki bozukluk

13-Hobi, spor, doğa faaliyetleri ile marketing faaliyetlerinin çatışması

Anne ve babanın aşırı doyumsuzluğu, TV kanalları ve medyaca sırf tüketim odaklı davranış modelleri her iki tarafı da bencilleştirip evlilik sorumluluğundan uzaklaştırmakta ve bu bireysellik çocukların sorunlu ve sorumsuz olarak yetişmelerine sebebiyet vermektedir.

Kadınların iş hayatında etkin ve aktif şekilde yer almaları, onların östrojen hormonlarının azalmasına ve testosteron hormonlarının artarak kadınsı davranışlardan uzaklaşmasına yol açarken, yumuşak huyluluğu bırakarak, eşine karşı dikilen ve onu beceriksiz gören, aşağılayan bir tavrı ile müşterek hayatın çekilmezliğine ivme katan kişisel değişimlerdir.

Anne ve baba olarak yetişen bireylerin, çocukluk günlerinde kendi anne ve babalarının erkek çocuk yada kız çocuk beklentileri ile buna sahip olamadıklarında, sahip olduklarını yetiştirirken uyguladıkları yanlış yöntem ve etki altına almaları da diğer bir handikap olarak kişisel gelişimi etkilemekte ve evlilik birlikteliğinde eşlerin bu yetişme şartlarına karşı eşten beklentilerini belirlemektedir.

Eşler arası beklentisizlik karşılaşmaları mutsuzluk kaynaklığına sebep olmaktadır. Bir Çepni yada bir doğulu, erkek çocuğu olmadığında sahip olduğu kız çocuğunu erkek gibi yetiştirdiğinde, çocukluk günlerini bu baskı altında geçiren kız çocuğu evlendiğinde, bunu eşine karşı da sürdürmekte ve yine evlilik bitiş çizgisini ölüm harici sebeplere indirgemektedir. Aynı şey kız gibi yetiştirilen bir erkek çocuğu evlenip koca olduğunda yumuşak tavırları, sert-ataerkil bir aileden gelen kız çocuğu üzerinde hayal kırıklıkları oluşturmakta ve bu bile evlilik ilişkisini sona erdirmektedir. Genlerle bulaşan kişisel değişimin evliliğe olumsuz katkılarıdır denilebilinir.

Sosyal uyumluluk sadece eşler arasında değil aileler arasında da olması gerekmektedir. Görünürde eşler arası sosyal uyumluluk arasında eşitlik sonradan üst soy aileler arasındaki orantısızlıkla beraber mutlak eşitsizliğe dönüşmektedir. Sosyal uygunsuzluk, üst soy aile bireylerinden cahil görgüsüz tabakadan olması, diğer tarafınsa zengin tahsilli bir aileden gelmesi evlilik müessesini ortadan kaldıran diğer sebeplerdendir.

Çocukların dayısının tuvalet temizlikçiliği yaparken, amcasının üniversitede profesör olması, yeğen üst soy ilişkisinde bile onarılmaz yaralar oluşturmakta ve bayramda harçlık alamayan çocuk, harçlık vereni tercih ederken akrabalık ilişkilerinin bile gereksizliği ile belirleyicilikte maddiyatı öne çıkarmaktadır. O sebeple 2 gönül severse samanlık sadece sevişirken seyran olur. Yoksa aksi halde saraylar damdan farksız hale geldiği hayatın gerçeklerindendir. Davulun bile denk çalması sadece eşler arasındaki eşitlikle değil aileler arasındaki eşitlikle de alakalıdır. Sosyal benzeyiş bozukluğu da denilebilecek bu hal uzun vadeli evlilik koşusunun ömrünü azaltan sebeplerdendir.

Eşler arası bireysel gelişim farklılıkları hobi, spor, doğa, hayvanlara karşı duyulan sempati dahi ilk yıllarda olmayan uygunsuzluk hallerinin daha sonradan ortaya çıkması sonucunu doğurur. İlişkinin kuruluş aşamasında bu benzeyişlerin fazlalığı olağan üstü şekilde araştırılmalıdır. Yoksa atalarımızın dediği gibi İnsan sevse de istemediği zaman karşıdaki kişinin içtiği su şapşap yürüdüğü de lap lap gelir.

Gürbüz, bedensel gelişimlerini tamamlamış çocuklar, ruhsal gelişimlerini temiz ve dengeli ilişkinin yürüdüğü ailelerde tamamlarlar ve bu çocuklar başarıyı da gerek okul gerekse okul sonrası hayatlarında yakalarlar. Aksini düşünmek ve beklemek karın yerden havaya doğru yağmasını beklemekle eşdeğerdir. Bu sebeple bir memlekette dul sayısı ne kadar az olursa sorunlu, sorumsuz insan sayısı da o kadar az olur.

Türk aile yapısının bozgunluğu, artan boşanma davaları ile sorunlu, sorumsuz çocukların toplum dışılığı ile beraber ahlaksızlık diz boyu olmuştur. Miras karışıklılıkları iki yetişkin insanın anlaşamamakla beraber gayri meşru ilişkilerinden doğan çocuklar ile boşanan eşlerin ölüm sonrası bile bıraktıkları miras sadece sorun olmaktadır.

Eski yıllarda fahişelikle geçim sağlayan insanların onuru gereği bu yaşam biçimlerini kendi yavrularından bile gizlerken değişen günümüz toplum şartlarında medyada haber niteliği bile kalmayan analı-kızlı fahişelik yapanlar kanımızı dondurmaktadır. Parçalanmış aile modeli suç ve suçlu tipi oluştururken, asıl olan evlilik müessesinin her halükarda korunmasını sağlamak olmalıdır.

Evlilik Danışmanlığı, Boşanma Avukatlığı, boşanmaların engellenmesi hususunda önemli bir kurumdur. İnsanlar sinirlerinin en gergin olduğu anda karşı tarafı kırmakta bir beis görmezken, normal şartlarda içinde düştükleri pişmanlıkla geri vites yapmayarak güzelim yuvalarını dağıtmakta ve sorunlu sorumsuz insan katkısından başka topluma bir fayda sağlamamaktadırlar.

Bir kadın için dayaktan bile kötü olan şey aldatılmaktır. Erkek karısını aldatmayacak, kadın erkeğine makinalı tüfek muamelesi yapmayacaktır.

Boşanmaya karar vermiş insanların hemen avukat yanına giderek bir dilekçe ile kendilerinin ve çocuklarının hayatlarını ipotek altına koymaya hiç gerek yoktur. Çünkü vakıa olarak sabittir ki ikinci dikişler pantolonda bile tutmamaktadır.

Sağlam yapı ve karakter taşımadıktan sonra ilk dalgada bile evlilik fırtına mağduruna döner. Sebat eden her zaman kazanır