ZİNDANLARIMIZ…!!!

0
410

Değerli Okuyucularım MERHABA…!
Bu yazımda  zindanlarımızdan kurtulmaya ne dersiniz ?
Evet yeni bir yaşama atılan adımın ardından aklıma ilk gelen insanların tutuklu zindanları olduğu ve kendilerini bu zindanlara hapsettikleri için mutluluğu yaşayamadıkları ve özgürlüklerinin tadına varamadıkları oldu. İnsanların zindanları vardır , loş ışıkların ve kasvetli duvarlara yansıttığı kadarı ile çevrelenmiştir ufukları. Korkular ile fikirler terbiye edilmeye çalışılır. Sızmaya çalışan her ışık huzmesi, esarete isyan ateşi muamelesi görür. Yüksek tondaki her ifadeyi buyruk, itaat ise mistik kabuller olarak algılanır zindanlarımızda.
Yansımaları hayat tarzı olarak kabullenenler, birbirlerine övgüler düzerek payeler verirler. Uğraşılarındaki tek düzelik- çeşitsizlikten – dolayı, Siluetleri gözü en iyi seçebilen, gelip geçen gölgeleri en iyi aklında tutup, sıradakini tahminde öne çıkaranlar, diğerleri tarafından, bu oluşu beslediğine inandıkları, güneş yada ateşin aracısı, bilgi ve erdemin sembolü olarak algılanır. Bireyler bu kitlenin içinde kişiliğinin sınırlarını aştıklarını hissederler. Çağlar boyunca ateşin yerini ampul alsa da sebep sonuç ilişkisinde farklılık görülmez. Edinilmiş bir bilgi ve davranış şeklinin mutlak hakikat olduğunu irdeleme, tartışma ya da araştırmaya ihtiyaç duyulmadan kabullenilmesi dogmatizm olarak adlandırılabilir. Bu yaklaşım hemen hemen her toplumda ve çağda görülmektedir. Aklın terk edildiği yerde insanların özgürlükleri, ANTİK Efes Harabeleri örneğinde olduğu gibi, kölelerin, mermeri efendilerinin oturmaları için ısıttıkları alan kadar yer ihtiva eder.
Gözleri, bu ısı transferinin şahsına katacağı menfaatin miktarını, karşılığını arar. Günümüzde de yönetimde tarz olarak seçilmiş olanlar seçenleri istediği yere konumlandırma özgürlükleri olduğu gibi , seçenlerin de bu konumlandırmayı kabullenme özgürlükleri bulunmaktadır. Doğruyu arayan kişinin önünde iki alternatif bulunmaktadır.
Galileo da olduğu gibi ,giyotinin caydırıcılığı ile çoğunluğun baktığı yönü ve tarzı kabullenmeye zorlanmak ki, kabullenilmesi halinde sıradanlaşarak toplumda yer edinmeye çalışmak ya da insanlığın varoluş gerçekliğine uygun hayat tarzını yakalayabilmesi için her defasında tökezlese de tüm çoğunluk karşına geçse de mücadelesine devam etmek olacaktır. İşte medeniyetler kazanımlarını kor’a veya boşluğa atlayarak ,onların bilgisini edinmeye çalışan kişilere borçludur. İnsanlar için kutsiyet ifade eden değerler , tacirler için risksiz, kar payı yüksek alanlar olarak görüldüğünden ,zihinsel tutsaklıklardan kurtulma gayretleri, kurumsal tedbirlerle dizginlenmeye çalışılır. Modern çağda mağaraların yerini televizyon veya benzeri donanımlar alsa da ,tepkisiz çoğunluğun trajik bakış tarzı aslında hiç değişmedi.
Çare mi? Toplumumuzun cahil aracılardan , kültürel dokumuza uymayan sembollerden arındırılarak asgari aydınlanmayı sağlayacak aydınlarımızın inatçı ve sabırlı çabalarına ihtiyacı var C.Meriç’in dediği gibi; ‘’ZİNDANLARIMIZI YIKMALI ,MİMARI VE İŞÇİSİ CEHALETİMİZ OLAN ZİNDANI’’ Sonsuz sevgi ve Saygılarımla
NESRİN AKKOÇ 
SANATÇI / YAZAR