ÖZÜR…!

0
525

ÖZÜR…!
ÖZÜRLÜ İnsanlarımızın toplumda yaşadıkları sorunlar:
1) eğitim ve öğretim
2) iyileştirme ve topluma adaptasyonları
3) istihdam.
1) eğitim ve öğretim.
Özürlülük doğuştan olduğu gibi sonradan da özürlü olma durumunda kalıyor insan, devlet  sosyal devlet sorumluluğu içerisinde doğuştan ve sonradan özürlü vatandaşlarını her alanda düşünerek gerekli alt yapıyı hazırlamak zorundadır. Ülkemizde henüz özürlü vatandaşlarımıza ve çocuklarımıza gerekli önemi vermek yeterliliğinde değil, bu bağlamda ailelerimiz bilakis kırsal kesimde yaşayan ve özürlü aile ferdine sahip ailelerimize yeterli destek ve hizmet verilememektedir.
Özürlü Çocuklarımız okul öncesinden itibaren başta aile için de gelen yanlış bir eğitimle büyütülmektedirler. Bunun başlıca nedenleri kırsal bölgelerde yaşayan Özürlü Çocuklarımızın aileleri çocuklarını toplumdan soyutlama durumu içerisindedirler, bu kız çocuğu olunca bu problem daha da önem arz etmektedir. Bir insanın ve ya bir ailenin ne zaman özürlü aile ferdine sahip olacağını bilemeyiz. Yüce Mevla’m Tüm İnsanlarımızı Görünmez kazalardan saklasın. Yaşamımız içerisinde İnsanoğlunun nelerle karşı karşıya kalacağını bilemediğimiz gibi, toplumumuzda özürlü vatandaşlarımıza gerekli duyarlılığı hem insani açıdan hassasiyet göstermemiz, yaşamsal alanlarında ise hem ailelere hem de özürlü vatandaşlarımıza karşı haklarıyla ilgili duyarlılık gösterip onlara manevi destekte bulunmamız insani görevimizdir.
Tabiî ki bu noktada aileleri suçlamakta sadece “günah çıkartmaktan” ibarettir. Çünkü kırsal bölgedeki ailelere RAMLAR(Rehberlik Araştırma Merkezi) yeterli bir şekil de eğitim verememektedir. Aslında Anakentlerdeki özürlülerimiz de eğitim konusun da kaderlerine terk edilmiştir.
Elbette kırsal kesimde yaşayan Özürlülerimizden biraz daha şanslılar fırsatlar açısından ne yazık ki Anakentlerde bulunan RAM’lar da oldukça yetersiz kalmaktadır. Okul sürecinde ise eskiye göre bozulmalar artmaktadır. Buda Eğitim Öğretimdeki alt yapı eksikliklerinden kaynaklanmaktadır. Sosyal Devlet Toplumun her kesimindeki yaşayan insanlarımızın yaşamsal sosyal alanını nitelikli bir konuma getirmek sorumluluğundadır. Özel Sektörümüzün de taşın altına elini koyarak kamu yararı vicdani sorumluluğunu yüklenerek devletimize yardımcı olmalıdır.
Engelli çocuklara sahip olan ailelerimize Eğitim ve iş açısından yardımcı olmaları gerekmektedir.
Kurumsal olmanın Kurumsallıkla birlikte insani bir görev sorumluluğunun bilincini yüklenmenin prensibiyle devletle işbirliği halinde hareket ederek çözüm aramalıdır. Kurumsal şirketler ve vatandaş olarak evrene bıraktıklarımızla memnuniyeti ve mutluluğu yakalayıp gelecek nesillere taşıma sorumluluğu içerisinde hareket etmemiz gerektiğini unutmamalıyız.
Günümüzde bugün geldiğimiz nokta Engelli çocuklarımıza hizmet edecek okullarımızın yetersizliğinin yanında çocuklarımızı eğitecek öğretmen eksiğimizin de her geçen gün açığı artmaktadır. Üniversitelerimiz bölüm açarken bu alana da yatırım yapmalarının sorumluluğunu taşıyarak nitelikli eğitimciler yetiştirmelidirler. Göç hareketinin yoğun olduğu Büyük Şehirlerimizde gelinen nokta eğitim ve öğretimde engelli çocuklarımızın okulunda artık çift engel grupları okutulmaktadır. Malum bu durumda eğitimi, eğitimciler için oldukça zorlaştırır.
yani bu sorunlar körleri geri de tutar
çözüm olarak şunlar yapılabilir
1) Körlerin okullarını biran önce tek engel haline döndürülmelidir.
2) Merkezi sınavlarda gelen hocalara eğitim verilmesi.
3) Körlerin eğitimlerindeki aday eğitimcilere üniversitede daha ayrıntılı eğitimler verilmesi.  Örneğin engelli psikolojisi daha ciddi bir şekil de anlatılmalıdır ve eğitimcilerin duygudaşlık kurmaları da gerekmektedir.
2) Rehabilitasyon:
Körler doğduklarından itibaren sürekli bir baskı altında tutulmaktadır. Ailelerin yaşadıkları korkular, şüpheler ve tedirgin tutumlarını bir türlü yenememektedir. Bunu tetikleyen nedenler toplumdaki artan suç unsurları baş göstermektedir. Ancak körler birçok engel grubundan aslında daha sağlıklı bir engel grubu olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım…
günümüzdeki rehabilitasyon merkezlerine giden körler yetersiz eğitimler almaktadır. Çünkü devlet rehabilitasyon merkezlerini iyi denetleyememektedir. Sadece çok iyi para akıtmaktadır akan parayla da ne yapıldığı bilinmemektedir. Hatta bazı rehabilitasyon merkezlerinde var olup da olmayan engelli isimleri de mevcuttur. Bu tamamen engeli istismarından başka bir şey değildir… Engellilerin rehabilitasyonlarının yetersizlikleri toplumun eğitimsizliği, yaşadıkları fiziki ortamlar da etkili olmaktadır…
3) İstihdam Sorunu:
Engel grupları içindeki en etkin engel grubu körler olmalarına rağmen en geride bırakılan engel grubuda körlerdir. İş alanlarındaki yaşanan yetersizlikler körleri psikolojik olarak olumsuz etkilemektedir. Örneğin: özel sektör çalıştırmadığı engeliler için devlete tazminat vermektedir.
“Bankamatik işçisi” adı altında körlere işe gitmeden para vermektedirler yani engeli çalışıyormuş gibi gösterip aslın da fiilen çalıştırmamaktadır. Bu başta güzel görünüp aslında körleri asosyalleştirmektedir. İş-Kur da bu konuda oldukça yetersiz kalmaktadır.
Körlere her yıl bilgisayar kursları düzenlemekte ancak körlere uygun bir iş bulamamaktadır. Devlet kurumlarında bu aslında özele göre biraz daha iyi sayılır ancak devlet kurumların da şuan da körlerin konumu oldukça kötü bir noktadadır… Çeşitli kurumlar sınavlar açıyor ancak çalıştırdıkları alanlarda alt yapı eksikliklerini gideremiyor. Örneğin milli eğitim kurumlarında bu sorun daha fazladır.
Okullarda çalıştırılan körler için uygun bir ortam bulunamaması toplumda körlerin işe yaramaz bir konuma getirmektedir. Çözüm olarak hem özel hem de devlet kurumları olsun sadece körleri maddi anlamda değil manevi anlamda da rahatlatmaları gerekir tabi bun da körlerinde çabası elbette önemlidir…
Nesrin AKKOÇ
Sanatçı / Yazar