Büyük Yürüyüş Ak Yargının Zorunlu Sonucu

0
442

“Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.” Anayasa-M.138
FETÖ yargılamalarında damat kontenjanından tahliyeler ve bunun adalet duygumuza verdiği zararlar tartışılır. Konunun ucu, haliyle Erdoğan’a da dokunur. Eleştirilere şu cevabı verir Tayyip Bey: “Yargı denetimli serbestlik kararı vermiş, bunun beraatına karar vermemiş. Yargılama süreci devam ediyor. Dolayısıyla bu yargıyla ilgili bir sorun. Bunu kalkıp da şu anda siyasi partinin içerisinde herhangi bir konumu yeri olmadığı halde bu şekilde, AK Parti’ye fatura kesmeye kalkmak kimsenin haddine değil.”
Yukarıdaki anayasa maddesine uygun bir açıklama mı bu? Kesinlikle evet. Peki samimi mi bu açıklamalar, ya da gerçek mi? Şimdi bunu irdeleyelim ve bir ülke düşünelim:
*
Bağımsız adaletin Bakanı Bozdağ, FETÖ yargılamalarını kastederek “Sanıkların yalan söylediğini” açıklar.”
Söyledikleri doğru olabilir. Sanıktan gerçeği söylemesi beklenmez; ancak arada doğru söyleyenler de çıkacaktır muhtemelen.
*
İyi de adalet bakanının böyle diyebildiği bir ülkede, bir mahkeme baş-kanının, “Sanığın söylediklerinin gerçek olabileceğini düşünme hakkı” ne kadardır?
*
Başbakan Binali Yıldırım, gazetecilerle iftarda buluşur. Orada FETÖ davaları için şöyle der:
“Ne yaparlarsa yapsınlar. Darbe girişiminde bulundular mı? O uçaklardan bombaları attılar mı? O uçakların kalkması için talimat verdiler mi? Her şey ortada. Bundan sıyrılacaklarını düşünmeleri beyhudedir. Ancak yarın bir gün ellerine bir koz vermemek gerekiyor. İlk duruşmada söyleyecekleri ne varsa sonuna kadar o hakkı kullanmalarına da hukuk devletinde rıza göstermemiz gerekiyor. Yapılan odur.”
Orada da durmaz başbakan:
“Bombayı atan, ona izni veren, insanları öldürenler, tankları yürütenler, helikopterleri, uçakları alıp götürenler belli. Neyi bekliyoruz? Bu suçüstü halidir. Karar verilmesi gerek. Bu konuda ısrarla her fırsatta yargıya telkinlerimizi iletiyoruz.”diye sürdürür muhabbeti.
Böyle bir girişim olduğu gerçek. Bu işin sorumlularının hak ettikleri cezayı almaları da hem vicdan hem de hukuk gereği.
Ancak başbakan tüm sanıklar için hükmü peşinen vermiş. Vermiş de; “Yarın bir gün ellerine koz vermeyelim, diye usulen yargılama yapıyoruz.” demeye getirir.
* Bu davaların hakimi siz olsanız nasıl başka yönde karar verebilirsiniz?
Sn. Erdoğan, sayısını unuttuğumuz KENDİ HELAL KAZANCIYLA VERDİĞİ İSLAMIN RUHUNA GAYETLE UYGUN(!) iftarlarından birinde, davetlilerle FETÖ davalarının muhabbetini yapar: Davalarda ne olup bittiğini takip ettiğini belirtir. “Bu eli kanlı katillerin hiçbiri de kendilerini bekleyen acı akıbetten kurtulamayacaklardır. Mahkemelerde yap-tıkları ahlaksızlıkların, cezaevlerinde açık net söylüyorum, çürürken onlara hiçbir faydası olmayacaktır. Şayet cezalarını tamamlayıp dışarı çıkanlar olursa, zaten milletimiz sokakta her gördüğünde onlara gereken cezayı verecektir. Onların yüzlerine tükürecekler ve milletin tükürüklerinde boğulacaklardır” der.
*
Dosyaları bilmem mümkün değil elbet; ama bildiğim şu: Sayın baş yargıcımız tarafından tüm sanıklar için mahkumiyet kararı verilmiş mi? Cezaevlerin de neler yaşayacakları hatta tahliyeden sonra nelerle karşılaşacakları da peşinen belirlenmiş mi?
*
Hakime gerek var mı peki. Göstermelik olarak var diyelim de bu açıklamalara rağ-men adalete uygun bir karar verebilecek hakim var mı peki?
*
FETÖ dışı fasıldan terörist sayılanlar için de geçerlidir bu durum. National Geographic’in Fransız fotoğrafçısı Batman Hasankeyf’te gözaltına alınır. Suçu var mı, varsa nedir, karar haklı mıdır, değil midir? Bilemem.
Konu uluslararası bir alana taşınır. Türkiye’de mahkemelerin kime bağlı olduğunu iyi bilen Fransa cumhurbaşkanı Macron, Erdoğan’a telefon ederek “dosyaya yakından bakmasını” ister, Erdoğan da, “dosyayı hızlı bir şekilde inceleyeceği” cevabını verir.
Bilahare bu Fransız gazeteci tahliye edilir. Bu gelişme üzerine Fransa Cumhurbaşkanı Macron, şunları söyler:
“Yapmamız gerekeni yaptık, herhangi bir karşılığı olmadan açık, saydam şekilde talep ettik. Erdoğan da yapması gerekeni yaptı, hatta yarın arayıp kendisine teşekkür edeceğim.”
*
Macron neden Türk yargısına değil de ismen Erdoğan’a teşekkür eder sizce?
İçimizden birileri ısrarla görmezden gelse de sağır sultan ve kör şey-tan bile bilmektedir ki bu ülkede yargının bağımsızlığı yalnızca; ”Sayın cumhurbaşkanının dediklerine aynen katılıyorum.” yönündeki kararlarda geçerlidir. Bunun dışındaki tüm kararlar-onlarca kez görüldüğü gibi muhteremimizin çok sevdiği Osmanlıca ile yazalım; “keenlemyekun” (yok hükmünde, hiç verilmemiş gibi) dur.
Şu an ülkemizde, diğer tarafında HÜKÜMET ve AK SİYASET TİCARET erbabı olan hiçbir davada, hukuk adına adil bir karar verilmesi imkânsızdır. Kazara böyle bir karar verebilen bir yargıcın başına neler ge-lebileceğini ise yazmama gerek yok.
*
Günümüz Türkiye’sinde ana muhalefet partisi de olsanız kaçamazsınız bu kaderden. Bu ülkenin yurttaşı, partisi iseniz, hukuku herkes için kovalamak zorundasınız. Konu başkaları olduğunda hukuk cinayetlerine sessiz kalmışsanız, sıranın size gelmesi kaçınılmazdır. Şimdi ve-elbette ki şimdilik sıra CHP’dedir.
*
Bugün Kemal Kılıçdaroğlu’nu, başladığı büyük yürüyüş için eleştirenler kendi bahçesinde hayali bir dünya kuran ve sırasını bekleyen Bahçeli zat da dahil haksızdır. Çünkü muhalefetin hukuk adına uma-bileceği, yapabileceği başka bir şey yoktur artık.
*
Kendine dokunan olunca; “Bu nasıl hukuk eyy Amerika….!” diyerek ABD’de hukuku arayan; ama kendi yurttaşlarına bunu çok gören ADALET TİMSALİMİZ, başka seçenek bırakmamıştır ona…
*
Kemal Bey’e yöneltilebilecek en haklı eleştiri “ Günaydın mirim! Daha önceleri neredeydin?” olabilir ancak.

Paylaş
Önceki İçerikZİNDANLARIMIZ…!!!
Sonraki İçerikDEPREM VE ÖNLEMLERİ
3C Hukuk Dergisi
AKTÜEL HUKUK DERGİSİ.. Yaşamın içinden, yaşamın üstünden,, görünen yüz-görünmeyen yüz, gerçekleri-zahiri gerçekleri önünüze sunmaktır..